14 Haziran 2015

AKP-CHP arasında bir 'büyük koalisyon'dan yanayım, ama…

Erdoğan döneminde ayaklar altına alınan hukuk düzenini onarmadan istikrar kapıyı çalabilir mi?

Evet, erken seçim değil koalisyon!
Ama nasıl?..
Hangi partiler arasında?..
Ve hangi koşullarla?..
Gönüllerde genellikle erken seçim değil, koalisyon yatıyor.
Ben de böyle düşünüyorum.
Türkiye’de istikrar açısından AKP-CHP arasında bir büyük koalisyon daha akla yatkın gözüküyor.
Ama gözardı edilmesin lütfen.
İstikrar kendi başına sihirli bir sözcük değil.
Sorulması lazım:
Nasıl bir istikrar?

​Erdoğan döneminde ayaklar altına alınmış olan hukuk düzenini onarmadan 'istikrar' kapıyı çalabilir mi?

Mesela ‘çözüm süreci’ni hareketlendirmeden, bu alanda doğru adımlar atmadan istikrar yolu ne kadar açılabilir?
Tayyip Erdoğan döneminde ayaklar altına alınmış olan hukuk düzenini onarmadan istikrar kapıyı çalabilir mi?
Aynı dönemin yolsuzluk ve rüşvet dosyaları açılmaksızın ‘istikrar’dan ne kadar söz edilebilir.
İfade özgürlüğü’ne ilişkin sıkı-düzen  ortadan kaldırılmadn istikrar gerçekleşebilir mi?
Hukuk devleti’ni yerli yerine oturtacak, ‘yargı düzeni’ni adam edecek hamleler yapılmadan, ekonomik istikrar açısından hayati önemi olan doğrudan yabancı sermaye yatırımları hızlanabilir mi?
Ekonomiyi yeniden büyüme rayına oturtmak için gerekli reformlar yapılmadan ekonomik istikrar olabilir mi?

CHP'nin taleplerinin başında, muhalefet partilerine karşı AKP'nin yanında seçim kampanyası yürüten Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anayasal konumuna çekilmesi geliyor

                                                                                             Gerçek istikrar, demokratik olandır

Gönüllerde genellikle erken seçim değil, koalisyon yatıyor. Ben de böyle düşünüyorum

 

Hayal kurmuyorum.
Bütün bunlar kolay işler değil.
Ama bu satırları yazarken nasıl bir istikrar sorusunun içini doldurmaya çalışıyorum.
İstikrar içi boş bir sözcük değildir.
‘İstikrar’ın gerçek olması isteniyorsa...
‘İstikrar’ın kalıcı olması isteniyorsa...
O zaman ‘demokrasi’ye dayanması gerekir.
Hukuk’a dayanması gerekir.
Ancak demokratik hukuk devleti düzenlerinde gerçek ve kalıcı istikrar vardır.
Otoriter rejimlerde, despotluklarda, diktatörlüklerde gerçek istikrar yoktur.
Gerçek istikrar, demokratik olandır.
Türkiye’ye yakışan da budur:
Demokratik istikrar!

CHP ile AKP'nin de içinden çıktığı Milli Görüş geleneği arasındaki ilk ve tek koalisyon 26 Ocak 1974'te kuruldu. Ecevit başbakanlığında kurulan, MSP lideri Erbakan'ın Başbakan Yardımcısı olduğu 37. Hükümet, 17 Kasım 1974'e kadar görev yaptı                                                                                                                    

Büyük koalisyon da, istikrar da kolay değil

 

Şimdi bu noktaya çok uzaktayız.
Tayyip Erdoğan başkan babalık hayalleriyle, sırtını da Batı’ya dönerek,  Türkiye’yi demokrasi sularından fena halde uzaklaştırdı.
Bu gerçeği gözardı ederek ‘istikrar’dan söz etmek, yeniden büyük hayal kırıklıklarının kapısını açabilir.
Büyük resmi görmeden, büyük koalisyonlar konusunda Almanya örneğini vermek, bana öyle geliyor ki, ‘Türkiye realitesi’nden epeyce kopuk bir bakış açısıdır.
Şahin Alpay’ın dünkü yazısında belirttiği gibi:
AKP-CHP koalisyonu önerisine usul yönünden itirazım, Almanya benzetmesinin tamamen abes olduğu.
Evet, Almanya'da birinci ve ikinci parti, Hıristiyan ve Sosyal Demokratlar büyük koalisyon hükümeti kurdular.
Ama ikisi arasında rejimle ilgili en küçük bir anlaşmazlık söz konusu değildi.
Taraflardan biri gırtlağına kadar yolsuzluklara bulaşmış olmakla, keyfîliğe ve otoriterliğe yönelmekle, hukuk devletini tahriple suçlanıyor da değildi.” (13 Haziran 2015 tarihli Zaman’dan)
Kısacası:
Bizde büyük koalisyon da, istikrar da öyle söylendiği gibi kolay değil.

AKP kendini yenileyebilecek mi?

Benim aklım da, ‘büyük koalisyon’a daha yatkın. Ama AKP Erdoğan’la arasına mesafe çekebilecek mi? 

Karamsar değilim.
Gerçekçi olmaya çalışıyorum.
Yazımın başında dediğim gibi benim aklım da, AKP ile CHP arasında bir ‘büyük koalisyon’a daha yatkın…
Ama aklıma takılan çok soru var.
AKP kendini ‘yenileme’yi gerçekten düşünüyor mu?
Erdoğan’la arasına mesafe çekebilecek mi?
Erdoğan’ın erken seçime dönük muhtemel ‘oyunları’nı bozabilecek mi?
Çözüm süreci konusunda gereğini yapabilecek mi?
Daha çok soru var.
Hiç kuşkusuz soruların bir kısmı da CHP’yi ilgilendiriyor ki, bu da bir başka yazı konusu…
Ben de erken seçimden değil ‘büyük koalisyon’dan yanayım ama...” diye noktalıyorum yazımı.
İyi pazarlar!

Yazarın Diğer Yazıları

Muhalefetin, CHP ile HDP'nin halleri umut vermiyor

Seçim öncesi karamsar bir yazı...

Ya Başkan Trump ciddiyse?..

Yakın tehlikenin farkında mısınız?

Türkiye'nin oyun planı savaş değil, barış olmalı!

Seçimlerle birlikte savaş da yaklaşıyor!