01 Ocak 2015

2015: Kafamda bir tuhaflık!

Yine Gezi benzeri, yine 6-8 Ekim benzeri sarsıntı ve altüst oluşlara tanık olacak mıyız?

 

Orhan Pamuk’un son romanının adı Kafamda Bir Tuhaflık, keyifle okumaya başladım.
Yeni yıla girerken benim kafam da bi tuhaf.
Belirsizlikler...
Fazlasıyla ağır basıyor.
2015’e ilişkin soru çok, yanıt az.
Yağmur durmak bilmiyor. Fırtınayla birlikte şakır şakır yağmur. Arada bir sulu kara dönüşüyor.
Boğaz sisli, gri.
Hüzünlü bir hava var.
Romanın iç kapağındaki alıntıyı düşünüyorum:
“Vatandaşlarımızın şahsi görüşleriyle resmi görüşleri arasındaki farkın derinliği devletimizin gücünün kanıtıdır.”
Bu derinlik gitgide büyüyor.
Çünkü Tayyip Erdoğan devletleştikçe, devlet de benim, kanun da benim dedikçe, özgürlükler boğuluyor, ‘vatandaşların şahsi görüşleri’ne yer kalmıyor, özgürlük alanları gitgide daralıyor.
Taraf’ın manşeti:
“Kır kapıyı, al içeri dönemi başladı. 17 Aralık yolsuzluk soruşturması için verilen ‘takipsizlik’ kararını Twitter’dan eleştiren gazeteci Sedef Kabaş evinden gözaltına alındı.”
Gazeteci, Twitter’dan eleştiriyor, evi basılıyor, gözaltına alınıyor, bilgisayarına, cep telefonuna el konuluyor.
Gazeteci, iki haber-bir makaleden içeri atılıyor.
Ve Tayyip Erdoğan hâlâ diyebiliyor ki:
“Dünyada medyası en özgür olan ülke Türkiye’dir.”
Gerçekten hazin.
Türkiye bu hâllere düşmemeliydi.

Hukuksuzluk, sokağı çok fena karıştırabilir

- Yeni yıla girerken benim kafam da bi tuhaf. Belirsizlikler fazlasıyla ağır basıyor. Soru çok, yanıt az

Hiç olmazsa yılın ilk yazısını daha sakin bir üslupla yazabilsem...
Özgürlükler 2015’te kötüye gidecek.  
Hukuk düzeni de öyle, kötüye gidecek.
Çünkü Tayyip Erdoğan, 2015’te de tüm yetkileri elinde toplayarak tek adamlık yolunda inatla yürümeye çalışacak.
Diktasını derinleştirmeye gayret edecek.
Farklı hayat tarzlarına tahammülsüzlüğü artacak.
Bunlar da Türkiye’yi gerecek.
Daha beter kutuplaştıracak.
Cepheleri keskinleştirecek.
Ve de istikrarsızlaştıracak ülkeyi.
Bütün bunlar nasıl yaşanacak, yine Gezi benzeri, yine 6-8 Ekim benzeri sarsıntı ve altüst oluşlara tanık olacak mıyız, bilemiyorum.
Ama ihtimal dahilinde...
Bu ülkede Tayyip Erdoğan öylesine keskin bir toplumsal ve siyasal kutuplaşmaya yol açtı ki, bir kıvılcım olmadık patlamalara neden olabilir.
Ya da örnekleri her geçen gün çoğalmakta olan haksızlık ve hukuksuzluk, beklenmedik bir zamanlarda sokağı, meydanları çok fena karıştırabilir.

Erdoğan, 2015'te de demokrasi
değerlerine boş verecek

Devlet de benim, kanun da benim diyen Tayyip Erdoğan 2015’te de anayasayı çiğnemeye devam edecek.
Partiler üstü kalmayacak.
Siyasette tarafsız olmayacak.
Parti lideri gibi konuşmaya devam edecek.
Başbakan'ı kendi sekreteri gibi kullanmaya devam edecek.
Yürütme gibi yargıyı da kendine tabi kılmanın yollarında yürüyecek.
Kısacası:
Anayasa, yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı gibi demokrasiyi demokrasi yapan değerlere 2015’te de boş verecek Tayyip Erdoğan...

Tayyip Erdoğan’ın 1150 odalı 'kaçak saray’daki tek adamlığı AKP içinde çatlaklara neden olacak mı?

'Tek adam'lık AKP'de çatlaklara neden olacak mı?

Tayyip Erdoğan’ın 1150 odalı 'kaçak saray’daki bu tek adamlığı AKP içinde çatlaklara neden olacak mı?
Artık bu kadarı da olmaz diyenler çıkabilir mi AKP’nin içinden?
Ya da şimdiden çıkmaya başladı mı?
5 Ocak-19 Ocak tartışmalarıyla su yüzüne vuran Erdoğan’ın başkanlığındaki Bakanlar Kurulu toplantısı -ya da meselesi- AKP’deki ilk ince çatlaklardan biri olabilir mi?
Ya da Yüce Divan tartışmaları daha kalın bir çatlak mı?
Güncel soru malum:
Dört bakan Yüce Divan’a gidecek mi, gitmeyecek mi?
İki ucu pis bir değnek değil mi?
Tayyip Erdoğan, Yüce Divan’a evet dese, hani yolsuzluk yoktu sorusu ve dört bakanın Yüce Divan’da konuşmaya başlamaları ihtimali; hayır dese, yolsuzlukların üstünü kapatıyor eleştirisinin devamı...

Kaçak sarayda yalnızlaşma ihtimali

Erdoğan, 2015’te de tek adamlık yolunda yürümeye çalışacak… Yine Gezi ve 6-8 Ekim benzeri altüst oluşlara tanık olacak mıyız?

AKP’de çatlak...
AKP’de bölünme...
Bu konular da 2015’in siyaset gündeminden hiç eksik olmayacak.
Ayrıca, genel seçimlerde AKP’nin çıkaracağı milletvekili sayısına bağlı olarak da ciddiyet derecesi değişecek.
2015’in en can alıcı sorularından birine gelince:
Tayyip Erdoğan, anayasayı tek başına değiştirecek milletvekili sayısını elde edebilecek mi?..
Şimdi, Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı değil mi, onun seçimlerle ne ilgisi var, parti lideri değil ki, diyebilirsiniz.
Haklısınız.
Ama Erdoğan’ın anayasayı her adımında çiğnediği varsayımı kabul edildikten sonra, gerçek neyse altını çizmekten başka çaremiz yok.
Bu nedenle soruyu yineliyorum:
Erdoğan, beş buçuk ay sonraki seçimlerde sandıktan istediği kadar milletvekilini çıkarabilecek mi?
Her iki ihtimal de var.
O yeter çoğunluğa erişmek için memleketi ateşe bile verebileceği anlaşılıyor.
O kadar gözü kara.
Çünkü başaramazsa, Özal ve Demirel’in başına geldiği gibi Erdoğan'ın da partisinin ufak ufak elden gitmesi, AKP’nin bölünmesi ve 1150 odalı 'kaçak saray’da yalnızlaşması ihtimalleri kapıyı çalabilir.

Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerine bakanlıktan istifa etmek zorunda kalan Egemen Bağış, Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar ve Zafer Çağlayan'ın Yüce Divan'a gönderilip gönderilmeyecekleri, 5 Ocak'ta açılacak TBMM'nin gündemindeki ilk önemli konu olacak


Erdoğan'a alternatif arayışı güçlenebilir

2015’te iki ilginç konu daha var:
Bir yanda Abdullah Gül...
Diğer yanda görev süresi 16 Mart’ta dolacak olan -ve adının etrafında bazı hareketlenmeler dikkati çeken- Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç...
Ne yapacaklar?
Her ikisinin de kapalı kapılar arkasında siyaseti ve Erdoğan’ı yakın takipte tuttukları konusunda herhangi bir kuşku yok.
Gelişecek durumlara göre, AKP içinden de özellikle Gül’e dönük ilginin artarak devam edeceğini söylemek gerçekçi bir tespit...
Tayyip Erdoğan’ın ayağının altındaki zemin eğer kaymaya yüz tutar ve tek adamlığı akıl almaz sınırları zorlamaya devam ederse, AKP içinden Erdoğan’a alternatif arayışları 2015’te daha güçlenebilir.

Ya HDP yüzde 10 barajına takılırsa?

Abdullah Gül ve Haşim Kılıç ne yapacak? AKP içinden Erdoğan’a alternatif arayışları 2015’te güçlenebilir.

Tayyip Erdoğan tek adamlığı ya da başkan babalığı için yeterli milletvekili çıkarabilecek mi sorusu, ister istemez dikkatlerin Kürt siyasal hareketine, HDP’ye, Kandil’le İmralı’ya dönmesine yol açıyor.
Soru malum:
Ya HDP yüzde 10 barajına takılırsa?..
Ya Erdoğan böylece 30-40 ekstra milletvekiliyle anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğu elde ederse?..
Bu sorular elbette ciddi sorular.
Hatta yakın gelecekte 2015’in siyaset gündemine damgasını vurabilecek sorular.
Ama bugünden net yanıtları yok.
Bu arada, Kürt tarafından kulağa şöyle sesler çalınabilir:
- Bugüne kadar parlamenter sistem uygulandı da demokrasi mi vardı bu ülkede, yargı bağımsızlığı mı vardı? Bundan sonra bir de ‘başkan babalık’ görsek ne olur ki?..
Veyahut şu kulağınıza gelebilir:
- Tayyip Erdoğan’ın alternatifi demokrasi mi? CHP-MHP koalisyonundan demokrasi mi çıkar?..

Erdoğan tek adamlığı için yeterli milletvekili çıkarabilecek mi sorusu, ister istemez dikkatlerin Kürt siyasal hareketine dönmesine yol açıyor


Demokrasi fukarası Erdoğan
Kürt sorununu çözemez

Erdoğan başkan babalığı için yeterli milletvekili çıkarabilecek mi sorusu, dikkatlerin Kürt siyasal hareketine dönmesine yol açıyor

İmralı, Kandil ve HDP’den söz açılınca, ister istemez, çözüm süreci gelir gündeme.
Arada bir, özellikle Tayyip Erdoğan cephesinde oldu da bitti maşallah havası basılsa da, işlerin pek öyle tereyağdan kıl çeker gibi gittiğine, gideceğine ihtimal veremiyorum.
Ara sıra, son Cizre olayında olduğu gibi, HDP ile Kandil’den farklı sesler de çıkıyor. Bu da, bazı görüş ayrılıklarına dair ipuçlarını sergiliyor.
Olabilir.
Çözüm süreci zor ve karmaşık bir süreç.
Keşke kalıcı ve gerçek barışa giden yol nihai olarak açılsa...
Ama 2015’te bunu göreceğimizi pek sanmıyorum. 
Çünkü bu konuda, Kürt sorununda Tayyip Erdoğan bana artık hiç güven vermiyor. Demokrasi fukarası Erdoğan Kürt sorununu çözemez diye düşünüyorum.
Uzun lafın kısası:
2015, hiç de kolay görünmüyor.
Sorular çok, yanıtlar az.
Belirsizlik ağır basıyor.
Siyaset yorumcusu, ince eleyip sık dokusa bile, 2015’i kolay okuyamaz.
Belki en iyisi, benim bu yazıda yaptığım gibi, pek öyle itiraz edilemeyecek bazı sıkıcı genellemelerle yetinmek...
Yeni yılınızı kutluyorum, hepinize sağlıklı, mutlu bir yeni yıl diliyorum.
Biliyorum.
2015’e dair daha yazacak çok şey var tabii.
Dış politika var, Ortadoğu var, Irak ve Suriye var, bağımsız devlet ilanını yine gündeme koyan Mesud Barzani var, Tayyip Erdoğan’la ABD ve AB var, 1915’in 100. yılı var, futbol ve Cimbom var.
Bir başka yeni yıl yazısı daha gerekiyor.
Son söz:
Başta Doğan Akın olmak üzere, benim kahrımı yıl boyunca çeken bütün T24 çalışanlarına mutlu, sağlıklı bir yeni yıl diliyorum.

 

ETİKETLER

hasan cemal

Yazarın Diğer Yazıları

Türkler ve Kürtler için bir barış ve demokrasi projesi...

Barış namlunun ucunda değildir, silahla şiddetle terörle barış yolu açılamaz

Barışın yolunu açmak için Selahattin Demirtaş'ın sesine kulak verin!

İnsanın içini ısıtan haberler, içini acıtan haberler

Yaşarken ölmek ya da hayatının efendisi olmak...

Ya da Ahmet Altan'a mektup yazmanın dayanılmaz ağırlığı...