19 Ocak 2019

Bugün 19 Ocak 2019; bugün günlerden Hrant Dink, Cumartesi Anneleri, Tahir Elçi...

‘One minute’ artık anlamını yitirdi. Yitip giden pek çok değerin yanında...

Bugün 19 Ocak 2019 Cumartesi.

Evlatlarını arayan Cumartesi Anneleri’nin eylemlerinin 722. haftası...

Yıllardır barışçıl şekilde durdukları Galatasaray Meydanı 22 haftadır kapalı onlara.

Ortasında Cumhuriyet’in 50. Yılını ‘kutlayan’ bir anıtın olduğu küçük alan demir bariyerlerle çevrili.

İçinde bir zırhlı araç ve ellerinde tüfekleriyle polisler.

Halkın meydanını halktan koruyorlar.

Ama haklı olana meydan çok...

Anneler, kardeşler hesap sormaktan vazgeçmedi, vazgeçmeyecek.

Bugün İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi'nin bulunduğu Çukurluçeşme Sokak'ta olacaklar yine.

Bundan tam 8 sene önce, 6 Şubat 2011’de dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan Dolmabahçe’deki Başbakanlık ofisinde Cumartesi Anneleri ile görüşmüş  ‘faili meçhullerle mücadele konusunda hükümetin kararlı olduğunu’ söylemişti. Toplantıya katılanlardan 103 yaşındaki Berfo Ana bu görüşmeden, gözaltında kaybedilen evladı Cemil Kırbayır'ın en azından kemiklerinin bulunması umuduyla ayrılmıştı. Bugün Berfo Ana yaşamıyor. Erdoğan ülkeyi tek başına yönetiyor. Cumartesi Anneleri artık yıllardır oldukları yere bile sokulmuyor.

Bugün 19 Ocak 2019 Cumartesi.

Meslek büyüğümüz, ağabeyimiz Hrant Dink’in öldürülmesinin üzerinden 12 yıl, yani 624 hafta geçti.

Bu süreçte bu suikastta/katliamda payı-ihmali olan devlet görevlileri her geçen gün biraz daha açığa çıktı.

Ancak ne adalette bir ‘sonuç’ alınabildi, ne emri verenler bütün açıklığıyla ortaya çıkarılabildiler.  

Ocak 2007'de kaleme aldığı son makalesinde "Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmazlar" yazdıktan saatler sonra Şişli'de, yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin önünde katledilen Dink’in ardından dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan şöyle demişti: 
"Bu cinayet Ankara’nın karanlık koridorlarında kaybolmayacak."

Bugün ülkeyi tek başına Tayyip Erdoğan yönetiyor. Dink’in katilleri-emri verenler tamamen ortaya çıkarılmadı. Üstelik Agos’tan Yetvart Danzikyan’ın yazdığına göre Diyarbakır’da 2011 yılında yeniden ibadete açılan Surp Giragos Kilisesi tahrip edildi: 
Diyarbakır demişken... Surp Giragos Kilisesi ve çevresine giriş çıkış hâlâ yasak. Hançepek diye bir mahalle kalmadı, dümdüz edildi. Kilisenin şu an ne halde olduğunu bilmiyoruz, ama ziyarete kapalı olmasına rağmen epey tahrip edildi, kıymetli objeler çalındı. Bunun nasıl olabildiğini bile açıklayamıyor yetkililer.

Bugün 19 Ocak 2019 Cumartesi. 
Diyarbakır  Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin, 28 Kasım 2015'te öldürülmesinin üzerinden 3 yıl 2 ay, yani 164 hafta geçtiHayatını barışa ve insan hakları mücadelesine adayan bir isimdi Elçi. Öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare önünde şu konuşmayı yapımıştı:
"Tarihi bölgede birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz...

Uzak olamadı ne yazık ki istedikleri bölgeden...Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu o gün şöyle demişti: 
"Bu olay mutlak surette aydınlatılacaktır. Bizim dönemimizde faili meçhullere izin vermeyiz..."

O günden bugüne...Bazı kamera görüntüleri ortadan kayboldu, bazı kameralar bozuldu, bazı görüntüler de silindi. Teftiş kurulu tarafından hazırlanan rapor kamuoyundan gizlendi. Elçi de ülkenin utanç listesine, ‘faili meçhullerin’ arasına yerleşti. Bugün Davutoğlu siyaset dışında, ama o zaman Cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan ülkeyi bugün tek başına yönetiyor.

Bir zamanlar güce-güçlüye eğer haksızsa  ‘one minute’ diyen/diyebilen bir lider görüntüsü veriyordu Erdoğan. Bugün güç karşısında farklı tavır alıyor. ‘Türkiye’yi ekonomik yönden mahvederiz’ diyen ABD Başkanı Trump’a ‘Birtakım mesajları beni ve arkadaşlarımı üzdü’ diye yanıt veriyor. Aynı Erdoğan içeride ‘kendi gibi düşünmeyenleri’ hedefe koyan, ayrıştıran bir lider haline geldi. Güce susan, halka ve acılarına kafa tutan-kafasını çeviren bir lidere dönüştü. 
‘One minute’ artık anlamını yitirdi. Yitip giden pek çok değerin yanında...

Yazarın Diğer Yazıları

Demirtaş'ın annesi: Tenzile Hanım sağ olsaydı o da kabul etmezdi bunu

Sadiye Hanım bir anneden bir anneye gönül bağı olduğunu biliyor

Çakıcı 'reform balonunu' erken patlattı, iktidar 'Bahçeli' korkusundan tehdide seyirci kaldı

Merkez Bankası'nın toplantısında 'kaç puan faiz artarsa ekonomi düzelir' hesabı yapanlar hukuksuzluğun kök saldığı ve beterin beteri bir döneme hareketlenme sinyalleri veren ülkeye bakalım ne zamana kadar ve ne kadar prim verecekler?

Bir kitabın izinde: Bulutlar geçiyor, hayat geçiyor

Kitapta Yalçın Doğan'ın rehberliğinde medya tarihine damga vurmuş gazete bürolarına, bir dönemin en önemli siyasetçilerinin evlerine, bir darbeciyle mesleği savunmak için verdiği mücadeleye tanıklık ediyorsunuz