11 Ağustos 2020

Cumhurbaşkanı'nın oyun planı ne?

Cumhurbaşkanı siyaseti herkesten daha iyi okuyor. Yüzde 50+1 sistemi kaldığı sürece koltuğunu koruması zor. Bu yükten kurtulmanın yolunu arıyor

Siyasette küçük küçük hamleler var. Daha büyük adımlar, radikal değişiklikler birbirini izleyecekmiş gibi bir hava var.

Cumhurbaşkanı'nın kafasında bir oyun planı var. Kabul edelim şu anda Türkiye'de siyaseti en iyi bilen en iyi okuyan, cesur, herkesi şaşırtan kararlar alabilen bir kişi.

Her ne kadar Saray'a çekildi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden sonra halktan koptu, dar kadro ile çalışıyor, ülkeyi danışmanlar yönetiyor, bakanlar bile zor ulaşıyor, tek imza yetkisinin onda olması, her şeye kendisinin karar verdiği için, sistem bunu zorunlu kıldığı için sürekli hata yapıyor eleştirileri yapılsa bile.

Ben, Cumhurbaşkanı'nın hâlâ halkın nabzını iyi tuttuğu kanısındayım. Söylemi farklı olsa da gerçek durumun söylediği gibi olmadığının farkında.

Halkın içinden gelen siyasetçi, halkın kalp atışının sesini duyup istikamet belirlemesini bilen ve bunu başaran siyasetçi, halkın neden etkilendiğini bilen siyasetçi halkın nabzını tutmaz mı?

Halkın gözünün içine baktığı zaman ne dediğini anlamaz mı?

Halk işe, aşa bakar.

Halk hayat pahalılığına bakar.

Halkı en çok etkileyen de doların fiyatıdır. Yükseldi mi sinirleri bozulur.

Üçü de var mı?

Var. Dolar 7.30'larda, işsizlik oranı resmi rakamla yüzde 13, uzmanların hesapladığı genel anlamda işsizlik oranı yüzde 20, hatta 22 diyen de var.

Maliye Bakanı geçen yıl 2 milyon yeni istihdam vaat etmişti. Dün TÜİK açıkladı, istihdam geçen mayıs ayından bu mayısa 2 milyon 411 kişi azalmış...

İki milyon artacak derken neredeyse 2,5 milyon azalmış!..

Bu rakama daha Koronavirüs salgını nedeniyle ekonomiyi vuran dalga dahil değil. Çünkü işten çıkarma yasağı hâlâ sürüyor.

1,5 milyon kişi zorunlu izinde. 3 milyon 700 bin kişi de kısa çalışma uygulamasında. 5 milyon 200 bin kişinin önümüzdeki günlerde işine dönüp dönmeyeceği belli değil.

İşsizlik tavan yaptı diyorlar ya aslında patlamaya hazır bomba gibi duruyor.

Hayat pahalılığı yüzde 25 mi desem yüzde 30 mu?

Cumhurbaşkanı bu durumu biliyor.

Halkın gözünün içine baktığı zaman ne dediğini anlar dedim ya; anlıyor.

Halk 'kusura bakma' diyor.

Cumhurbaşkanı krizle geldi işsizliğin kol gezdiği doların fırladığı, enflasyonun azdığı ortamda iktidar oldu.

Aynı gerekçelerle, aynı ortam nedeniyle iktidardan gitmek istemiyor.

İktidarını korumanın yollarını arıyor.

İYİ Parti'ye Meral Akşener'e çiçek atmasının nedeni bu. Düne kadar FETÖ ile PKK ile yan yana diye suçladığı Akşener'i bir anda yerli ve milli ilan etmesinin nedeni de bu.

Cumhurbaşkanı siyaseti herkesten daha iyi okuyor. Yüzde 50+1 sistemi kaldığı sürece koltuğunu koruması zor.

Bu yükten kurtulmanın yolunu arıyor. Bunun çaresi de güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmek, güçlü başbakan güçlü yürütme temsili cumhurbaşkanı istemine dönmek.

Koltuğu koruyabilmesinin tek formülü bu.

İYİ Parti güçlendirilmiş parlamenter sistemi istemiyor mu?

Evet. Madem istiyorsunuz gelin Anayasayı hep birlikte değiştirelim diyebilir. Diğer muhalefet partileri de (CHP, HDP) hayır diyemez.

İttifak düzeni sorana erer, baraj yüzde 7'ye iner, MHP rahatlar. Yüzde 35'le, hatta yüzde 30'larla bile iktidar kapısı açılır. Tek başına iktidar olmasa bile MHP ile ortaklı yaparak veya başka bir partiyi yanına çekerek koalisyon kurar.

Şimdi diyeceksiniz ki koalisyona yanaşmaz, tek adam rejiminden vazgeçmez.

Şu anda Türkiye adı konulmamış koalisyonla yönetilmiyor mu?

Bahçeli iktidar ortağı değil mi?

Akşener'e yapılan daveti, atılan adımları ben böyle okuyorum. Yüzde 50+1'den kurtulmanın yolunu arıyor.

Yazarın Diğer Yazıları

İktidar Türkiye’yi yeni Çin yapmaya soyundu

Anladığım kadarıyla iktidarın yeni ekonomik politikası bu: Ucuz işgücüyle Avrupa'nın taşeronu olmak

"Bu kardeşinize yetki verin" dedi, verdik; dolar 8.28...

Ülkeyi yönetenlere göre; çok iyiyiz, dünyanın en iyi durumda olan ülkelerinin başında geliyoruz. İşin kötü tarafı bu. Kendilerini buna inandırmış olmalılar ki hiçbir önlem almıyorlar

Bahçeli'yi dinleyince "Türkiye'de mi yaşıyorum?" dedim

Bahçeli neden durduk yerde Türk usulü başkanlık sistemini övme, parlamenter sistemi kötülemek isteyenleri de neredeyse hain ilan etme ihtiyacı duydu?