23 Nisan 2019

Piet Oudolf'un bahçeleri

Bahçede doğum, yaşam ve ölümü tecrübe edersiniz. Bu hayatımızda da olandır. Doğarız, yaşarız ve ölürüz

Bahçeler doğayı andırırlar, ama doğa değildirler.

İçlerindekiler doğada olan bitkilerdir ama sahip oldukları düzen, sınırlar, bitki örtüsü doğada değişiktir. 

Yaydıkları koku, yarattıkları duygular ve göze verdikleri zevk de farklıdır.

Bahçe ödünç alınmıştır, doğa kendi sahipliğindedir. 

Bahçe, doğanın eve davet edilmiş misafirlik hâlidir.

Bir bahçe ile doğa arasındaki fark, şişe suyu ile göl arasındaki fark gibidir. 

Kendi hâlinde olan kırların, koruların, ormanların başka bir çekiciliği var. Mevsimlerle güzellikleri değişir. Her mevsimde bakmaya doyamazsınız.

Dünyanın en ünlü bahçe düzenleme ustalarından biri olan Piet Oudolf, yarattığı bahçelere bu bakış açısıyla yaklaşıyor ve onlara bir kır havası vermeye çalışıyor.

Oudolf’un varlığından Amerika’da yaşayan bir okuyucum aracılığıyla haberdar oldum. Yazılarımdan onunla benim, bahçe konusunda ruh ikizi olduğumuzu anlamış olmalı ki bana Oudolf ile ilgili bu hasbihâli yolladı. 

Bu ikizliği şöyle özetleyebilirim: Bahçe yaratma, veya o şekilde yarat ki bahçe kendini yaratmış gibi olsun.

Bu bahçe hiçbir zaman ölmesin, sadece şekil, doku ve renk değiştirsin. 

Buna benzer düşüncelerden hareketle Oudolf, bahçe değil “kır manzaraları” yarattığını söyler. Kır manzaralarının “sadece güzel” olan düzenli bahçelerden daha “duygusal” olduğuna inanır. 

Şöyle der: “Biz bahçe düzenleriz diyorum ama aslında yaptığımız, doğal bir peyzaj meydana getirmektir ki bunlar sadece güzel olan bahçelerden daha çok duygu yüklüdürler.” 

Duygu yüklü mü?

“Evet. Size bir şeyler yaparlar. Gördüğünüzden fazlasını hissedersiniz. Gördüğünüzün üzerinde eklenmiş bir katman vardır.” 

Hollanda’da yaşayan Oudolf, dünyanın birçok yerinde aklındaki bu bahçelerden kurdu ve 75 yaşında kurmaya devam ediyor.

Belki de en ünlü işi, New York’un işlek caddelerinin birinin üstünden geçen, terk edilmiş tren yolunu bir kır hâline getirmesidir. Yarattığı bahçe o kadar doğaldır ki, orada,  dünyanın en büyük ve gürültülü şehirlerinin birinde değil bir doğa parçasında, “kentsel bir vahada”sınız. “Doğanın ruhu” oraya taşınmıştır. 

Oudolf’un yaptığı iş, New Perennial Movement diye bilinen yeni bahçe yaratma anlayışının bir parçasıdır. Bu anlayış, çayır çimen ve perennial “çok senelik bitki,” kullanılarak doğal bir görünüm yaratmayı içerir. 

Oudolf, herhangi bir yer için yüzden fazla bitki kullandığını söyler ve ekler: “Birbiriyle olmayı seven bitkiler birlikte sağlıklı büyürler.” 

Bahçeleri onun için özel yapan nedir?

“Bahçede doğum, yaşam ve ölümü tecrübe edersiniz. Bu hayatımızda da olandır. Doğarız, yaşarız ve ölürüz. Bunu bir bahçe de bize gösterir  – dört mevsimde kendi hayatınızın dört sürecinin tamamını izleyebilirsiniz. Sonra her şey yeniden başlar. Bahçenin gücü buradan gelir diye düşünüyorum: Orada kendi kişisel döngünüzü hayatınız boyunca 70-80 defa görebilirsiniz.”


TIKLAYIN: 1900'lerden bugüne; High Line Parkı'nın yeşerme hikayesi

Yazarın Diğer Yazıları

Siz olmadan yapamazdık

AKP döneminin en büyük özelliklerinden biri, kamu parasını kullananlardan hesap sormanın imkânsızlaşmasıdır. Türk medyası bunun kolaylaştırıcısı ve suç ortağıdır

Ayşegül Savaş’la Tavanda Yürümek

Walking on the Ceiling kısa bir zaman önce yayımlandı ve Batı’da ünlü eleştirmenlerden ve yayınlardan övgü aldı

Hayatın en iyi tarafı nedir?

Batı’nın bugün ulaştığı düzeyde feylesofların ve bilim adamlarının büyük payı var.  Her şeyin açıklamasının dinde arandığı karanlık çağların sonunu onlar getirdiler.