15 Şubat 2020

Bahçede dolaşırken yaban kerevizleri

Arılar, sinekler ve kelebekler azalırsa, ki müthiş bir süratle azalıyorlar, kuşlar da azalacaktır, ki onlar da azalıyorlar. Kuşlar azalınca başka şeyler de, hayatın tadı mesela, azalacaktır

Bahçede dolaşırken yaban kerevizlerinin çiçek açmaya başladığını görünce eve dönüp bahçe makasını aldım, ama kesmeye hazırlandığım çiçeğin üzerinde arıya benzeyen bir sineğin ziyafette olduğunu fark edince elimi geri çektim.

Önce çiçeği neden kesmek istediğimi, sonra neden vazgeçtiğimi anlatayım.

Ama hepsinden önce bilimsel adı Smyrnium olusatrum, İngilizce adı Alexanders olan bu yabani bitkiyle ilgili biraz bilgi vereyim.

Bahçemin güney hududunda servilerin altında hayat süren yaban kerevizi her yıl kendiliğinden çıkan, gölge sever bir kır bitkisidir. Onları bahçenin bir önceki sahibinden, ne olduklarını bilmeden devraldım.

Yaban kerevizinin vatanı Akdeniz’dir ama kuzeyde, Avrupa’da, özellikle Ortaçağ manastırlarının bahçelerinde de görülürler. Belki keşişler salatalarına koymak için yetiştiriyorlardı.

Ben yemedim ama bitkinin kökü de dâhil olmak üzere hepsinin yenebildiğini okudum. Tadı kereviz ile maydanoz arasındaymış. Olgunlaşınca siyah renk alan tohumlarının tadı ise biberimsi imiş.

Uzun mesafeli yürüyüşlerde Romalı askerler, yaban kerevizini kökü ile beraber söküp yolda yemeyi severlermiş.

Özellikle Ortaçağ’da birçok şekilde pişirilip yenen bu bitki On Sekizinci Yüzyıl’da kereviz çokça üretilmeye başlanınca gözden düşş.

Yaban kerevizi çok kolay çoğalır. Siyah, sert tohumları sonbaharda dağılır ve kolaylıkla filizlenip büyür. 

Eğer bir şekilde çoğalmalarının önüne geçmezsem bahçeyi kaplayıp başka kır bitkilerinin bitmesini engelleyecekler.

Buna mâni olmanın en basit yolu çiçeklerini, ki çok kibar ve güzel bir koku verirler, tohuma dönüşmeden kesmektir.

Ama…

Bu gerçeği artık herkes biliyor: Doğada her şey birbirine bağlıdır, her canlının hayat olgusunda bir işlevi vardır.

Madagaskar’da yaşayan Hemiceratoides hieroglyphica adlı bir güve, zıpkına benzeyen hortumu ile geceleyin uyuyan kuşların gözyaşlarını içer. Bilimciler bu yaratığın tuz ihtiyacını karşılamak için kuşların gözyaşlarını çaldıklarını düşünüyor.

Arı, sinek, kelebek çiçeklerde karnını doyurur. Kuşlar da onları yiyerek beslenirler.

Arılar, sinekler ve kelebekler azalırsa, ki müthiş bir süratle azalıyorlar, kuşlar da azalacaktır, ki onlar da azalıyorlar.

Kuşlar azalınca başka şeyler de, hayatın tadı mesela, azalacaktır.

Şimdi olmakta olduğu gibi, o azalınca ve bu azalınca ve o yok olunca ve bu yok olunca hayatın anlamı da sonunda yok olacaktır.

Arıya benzeyen sineği veya sineğe benzeyen arıyı yaban kerevizinin çiçeğinde görünce kendimi bu yok ediş çemberine katılmaktan alıkoydum.

Kararımı değiştirdim. Tohumlar kararıp olgunlaşınca kesip bir kutuda toplayacağım ve götürüp bir yol veya dere kenarına veya ormanda boş bir yere serpeceğim.

Yabani kereviz yabani kerevizliğine başka bir yerde devam edecek. Arılar, sinekler ve kelebekler de beslenmelerine…

Yazarın Diğer Yazıları

Meğer yaban kerevizi ne imiş

Niyazi’den öğrendiğime göre yaban kerevizinden elde edilen yağ, fitoterapide bağırsak kanserinin tedavisinde kullanılmaktadır. Çin tıbbında ise, başka bitkisel ilaçlarla birlikte, vücuttaki enerji tıkanıklıklarını gidermek için kullanılır

Akıncı bu demeci neden verdi?

Kendi partisi olan TDP’nin oyları Akıncı’yı ikinci defa cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmaya yetmez. Sağdan ona gelebilecek oylar da kâfi değildir. Dolayısıyla Akıncı’nın Türkiye’ye karşı dik duran politikacı imajını cilalayıp TC aleyhtarları oyları çekmesi tek seçeneğidir

Geceyi karargâhta geçiriyorum

Bin sene önce ile bugün ayağı kırılan bir insanın duyduğu ıstırap nasıl aynı ise eski dostlara duyulan özlem de aynı. Ay ışığında içilen şarabın keyfi. Karargâhta, en beklenmedik anda, insanı kasvete boğan ev hasreti