03 Haziran 2015

Erdoğan’a göre 330 bin liralık araba lüks değilmiş, neyse ki eşcinsel aday göstermediler!

Evet, 330 bin liralık araba lükstür ve eşcinsel Meclis'te temsil edilmelidir

Siyasi mücadelede faul yapılan bir konu da, “eşcinselleri aday gösteriyorsunuz” suçlamaları. Özellikle de, Cumhurbaşkanı'nın bu yola başvurması, ötekileştirmeyi şiddetlendiriyor… Türkiye'nin demokratikleşmesi alanında önemli gelişmelere imza atmış bir hareketin, son haftalarda bu tür konuları propaganda malzemesi haline getirmesi ayrımcılığı kışkırtıyor.

 

Oral Çalışlar, 29 Mayıs 2015, Radikal

 

Cumhurbaşkanı “Biz eşcinsel aday göstermiyoruz” dedi. 

Bu şu demek: Eşcinseller Meclis'te temsil edilmesin, görünürlükleri olmasın, hak arayışları gündeme gelmesin, dolayısıyla çözüm de üretmeyelim, bu arada trans cinayetleri de artarsa artsın, hem bize ne canım!

Nefret söylemi Star, Sabah, Yeni Şafak, Takvim, Akşam, Yeni Akit vb. adresler aracılığıyla yayıldı.

Kaos GL ve Pembe Hayat dernekleri bu durumu kınadı.

Ötekileştirme işte tam da böyle dalga dalga yayılıyor ses çıkarmazsak.

Daha da dışlayıp kutuplaştırınca iş acaba nereye varacak?

İkinci bir Gezi? Dezavantajlı, dışlanmış grupların olası toplu isyanı? Belki de açlık sınırında yaşamaktan doğacak bir yağmalama?

 

Halkın yüzde 67,3’ü geçim sıkıntısı çekerken, “330 bin liralık araba sizce lüks mü” diyemezsiniz!

 

Demokrasi ve çok seslilik bir ütopya mı? 

Değil, Gezi olaylarında gördük. Birleşebiliyoruz. Ermeniler, Kürtler, LGBTİQ bireyler, kadınlar, Aleviler vb. gruplar kırgın, yorgun ama direniyor da.

Kaynaklar kısıtlı ve iktidar “buralar hep ‘biz’im, ‘siz’e vermem” diyor. Ya da, hakkımız olan 1000’i vermek yerine 10’luk yardım dağıtıp susturup üstüne bir de minnet bekliyor.

Radyoda geçen gün bir baba ağladı. Üniversitede okuyan kızı, yeri gelmiş 5 lira istemiş de, verememiş. Yoksulluk, işsizlik, kadın-LGBTİQ vb. haklarını ihlal, anti-sağlık, anti-eğitim hizmetleri…

Siz kalkmış, “330 bin liralık araba sizce lüks mü” diyorsunuz. Ve “biz”lerin yaşantısından nasıl bu kadar kopup temsil (!) mahallinizde başınız öne eğilmeden hâlâ durabiliyorsunuz? 

Görebiliyorum ki Türkiye’de, temel ihtiyaçlar etrafında birleşeceğiz önce; beslenme, barınma, eğitim, sağlık ihtiyaçlarımızın temel alındığı bir plana ihtiyaç var ilk olarak. Türkiye fakir bir ülke. Halkın yüzde 67,3’ü, Gezici Araştırma Şirketi’nin anketine göre, geçim sıkıntısı çekiyor. Karnımız açken sanat konuşamıyoruz. Üşüyorsak kim kömür getirse ona gidiyor oylar. Öbür dünyada ebedi mutluluk var, diye (ola da bilir) bu dünyadaki ihtiyaçlarımızın karşılanmaması, haklarımızın elimizden alınması söz konusu olamaz.

Ve evet, 330 bin liralık araba lükstür! Bunu rahatça ifade edebilmek ise çok ama çok korkutucudur. Bakıyorsunuz ki ses çıkmıyor, oh, devam… 

Lükstür! Caiz değildir! Ayıptır! Günahtır! Günah olan budur! İnsanlar açlık sınırında yaşarken, işsizken bu kadar rahat konuşamamalısınız.

 

HDP milletvekili adayı Barış Sulu 
“eşcinseller her yerde” demiş oldu…

 

Neyse ki umut verici şeyler de oluyor. Barış Sulu çok önemli bir işin altına imza attı. Bir eşcinsel olarak “ben buradayım, varım; LGBTİQ bireyler olarak biz buradayız” dedi milletvekili adaylığı ile.

HDP Eskişehir milletvekili adayı Barış Sulu '78 Aydın doğumlu. Din de okumuş, feminizm de. Bodrum Milas’ta restorasyon okurken Kaos GL’yi duyup Ankara’ya geliyor. Hacettepe Sınıf Öğretmenliği bölümüne başlıyor. Sonra Antalya’da sahne ve dekor tasarımı programını birincilikle bitiriyor. Dizilerde çalışıyor. Sinema, moda vb. sektörlerde LGBTİQ bireylerin çokça yer almasıyla ilgili şöyle diyor:

Siz bizi eğlendirin, çok fazla politika yapmayın, deniyor bir anlamda. Ses sanatçısı olabilirsiniz, çok meşhur da olabilirsiniz, ama sokakta gördüğümüz zaman suratınıza bile bakmayız. Başka bir transın suratına bile bakmıyorlar, Bülent Ersoy olduğu zaman herkes şak şak alkışlıyor, öyle değil mi? Siz eğlence malzemesi olun diyorlar. Benim gibi çok konuşan, politika yapan eşcinselleri sevmiyor toplum. 

 

(Barış Şarer söyleşisi, 26 Mayıs 2015, Yeni Özgür Politika)

 

Barış Sulu: Hiç olmadığı kadar
çok tehdit 
ve hakaretle karşılaştım

 

17 yıl boyunca eşcinsel erkeklerin yanı sıra HIV+ bireylerle, seks işçileriyle, trans erkeklerle ilgili çalışmalar yürütmüş. 2013 yılında Aras Güngör'ün Sel Yayıncılık’tan yayımlanan 7 trans erkeğin geçiş süreçlerini anlatan Öteki Erkekler kitabının editörlüğünü yapmış. 2013 yılında 6 trans erkeğin eğitim hayatlarını anlatan 5 ülke, 25 ilde gösterilen Dikkat! Okulda Trans Var belgeselini çekmiş. 2013 yılında trans bireylerin geçiş süreçleri için çalışan Trans Danışma Merkezi Derneği'nin kurucuları arasında yer almış. Aynı dernekte trans bireylerin geçiş süreçleri alanında aktivizm yapmaya devam ediyor. 

Amacım LGBTİ görünürlüğü sağlamak. 20 yıldır kendi kendimize toplantılar düzenleyip duruyoruz, kendimiz konuşup kendimiz dinliyoruz. Ama milletvekili adaylığı, iki ay boyunca görünür bir şekilde LGBTİ meselesini konuşmak anlamına geliyor. Altıncı sıradan aday olmama rağmen ulusal ve uluslararası medyaya en çok röportaj veren adaylardan biriyim. Tabii bunun yanı sıra son iki aydır hiç olmadığı kadar tehdit ve hakaretle karşılaştım. Demek ki doğru bir şey yapıyoruz. 

(Çiçek Tahaoğlu söyleşisi, 22 Mayıs 2015, Bianet)

 

Zorunlu açıklama: Son günlerde hakkımda ‘Eskişehir'den aday gösterilme’ şeklinde cümleler ile seçmenin kafası karıştırılmaktadır, ben Eskişehir'de üniversite öğrenimime devam ettiğim için, yani orada yaşadığım için Eskişehir'den başvurumu yaptım, ne yapacaktım, gidip yaşamadığım yerden mi başvursaydım, eğer Diyarbakır'da yaşıyor olsaydım Diyarbakır'dan başvuru yapacaktım mantıken, durum bu kadar basitken kafaları karıştırmaya çalışan kişileri, kurumları, medya organlarını kınıyorum. 

(Barış Sulu, 29 Mayıs 2015, HDP Eşcinsel Milletvekili Adayı Barış Sulu FB resmi sayfası)

 

Ne mutlu! Bir dil, bir insan…

 

Seçim sürecinde söylediklerim Türkçe [yanında] Kürtçe, Boşnakça, İngilizce, İtalyanca, Arapça ve Endonezya dilinde yayımlandı. Ne mutlu! Bir dil, bir insan…

(Barış Sulu, 27 Mayıs 2015, HDP Eşcinsel Milletvekili Adayı Barış Sulu FB resmi sayfası)

 

Yazarın Diğer Yazıları

Pandemi dayanışmaları: Müzisyenler, kadınlar ve alternatif eylem biçimleri

Destek kampanyaları, çevrim içi sohbetler, film günleri...

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden Mert anlatıyor: Talepleri neler, Kâbe'ye hakaret ettiler mi, eylemlere katılanlar kimler?

"Mücadelemizin kirli yollarla bastırılmaya çalışıldığını gördüğüm için sinirliyim. Tutuklanan arkadaşlarım için özlem doluyum. Kayyıma karşı çıkarken bir yandan ders çalıştığım için yorgunum"

Ülkemi ben yönetsem…

Kendimi durduramadım. Yazdıkça yazdım...