05 Mart 2021

Eylem planı

Tayyip Erdoğan'ın demokrasi için mücadele verdiğine inanmak ve bu "reform"u ciddiye almak mümkün değil

Bugünlerde konuşulan konu bu. "Reform" sonucunda demokratik haklar alanında ne gibi değişiklikler olacağını da açıkladı Tayyip Erdoğan. Bunların "reform" değil "devrim" olacağı da söylendi. Açıklanan şeylere bakınca, "Bunlar kötü hükümler. Aman olmasın" denecek bir şey görünmüyor. İnsanların evi sabaha karşı silahlı adamlar (polis ya da jandarma) basılmayacakmış... İyi, "basılsın" diyecek halimiz yok. Açıklamayı yapanlar da şimdiye kadar bu uygulamaları yapanlar.

Burada, şu aşamada, sorulacak soru şu: "Bunları ciddiye almamız gerekiyor mu?" Bu soruya benim cevabım, "Hayır. Gerekmiyor."

Neden öyle? Ben her zaman, var olan durumu üç santimlik, beş santimlik de olsa, iyileştirecek ya da ilerletecek bir şeye destek vermek gerektiğini savunmuşumdur. Şimdi niçin böyle söylüyorum?

Tayyip Erdoğan 2002'den beri iktidarda. Demokrasiden ne anladığını görecek yeterince zamanımız oldu. Hapisteki insanların bazılarını biliyoruz, tanıyoruz. Tanıdığımız bu insanların içeride tutulma nedeni olarak gösterilen şeylerle ne kadar ilgili olabileceklerini biliyoruz. Bu gibi olayları tekrarlamaya gerek yok; zaten bilmeyen kalmadı. Kurumsal düzeyde yapılan tahribatı da gördük. Bunların ardında belirli bir sistematiğin varlığını görmemeye zaten imkan yok. Tayyip Erdoğan'ın kendi düşünce dünyasında demokrasiye verdiği değerin ne olduğunu anlayabiliyoruz.

Tayyip Erdoğan demokratik kurumları çiğneme ve kendisini eleştirenleri susturma yolunda yaptıklarını "yasalar buna yatkın olduğu için", yasalar "Böyle yapman gerekir" dediği için yapmadı. Pek çok olayda var olan yasaları çiğneyerek bu noktaya geldi. AİHM ve AYM kararlarına uymak gibi tartışması mümkün olmayan konularda nasıl davrandığını da gördük. Yani dünyanın en demokratik yasalarını çıkaracak bir "reform" yapacak olsak da, Tayyip Erdoğan'ın kendisini nereye kadar yasayla sınırlı olduğunu düşündüğünü biliyoruz. Kaldı ki, sunduğu reformun ilkeleri arasında bilinmedik, duyulmadık bir şey de yok. Bunların bazıları hatta bu ülkenin hukuk düzeninde zaten kabul edilmiş şeyler. Ama onların varlığı Tayyip Erdoğan'ın hukuku yerle bir etmesine engel olmadı.

Sorun birtakım yasaların birtakım raflar ya da dolaplarda durması değil, sorun demokratik ilkelerin uygulanması. Bu, çok sık tekrarlanan bir olgu. Niye bu kadar sık tekrarlanıyor, tekrarlanması gerekiyor? Çünkü sürekli ihlal ediliyor. Tarihimiz bunun, bu ihlalin zengin örnekleriyle dolu. Ama eldeki birikime Tayyip Erdoğan'ın katkıları herkesi solladı geçti.

Dolayısıyla Erdoğan'ın demokrasi önerilerini demokrasi açısından ciddiye alamıyorum. Onun bütün zihnî uğraşı iktidarı elden bırakmama çareleri üstüne yoğunlaşmış; bu da o yolda bir taktik olarak gündeme geliyor ve bu politik mücadelede oynayacağı, oynayabileceği role göre önemli olabilir. Ama Tayyip Erdoğan'ın demokrasi için mücadele verdiğine inanmak ve bu "reform"u ciddiye almak mümkün değil.

Yazarın Diğer Yazıları

Bildiri kıyameti

İki lafın arasında olur olmaz "darbecilik" konusu açan, "Darbeci CHP" demekten özel bir zevk alacağı besbelli olan Tayyip Erdoğan bunu elinden kaçırır mı? Anında konuyu bu noktaya çekeceğini tahmin etmek güç bir şey mi?

Muhalefet tarzı

Normal bir süreçte etkili olabilecek bir muhalefet biçimiyle yetinmek, tehdidi büyütür, hatta gerçekleşmesinin yolunu da açabilir. Bir "parti"den çok bir "hareket" mantığıyla davranmak ve sorunun çıktığı yerde bulunmak gerekiyor

Erdoğan'ın politika felsefesi

Tayyip Erdoğan'ın davranışları, "meydanı boş bulmuş" derler ya, işte öyle birinin davranışları. Bu davranışlar, açıkça yasadışı, hukuku ayaklar altına alan davranışlar. Böyle olması onun umurunda değil, çünkü onun "siyaset kültürü" de iradesinin önünde herhangi bir engel olmayan bir "yönetici" anlayışına dayanıyor