27 Nisan 2019

Hey! Artık bahçemde bir arı yuvası var!

Bahçemi seçmelerini bana sunulan bir ihsan olarak algıladım

Ozanköy

Geçen gün harika bir şey oldu.

Bir oğul bal arısı uğultuyla gelerek bahçemdeki yaşlı badem ağacının kovuğuna yerleşti.

Bu badem ağacı evimden yüksek ve herhâlde yüz yaşından büyüktür. Toplanması mümkün olmadığı için bademini hiç yemedim. O kadar yaşlı ki belki meyve vermiyordur bile.

Arılar yuva yapmak için ağacın bir zamanlar kesilmiş olan üst dallarından birinin meydana getirdiği, merdivensiz ulaşılması mümkün olmayan bir kovuğunu seçtiler.

Seçtiler dedim, çünkü bal arıları rastgele yuva yapmaz. Bunu birkaç sene önce okuduğum Bal Arısı Demokrasisi* adlı bilimsel bir kitaptan öğrenmiştim. Kitap, bal arılarının yeni bir koloni başlatmak için kullandıkları yöntemi anlatıyordu. İnanma sınırlarını zorlayan bir yöntemdi bu. Size anlatmalıyım:

İlkbahar veya yaz başında, kovan veya kovuk kalabalıklaşmaya başlayınca arıların üçte ikisi yeni bir koloni kurmak üzere yuvayı terk eder. Uçuşa geçmeden önce karınlar tıka basa balla doldurulur. Bu bal yeni kovuklarına gidinceye kadar arılara enerji verecek ve orada ilk peteklerini yapmak için hammadde olacaktır.

İlk aşamada, arılar otuz metre kadar uçtuktan sonra bir ağaç dalında, sakala benzeyen bir oğul meydana getirirler. Diğer arılar yeni bir kraliçe yetiştirmek üzere kovanda kalır.

Hicret başlamadan önce oğul, birkaç yüz arıyı yeni bir yuva için uygun bir yer aramak üzere keşfe yollar. Bunlar çevrede 70 kilometre kareyi bulan bir sahayı tararlar.

Aranan yer yeterince geniş ve korunaklı bir kovuktur. Arıları sert rüzgârlardan ve soğuktan korumalı ve arı düşmanlarının erişemeyeceği bir yerde olmalıdır.

Keşif arıları, genellikle birkaç kilometre ötede, on-on beş adet yuva olabilecek yer bulur, her birini arı kriterlerine göre incelerler. Kendi aralarında, bir tanesi üzerinde mutabakata varırlar ve bu bilgiyi oğula ulaştırırlar. Arılar birbirlerine “arı dansı” ile bilgi verirler. 

Bu küçük yaratıklar kendilerini o şekilde organize ederler ki her biri minik bir beyine sahip olmakla beraber, oğul hâline geldiklerinde akıllı bir karar almaya muktedir bir organizmaya dönüşürler.

Karar alındıktan sonra, otobüs büyüklüğünde bir sürü – on bin civarında arı – büyük bir uğultuyla bir anda kalkıp yola koyulur ve hiç şaşmadan seçilen kovuğa yönelir. Yaklaşınca yavaşlar, durur ve yerleşmeye başlar.

Bütün bunları belki başka bir gün daha ayrıntılı yazarım.

*

Arılar bademe uçtuklarında evde yoktum. Geldiklerini komşum haber verdi.

“Sesleri televizyonu bastırdı” dedi Salih.

Eve varır varmaz bademin oraya gittim, ama arılar çoktan yeni yuvalarına yerleşmişlerdi. Aşağıdan görünmeyen kovuğun çevresinde sadece beş-on arı vızıldıyordu.

Buraya gelmiş olmalarının benimle ilgisi yok tabii, ama bahçemi seçmelerini gene de bana sunulan bir ihsan olarak algıladım.

Beni çok mutlu ettiler.


*Honeybee Democracy, Thomas D. Seeley.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Siz olmadan yapamazdık

AKP döneminin en büyük özelliklerinden biri, kamu parasını kullananlardan hesap sormanın imkânsızlaşmasıdır. Türk medyası bunun kolaylaştırıcısı ve suç ortağıdır

Ayşegül Savaş’la Tavanda Yürümek

Walking on the Ceiling kısa bir zaman önce yayımlandı ve Batı’da ünlü eleştirmenlerden ve yayınlardan övgü aldı

Hayatın en iyi tarafı nedir?

Batı’nın bugün ulaştığı düzeyde feylesofların ve bilim adamlarının büyük payı var.  Her şeyin açıklamasının dinde arandığı karanlık çağların sonunu onlar getirdiler.