09 Mayıs 2020

Zararsız olmaya çalışmak

Bahçede her zaman doğum ve ölüm vardır. Dallar kurur, ağaçlar ölür. Genellikle bahçıvanlar bunları kesip yakar. Oysa en iyi yöntem kuruyan dalları kesip bir yerde istiflemek, ağacı ise yerinde bırakmaktır

Ozanköy 

Cahillik bir örtüdür. Ama ince bir örtü. Onu kaldırmak kolaydır. Biraz merak, biraz ter, biraz sevgi yeter.



Bu dersi bana bahçe verdi.

Burasını satın aldığımda doğayı çok seviyor, ama bahçe işinden anlamıyordum. Bir ağacın altına veya çok yakınına başka bir ağaç dikilmeyeceğini bilmiyordum, en basitinden.

Ağaç her tarafından güneş görmek ve köklerini herhangi bir engelle karşılaşmadan yaymak ister. Bunun için çevresi boş olmalıdır.



Bu çam ağacını alalım, mesela. Onu servilere bu kadar yakın dikmemeliydim. Ama diktim. Çam, servilere bakan ve güneş almayan veya az alan kısmında dal çıkarmadı. Orasının gölgelik olduğunu bildi, servilerden mümkün olduğu kadar uzaklaşmak için ters yöne eğildi.

Aynı gün boş alanlara diktiğim çamlar büyüdü, o ise önce güdük kaldı sonra eğri büyüdü.Nazik olduğu için yanından geçerken "Cahil, hayatımı mahvettin!" demiyor, ama içinden geçiriyordur.



Okuyarak, bahçe işinden anlayanlarla konuşarak yavaş yavaş cehaletimin örtüsünü araladım.

Her ağacın diğerinden uzaklığını tayin eden, olgunlaştığında kaplayacağı alandır. Fidanlar, cinslerine göre, en çok güneş ve yağmur alacak aralıklarla dikilmelidir.

Zeytin, mesela, toprağın cinsine göre 5 ila 7 metre aralıklarla dikilir.



Bahçemde çok salyangoz vardı. Salyangozlardan zehir kullanmadan kurtulmanın çaresi, oldukları yerlere kâğıt bardak gömüp içine bira doldurmaktır.

Bulundukları yeri arkalarında bıraktıkları gümüşi izlerden anlayabilirsiniz. Salyangozlar birayı çok sever. İçeyim diye içine düşerler ve boğulurlar. Ama, bahçemde salyangozlar o kadar çoğaldılar ki, böcek ilacından nefret etmeme rağmen gidip bir dükkândan salyangoz zehri aldım ve kibrit ucu büyüklüğündeki pembe zehirleri salyangoz sahalarına serptim.

Ta ki bahçemde yabani yaratıklar için yaptığım küçük barınakta kış uykusuna yatmış kirpiyi keşfedinceye kadar.Uyandığında kirpiye nasıl davranacağımı, ona ne yedirebileceğimi öğrenmek için internete girdim. Kirpilerin salyangoza bayıldığını öğrendim. Belki kirpi, bol salyangoz olduğu için bahçeme gelmişti. Belki bir sürü kirpiyi de zehirli salyangoz yedirerek öldürmüştüm, cahilliğimle.



Bahçede her zaman doğum ve ölüm vardır. Dallar kurur, ağaçlar ölür. Genellikle bahçıvanlar bunları kesip yakar. Oysa en iyi yöntem kuruyan dalları kesip bir yerde istiflemek, ağacı ise yerinde bırakmaktır. Bunlar böcekler, kurtlar, karıncalar ve diğer küçük yaratıklar için çok iyi birer barınaktır. Varlıkları bahçeyi zenginleştirir. Onları yemek için daha çok kuş gelir, örneğin. Cahilliğimin üzerindeki örtü kalktıkça doğaya verdiğim zarar azaldı.



Sanıyorum bu kural sadece doğaya has değildir. İnsanın cahilliği azaldıkça... Cahilliği burada bilinmesi mümkün olan bir şeyi bilmemek anlamında kullanıyorum... Başka insanlara ve dünyaya verdiği zarar da azalır: En önce kendine verdiği zarardan başlayarak…

 

ETİKETLER

Metin Münir

Yazarın Diğer Yazıları

Grönland Köpekbalığı'nı da unutmayın

Bu yavaş, pis kokan, yarı kör yaratık bu gezegenin sunabileceği ebedi olmaya yakın tek şey olabilir

Uykuya yatan tohumlar

Toprakta göze görünmeyen milyonlarca tohum var. Bunlar uyanmak için kendileri için ideal olan durumun oluşmasını bekler ve oluşur oluşmaz yeşerirler

Dünyaya geldikten sonra

Yaşam düşüncelerle kontrol edilebilecek bir enerjidir. Bu öğrenilebilir