22 Haziran 2014

Öcalan HDP oluşumunu TİP'e benzetti

Öcalan'ın bu kongrede öne çıkan cümlesi ise HDP'yi Türkiye İşçi Partisi'ne benzettiği cümle oldu

HDP Kongresi'de Abdullah Öcalan'ın mesajı okundu. İlk kongredeki mesajda "71 devrimciliği devlete isyan devrimciliğiydi. 40 yıldan sonra devletle müzakere önemlidir. Zira devrimci mücadeleler ancak nitelikli müzakerelerle kalıcı insanlık barışına dönüşebilir" cümleleri öne çıkmıştı. Öcalan'ın bu kongrede öne çıkan cümlesi ise HDP'yi Türkiye İşçi Partisi'ne benzettiği cümle oldu. Öcalan'ın geçen sefer olduğu gibi bu kez de Pervin Buldan tarafından okunan mesajı şöyle:

"Değerli yoldaşlar, 1970'lerin çıkışına dayalı olarak ortaya çıkan hareketimizin Türkiye devrimci demokratik ve sosyalist hareketlerinden hiçbir dönemde ayrı düşünmedik. Kendimizi hep bu çıkışın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirdik. Her zaman bütünsel olmaya, hareket etmeye özen gösterdik. Çağrı yaptık, adım attık. Bilinen veya az bilinen nedenlerle ayrı düştük. Faşizm, Türkiye'nin batısında alacakaranlığını egemen kılarken, doğusunda asla ölüm sessizliğine mahal bırakmadık. Bu coğrafyanın emekçilerini ve temel kültürel değerlerini stratejik önemde birinci sıradaki dost ve yoldaşlar olarak değerlendirdik. Bu temelde bölgesel bir dayanışmayı stratejik perspektif edindik. Böylece bir gerçek bir enternasyonalizme zemin olduk, yol açtık, yürüdük. Şimdi koşarcasına birincil stratejik dostlarla yeniden buluşmaya ve hareket etmeye çalışıyoruz.

Yakın dönemde HDK'nin ve HDP'nin oluşumuna tüm gücümüzle katkı sunmaya çalıştık. Hegemonik sistemin tüm karşı çabalarına rağmen geri adım atmadık. 'Ülke, millet ve devlet bütünlüğünden' bahseden hegemonik, oligarşik güçler ardına kadar ayrılıkçılığı, bölücülüğü dayatmakla maskelerini düşürmek durumunda kaldılar. Çok karşı çıktıkları Kürtçülüğün arkasındaki temel güç oldular. Hatta Kürt ulus devletçiliğinin mimarisini oynadılar. Oyunlarına her gün yeni halkalar eklediler, gerçek bölücüler olduklarını kanıtlamaya devam ettiler.

Değerli yoldaşlar; işte bu yakın dönem çabalarımıza tüm halkların hak talepleri ve özgürlükleri için sivil toplumun demokratik birliği için yeni ve sonuç alıcı taktik bir hamle ile zirvesel bir katkı daha sunuyoruz. BDP'ye dayatılan dar, bölgeci, milliyetçi suçlamayı boşa çıkarmak ve en önemlisi devrimci, demokratik sosyalist güçlerin pratik-politik-birleşik partisi HDP'yi TBMM'de grup kurma imkânına kavuşturduk. Unutmamak gerekir ki 1965'teki TİP hamlesinden sonraki en büyük politik çıkış olacaktır. İşçi ve emekçi hareketinin gelişimine katkı sunacaktır.

Değerli yoldaşlar, HDK ve HDP'nin yeniden yapılanmasını tüm grup, hareket ve partilerin ideolojik ve örgütsel yapısını olumsuz etkilemediği gibi tersine kendilerini daha güçlü ifade ve örgütlenmeye hizmet edecektir. Bir yandan devrimci demokratik ve sosyalist hareketin üst düzeyde azami birlik ve bütünlüğüne yol açarken, diğer yandan her grup hareket ve partinin kendini netleştirmeye sağlam bir bileşen olmaya taşıyacaktır. HDP ortak, pratik politikayı TBMM içinde ve dışında resmi olarak üstlenirken, muazzam bir sinerjiye yol açacaktır. Statüko karşıtı demokratik sosyalist güçlerin 1960'lardan hatta 1920'lerden beri hep komplo ve imhalarla engellenen birliği ve bütünlüğü bu temelde başarı imkânını daha da çoğaltacaktır. En önemlisi de bu yönlü gelişmeyi tarihi 'demokratik diyalog ve müzakere süreci'nin ayrılmaz bir parçası olarak geliştirmek zorundayız. Bu tarihte bir ilktir, önemle ele alınmalı ve gereği yapılmalıdır. Eğer Türkiye'de sosyalizme ve açık bir demokrasiye gideceksek bu demokratik müzakere süreciyle yakından bağlantılı olacaktır. Bu düşünce ve önerilerimi şüphesiz daha derin, teorik ve pratik tartışma ve önerilerle zenginleştireceğinize ve dolayısıyla başaracağınıza dair inanç ve umudumu belirtir hepimizi saygıyla selamlarım."

İlk kongrede Öcalan şu mesajı yollamıştı:

Değerli kongre bileşenleri öncelikle hepinizi selamlıyor, bugüne kadarki emeğinizin demokratik Türkiye’nin inşasında yüksek bir değer oluşturduğunu bilmenizi istiyorum. Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesiyle ilgili değerlendirmelerim, başlangıcı ve devamındaki temel ilhamı Mahirlerden almış olmasına, kendisine temel izlek olduğuna vurgu yapar. Kürt Özgürlük Hareketi, Türk ve Kürt halklarıyla tüm halkların birlikte mücadele özlemi ve idealini Diyarbakır sıkıyönetim mahkemelerinde de inatla ve ısrarla dile getirmiştir.

Tarihin kaçınılmaz uğrağının halkların birlikte ortak mücadelesini geliştirerek özgürlüğe varacağını savunan Türkiyeli yoldaşlarımız Kemal Pir, Hayri Durmuş ile Mazlum Doğan’ın anılarının bu kongrede yaşam bulacağına inanıyorum.

Halkların Demokratik Kongresi oluşumu mücadele tarihimizde Haki Karer’in şehadetinden sonra aldığımız partileşme kararı kadar tarihsel bir öneme sahiptir. HDP, ortak demokrasi mücadelemizde önemli tarihsel sapağı işaret etmektedir. Yürüttüğümüz mücadelede yılların birikim ve deneyiminin kaçınılmaz olarak radikal demokrasiye evrileceği, elitist ve konformist siyaset anlayışının terk edilerek, tabanı ve halkı esas alarak ortak örgütlenmeyi ikame edecek birikim ve enerjiyi kendinde görmelidir. 71 devrimciliği devlete isyan devrimciliğiydi. 40 yıldan sonra devletle müzakere önemlidir. Zira devrimci mücadeleler ancak nitelikli müzakerelerle kalıcı insanlık barışına dönüşebilir. Söz, yetki ve karar mekanizmalarının sokak mahalle ve kent meclislerine evrileceği yeni deneyim ve demokratik katılımcılığı esas alacak bir partileşmenin Türkiye gerçekliğinde büyük rol üstleneceği aşikardır. Bu itibarla hep omuzlarımda hissettiğim bu tarihsel emaneti yeni bir anlayışla sizlerin üstlenmesi ve yükseklere taşıması dileğiyle kongreyi kutluyor, üstün başarı dileklerimle devrimci selamlarımı gönderiyorum.”

Yazarın Diğer Yazıları

Türkiye, Suriye’nin kuzeyi için silahtan söze geçer mi?

Herkes daha çok bağırdığı zaman kendi sesinin kabul göreceğini, haklı görüneceğini sanıyor ama...

Kürtlerle konuşmak bir meczubun elinde oyuncak olmaktan daha mı zor?

İnsan hayatından belki de uzun yıllar sürecek bir çatışmadan bahsediliyor. Ekonomi tehdidini al da çek git diyecek yok mu?

Yüksek yargının hukukla imtihanı

Hukuk önünde eşitlenmedikçe toplumsal bir huzura ve barışa kavuşmamızın imkanı yok