10 Mayıs 2020

'Gözümün göreceği mesafede ol, tamam mı anne?'

Eminim bu memlekette yaşayan milyonlarca anne de sadece kendi evladı için değil tüm evlatlar için endişe duyuyor, tüm evlatlar ve memleket için dua ediyor

Annem çok heyecanlı…

Haftalar sonra ilk kez dışarı çıkıp yürüyecek…

Ben pencereden arkasından bakacağım.

Kendimi ona şöyle derken buldum:

'Gözümün göreceği mesafede ol tamam mı anne?'…

Sonra durdum…

Çocukluğuma gittim.

Bunu bana her sokağa oynamaya çıkışımda annem söylerdi.

'Pencereden baktığımda göreceğim yerde ol tamam mı oğlum?'…

'Tamam' derdim ama 'oyun nerede ise' oraya koşardım.

Arada bir kendimi gösterip yine 'uzağa' kaçardım.

En sevdiğim ise 'cesaret oyunu' idi.

Virajlı sokağımızda boylu boyunca yere uzanır arabaların bana en yakın mesafeye kadar gelmesini bekler son anda kaçardım.

Bir iki kez ciddi kaza tehlikesi geçirdiğim oldu.

Bu oyun annemin uzun süre göremediği için sokakta beni aramaya çıkmasıyla sonlandı.

Yüzünde kızgınlıktan çok, korkuyu ve üzüntüyü gördüğüm o gün 'cesaret oyunu' benim için sona erdi.

İlerleyen yıllar, yoğun iş beni annemden hiç koparmadı.

Özellikle hafta sonları mutlaka bir arada oldum.

Gün geldi zorunlu olarak 1,5 yıl annemin 'görme mesafesinin dışında' kaldım.

Kah kalın cam ve duvarların arkasından bir telefon ahizesinde nadir de olsa yüz yüze konuşurken annemin yüzünde sokağın ortasında beni yatarken gördüğü endişeyi ve acıyı gördüm.

Türkiye'de ne yazık ki artık 'cesaret oyunu' haline gelen gazetecilik yapıyordum, pek çok meslektaşım gibi iftira ve kurgu dolu iddianamelerle özgürlüğümü kaybetmiştim.

Ama annem o günlerde; 'özgürlüğü, adaleti sadece kendimiz için istemiyoruz, düşüncesinden ötürü tutuklu-hükümlü herkes için istiyoruz' talebimizi destekliyor, duruşmalarda içeride daha da uzun süre kalışımıza neden olacak savunmaları onaylıyordu.

Cezaevinde hala tutuklu gazeteciler, siyasetçiler, hak savunucuları, avukatlar varken 'kişisel hikayemden' bahsedecek değilim.

Sadece 'annemin' ve 'tüm annelerin' evlatlarının 'gözünün bebeği olduğunu', görebileceği mesafenin dışında kalan tüm alanlarda 'yüreğinin nasıl yandığını' hatırlatmak için yazılan bir yazı bu.

Annem; cezaevinde düşüncesinden ötürü tutuklu bulunan pek çok ismi bana teker teker sorup durumlarıyla ilgili bilgi istiyor.

Özellikle virüsün cezaevlerinde yaygınlaştığı şu günlerde bir zamanlar kendi evladının da kaldığı yerlerdeki diğer evlatlar için endişe ediyor.

Eminim bu memlekette yaşayan milyonlarca anne de sadece kendi evladı için değil tüm evlatlar için endişe duyuyor, tüm evlatlar ve memleket için dua ediyor.

Annelerimizin ve evlatlarımızın her zaman 'sağlıklı ve özgür, gözümüzün önünde' olacağı günlerin gelmesini diliyorum.

Bitirirken…

Cumartesi Anneleri… 789 haftadır evlatlarını arayan, hakikatin ve adaletin peşini tüm saldırılara karşı bırakmayan anneler. Onlara ayrı bir yer açmak gerekiyor. Dünkü açıklamalarında 'kutuplaştırıcı siyasetin anneliği 'makbul' ve 'sözde' olarak ayrıştırdığı bir iklimde hiçbir anneye evlat acısı yaşatılmaması dileğinde bulunuyoruz' dediler.

Bu cümleye katılmamak mümkün mü?

Ve her zaman tüm yüreğimle söylemek:

'Benim annem Cumartesi'… 

Yazarın Diğer Yazıları

Darbeci Mehmet Dişli’nin, MİT raporuna rağmen ihracını kim engelledi?

Ahmet Davutoğlu, 2009 ile 2013 arasındaki yaşananları biraz daha detaylandırmalı

Ahmet Türk’ün Akşener ve Bahçeli’ye uzattığı el…

50 yıldır siyasetin içinde olan ve hep bir arada yaşamayı, barışı savunan Ahmet Türk’ün elini havada bırakmamak gerekir

İyi Parti seçim zamanı HDP ile "örtülü ittifak" yaptı, şimdi dışlıyor

Akşener’in tıpkı Cumhur İttifak’ı bileşenleri gibi HDP’yi dışlayan ve kriminalize eden duruşu Türkiye’yi daha da kutuplaştıracak bir sonuca götürmez mi?