13 Eylül 2021

Gine'de (Konakri) darbe: Cumhurbaşkanı Alpha Condé koltuğa yapışmanın bedelini ödedi

Zengin maden yataklarına sahip, 11 milyon nüfuslu Gine'nin geri kalmasının yegâne sebebi, kötü yönetim ve özellikle yöneticiler arasında kökleşmiş yolsuzluk geleneği. Darbeci Doumbaya, hakikaten, ülkesini fakirlik ve yolsuzluk sarmalından çıkarmak üzere mi harekete geçti?

Fransızca konuşan batı Afrika ülkelerinde darbeler son bulmuyor. Bu defa Gine-Konakri'de darbe oldu. Tamamını sayarsak, bölgedeki eski Fransız sömürgelerinde son iki yıl içinde şahit olduğumuz beşinci darbe bu defa ki. Darbeyi Gine Özel Kuvvetler komutanı albay Mamady Doumbaya gerçekleştirdi. Halkın darbeye karşı çıkmadığı, muhalefet çevrelerinin ise gelişmeyi memnuniyetle karşıladığı haberlere yansıdı. Darbeciler derhal 400 civarında siyasi tutukluyu serbest bıraktılar. 83 yaşındaki dinazor politikacı Alpha Condé halen askerlerin denetiminde tutuklu, istifa etmeyi reddettiği söyleniyor. 

2011 Mayıs ayında İstanbul'da düzenlenen "4. En Az Gelişmiş Ülkeler Zirvesi" vesilesiyle, Gine Devlet Başkanı Alpha Condé'yi tanıma imkânı bulmuş idim. O dönemde, yıllar süren otokratik yönetimlerin ardından, demokratik seçimler neticesinde cumhurbaşkanı seçilmiş, itibarlı ve umut vadeden yaşlı bir sosyalist politikacı idi. İki dönem görev yaptıktan sonra, anayasa gereği, 2020 yılı sonbaharında koltuğunu bırakması icap ederken, öyle yapmadı. Anayasayı değiştirerek üçüncü kez seçimlere katıldı. Ülke içinde gerçekleştirilen tüm protestolara rağmen, muhalefet üzerindeki baskıyı arttırarak, meşruiyeti tartışmalı seçimler neticesinde koltuğunu korudu. Alpha Condé dışarıdan gelen uyarıları da dikkate almadı. Kendi halkına, bölgeden gelen ikazlara ve uluslararası topluma rağmen, koltuğunu bırakmayacağını dünyaya duyurdu. Niyetinin, ölünceye kadar Gine'nin cumhurbaşkanı olarak kalmak olduğuna herkes inanıyordu. 

2020 sonbaharında üç frankofon batı Afrika ülkesinde seçimler düzenlendi: Gine, Fildişi Sahili ve Nijer'de, devlet başkanlarının, iki dönemi tamamladıkları cihetle, kenara çekilmeleri gerekiyordu. Nijer ve Fildişi Sahili liderleri koltuklarını bıraktıklarını açıklarken, Alpha Condé, ihtirasına yenik düşüp, anayasayı değiştirerek koltuğunu terk etmeyeceğini ilan etti. İçeride ve dışarıda, herkesle inatlaşarak bugünlere geldi. Halen gözaltında tutulduğu askeri tesiste, Nijer Cumhurbaşkanı Mahamadou İssoufou gibi, olgun ve makul davranmadığı için "pişman olmuş mudur acaba?" diye aklımdan geçiyor. Bu arada, Fildişi Sahili'nde, iktidar partisinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği Başbakan Amadou Gon Coulibaly'nin ani vefatı üzerine, Alassane Ouattara'nın da, fikir değiştirerek 3. kez seçimlere katıldığını ve koltuğuna yapışanlar sınıfına dâhil olduğunu bir kenara yazalım. 

Darbenin lideri albay Mamady Doumbaya aynı zamanda Fransız vatandaşı, eski bir lejyoner. Fransız üniformasıyla, Afganistan, Fildişi Sahili ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde operasyonlara katılmış. Onbaşı rütbesiyle göreve başlayan genç lejyoner, dikkat çekici öz geçmişiyle, zaman içinde Gine makamlarının radarına girmiş. Bizzat Alpha Condé tarafından, 2018 yılında ülkeye davet edilerek, başına geçeceği özel kuvvetler komutanlığını kurmuş. Birkaç yıl içinde Devlet Başkanı'nın en güvendiği kuvvetlerin komutanı konumuna yükselen Doumbaya, son dönemde, başkentin siyasi-askeri çevrelerinde, rüzgârın aleyhinde esmeye başladığını kavrıyor. Condé'nin itibar kaybından ve halkın yönetimden duyduğu rahatsızlıktan da yararlanmak suretiyle, geçtiğimiz hafta sonu (5 Eylül), ülkenin yönetimini bir gün içinde ele geçirmeye muvaffak oluyor. 

Beklenildiği üzere, Afrika Birliği ve Batı Afrika Devletleri Ekonomik Örgütü (ECOWAS), Gine'nin anılan kuruluşlara üyeliğini askıya aldılar. Bundan sonra olacakları tahmin etmek kolay: Mali örneğinde olduğu üzere, ECOWAS bir ara bulucu tayin edecek ve bu ara bulucu, darbecilerle masaya oturacak. Geçiş dönemi kurallarının belirlenmesi, süresi bir iki yılı geçmeyen, sivil ağırlıklı geçiş hükûmeti kurulması, ülkede demokratik seçimler düzenlenmesini teminen gerekli alt yapının oluşturulması (yeni anayasa, yeni seçim kanunu vs.) ve nihayet uluslararası denetim altında "adil ve serbest" seçimlerin yapılarak demokratik düzene dönülmesi konularında, cunta ile müzakereler yürütülecek. Darbeci Doumbaya, görüşmelerde sorun çıkardığı takdirde ECOWAS yaptırımlara başvuracak. 

Afrika'da 4 yılda bir, düzenli ve güvenilir seçimler düzenleyebilen ülkeler mevcut. Gine maalesef bu ülkeler arasına dahil değil. 1958 yılında, komşu ülkelerden daha erken, Fransa'dan bağımsızlığını kazanan Gine halkı, ilk kez 2010 yılında, demokratik koşullar altında sandık başına giderek oy kullanabildi. Demokratik ortamda bir kez daha oy kullanmaları muhtemelen 2023 yılında, geçiş döneminin ardından nasip olacak. Gine'nin bağımsızlığına kavuşmasına önderlik eden kurucu önderi Sékou Touré,1984 yılına kadar (26 yıl) ülkesini yönetti. Ardından gelen asker kökenli Lansana Conté ise 2008 yılına kadar (24 yıl) devlet başkanlığı koltuğunda oturdu. Velhasıl, ülke, düzenli ve güvenilir seçimler düzenleyecek siyasi kültür ve geleneğe henüz kavuşamadı. Sosyalist profesör Alpha Condé'nin de, iktidarı süresince, bu istikamette bir katkısı olmadı. 

Zengin maden yataklarına sahip, 11 milyon nüfuslu Gine'nin geri kalmasının yegâne sebebi, kötü yönetim ve özellikle yöneticiler arasında kökleşmiş yolsuzluk geleneği. Ülkenin boksit (alüminyum imalatında kullanılır) ve demir cevheri kaynakları, dünyanın en tanınmış madencilik şirketlerini (Rio Tinto, Vale, Rusal, vs.) Gine'de yatırım yapmaya ve istihdam yaratmaya sevk ettiğini biliyoruz. Darbenin ertesinde dünyada alüminyum fiyatlarının yükselmesi, Gine'nin maden sektöründeki yerini ve potansiyelini gösteren bir işarettir. 

Darbeci Doumbaya, hakikaten, ülkesini fakirlik ve yolsuzluk sarmalından çıkarmak üzere mi harekete geçti? Ya da, başının derde gireceğini anladığından ön almak mı istedi? Söylendiği üzere, arkasında, Gine ile ilişkileri hayli gergin Fransa mı var? Bu suallerin cevabını şimdilik veremiyoruz.  Asker kökenlilerden ülkesini yukarılara taşıyanlar da var. Mesela, geçen yıl vefat eden önceki Gana devlet başkanlarından, emekli pilot albay Jerry Rawlings. Darbeci Doumbaya, Lansana Conté'yi mi, ya da Rawlings'i mi izler? Veya darbe sonrası karmaşada, meslektaşı Moussa Dadis Camara (2009) gibi tebahhur mu eder, hep birlikte izleyelim.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Mali üzerinde Fransız-Rus bilek güreşi

Bu aralar Mali ile Fransa'nın arası çok gergin. Rusya ile askeri işbirliğine sıcak bakan darbe hükûmetini kızdıran husus, Fransa'nın, 2013 yılında bu ülkeye konuşlandırdığı 5 bin kişilik askeri müdahale gücünü (Barkhane) tek yanlı biçimde geri çekme kararı. Wagner ve Rusya kartına, Batıya gözdağı vermek yanında, iktidarlarını uzatmak ve şubat seçimlerini ötelemek üzere başvuruyor olmasınlar?

Sosyalist yönetim Peru'ya istikrar getirir mi?

Covid-19 pandemisinin etkileriyle, neredeyse tüm kıtada sağlık sistemlerinin çöküşü, neoliberal modelin zayıf taraflarını iyice gözler önüne serdi. Böyle bir siyasi arka plan zemininde, sosyalist ilkokul öğretmeni Pedro Castillo, neoliberal hükûmetlerin göz ardı ettiği, gelir dağılımı dengesi aleyhlerinde bozulan, giderek fakirleşen ve son olarak pandeminin nakavt ettiği seçmen kitlesinin oylarıyla iktidara geliverdi.

ABD, Afganistan bozgunundan ders çıkaracak mı?

Biden yönetimi, Afganistan'dan çekilme konusunu iç politika açısından değerlendiriyor. Hükûmet-muhalefet ilişkileri açısından, belki de Biden haklıdır. Ama önemli olan, ABD dış politikası açısından Afganistan yenilgisinin tarafsız ve partiler üstü mahiyette değerlendirilmesini yapmak, gerekli dersi çıkarmak ve uzun vadede yanlışı tekrarlamamaktır.