22 Ekim 2013

Meşhur casusun 'gizli' gerçekleri

İstihbaratçıların gölgelerle dolu dünyasında dolaşıp şifreleri çözmeye çalışmaya kalkışmak da benim gibiler için imkânsız

Mesleği casusluk olan birinin bu kadar ünlü olmasının yarattığı tuhaf görüntüyü bir kenara bırakıp MİT Başkanı Hakan Fidan’la ilgili bayram tatili boyunca devam eden tartışmaları ilgiyle izledim.

Batı basınında Fidan’la ilgili çıkan yazılardaki mesajların aslında kime gittiğiyle ya da Fidan üzerinden oynanan oyunlarla ilgili, gerek patronlarını korumayı görev bilip “Hakan Fidan’ı yedirmeyiz” ana fikirli yazılar yazan veya bu konuda sadece tahmine dayalı yorum yapanlar gibi saf tutmak için kafamı yormayacağım. Bu bulanık suyun içine parmağımı bile sokmayacağım tabii ki.

Çünkü konu, hiçbir şey bilmeden ahkâm kesmek için oldukça karmaşık ve tehlikeli.

İstihbaratçıların gölgelerle dolu dünyasında dolaşıp şifreleri çözmeye çalışmaya kalkışmak da benim gibiler için imkânsız.

Ama madem ünlü istihbarat şefimiz hakkında konuşmaya bu kadar meraklıyız, komplo teorilerinden ve hamasetten vazgeçip gelin biraz gerçeklerden ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın bizleri doğrudan ilgilendiren, gazetelere yansımış “icraatlarından” bahsedelim.

Örneğin Taraf Gazetesi’nden Mehmet Baransu’nun ortaya çıkardığı fişleme skandalı, haber gazetede çıktığından beri hiç konuşulmadı.

Her zamanki gibi şaibeli olayları kapatmanın en kolay yolu tercih edilerek yayın yasağı devreye girdi ve kamuoyunun konuyla ilgili gerçeklere ulaşması engellendi.

Oysa CHP’li ve MHP’li milletvekilleri ile iş adamlarının kamu ihaleleri öncesi MİT tarafından fişlendiğini anlatan haber, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın kimi zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin değil de AKP iktidarının istihbarat teşkilatı gibi çalıştığının en açık örneğiydi.

Gelin görün ki Başbakan ve sağ kolu Hakan Fidan’ın bu skandaldaki rolü şimdiki kadar ilgi çekmedi.

MİT’le ilgili yasa taslağında yapılması planlanan değişiklikler de kimseyi dehşete düşürmeye yetmedi. MİT’in vatandaşlarla ilgili her türlü bilgiye izinsiz ulaşabilecek olması kimseyi rahatsız etmedi. İnsanların okuduğu kitapların, yediği yemeklerin ya da gittiği seyahatlerin bir istihbarat teşkilatını neden ilgilendirdiği, bırakın isyan etmeyi üzerine konuşulmaya bile değer görülmedi.

Peki ne oldu?

İhaleye girecek “rakipleri” fişlemekle ya da kendi vatandaşlarının attığı her adımı izlemekle uğraşıp asıl görevini savsaklamanın bedelini Reyhanlı’da hayatını kaybeden “53 Sünni vatandaş” ödedi.

Reyhanlı’daki istihbarat zaafının açıkça ortada olmasına rağmen bu konudaki her türlü eleştiri “Hakan Fidan’dan duyulan rahatsızlığın asıl nedeni ne?” başlıklı komplo teorilerine takılıp kaldı.

Ölen 53 kişi üzerinden her türlü sömürü ihmal edilmedi ama gerçeklerin ortaya çıkması yine gizlilik kararı marifetiyle başarıyla engellendi.

Bu kadar insanın hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili sadece tek bir sorumlu “keşfedildi”, o da saldırıyla ilgili belgeleri sızdırmakla suçlanan bir er oldu.

AKP hükümetinin “diktiğini ve asla sökmeyeceğini” haykırdığı Fidan’la ilgili iddiaların en meşhuru ise tabii ki Roboski katliamı.

Kendi insanlarının üzerine bomba yağdıran istihbaratın sorumlusu kim ya da kimler hala sır.

Ne MİT Başkanı Hakan Fidan’ın bu katliamdaki olası sorumluluğu ne de Başbakan’la paylaştığı olası suç ortaklığı, Amerika’da çıkan yorumlar kadar etkileyemedi kimseleri ne yazık ki.

Toplumun daha büyük bölümünü ilgilendiren “MİT gerçekleri” kadar toplumun çok daha küçük bir bölümünü ilgilendiren başka skandallar da var. 

Mesela MİT tarafından gerçekleştirilen yasadışı dinleme operasyonu.

Dinlenenlerin bazılarının sonradan dinleyenlerin tarafına geçmiş olması, MİT’in büyük bir olasılıkla yine Başbakan’ın emriyle suç işlediği gerçeğini değiştirmez.

Fakat MİT Başkanı ve görevlileri, çıkartılan bir kanunla ancak Başbakan izin verirse yargılanabileceği için bu skandalın sorumluları da sırra kadem bastı. 

Hakan Fidan ve MİT’ten bahsedilince benim de aklıma ilk gelen icraatlar bunlar. Benim bilmediğim doğruları ve başka yanlışları da vardır herhalde. Ama mutlaka Hakan Fidan ve MİT’ten bahsetmek istiyorsanız yaşanmış olaylar ortada.

Yapabilirseniz, önce kendi devletimizin bizlere karşı işlediği suçları ve suç ortaklıklarını konuşalım.

Bir insandan, bir teşkilattan daha önemli olanı, kendi vatandaşını “düşman” gören ve kendi vatandaşını adım adım izleyen bu devlet zihniyeti çünkü, bütün toplum için tehlikeli olan da bu zihniyet.

Vesayetler bitiyor, iktidarlar gelip geçiyor, görevliler değişiyor ama “kendisini halkın efendisi ve gardiyanı” olarak gören bu zihniyet orada öyle mıh gibi duruyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Hayaller duşakabin

Bu saçma sapan hayalin toslayıp paramparça olacağı duvara fazla bir şey kalmadı…

"Ay resmen evrim"

Mizahtan korkanların çaresiz vahşetleri bunu durdurmaya yetmez…

Reddedildi

Bana kalırsa bunların para sayma makinasından çok hesap makinasına ihtiyaçları var…