08 Haziran 2011

Moskova’da Nâzım Kütüphanesi

Yolumu kaybettim. Oysa defalarca gittiğim kütüphaneyi kolayca bulacağımı...



Yolumu kaybettim. Oysa defalarca gittiğim kütüphaneyi kolayca bulacağımı sanıyordum. Hafıza zaafıma vurgu yapmaktansa, Moskova’nın yenilenen yollarını ve binalarını bahane göstermeye meyilliyim.
Genç kuşak ne kütüphane bilir, ne de Nâzım Hikmet’i hatırlar diye düşündüğümden dolayı, yolda genellikle yaşlı Ruslar’ı durdurup soruyorum:
- Nâzım Hikmet Kütüphanesi nerede biliyor musunuz? 59. semt kütüphanesi yani?
Bilmiyorlar. Kimse bilmiyor. Galiba kütüphaneler halkın hayatından çıktı gitti artık. 
Nâzım’ı da tanımıyorlar. Ama ben onlara şu cümleyi söylediğimde hatırlar gibi oluyorlar:
- Hani, “Dünyayı verelim çocuklara” şiirini yazan…
Bu şiiri, yaygın şarkıdan biliyorlar. Ama yine de bana yardımcı olamıyorlar.
Sonunda kendi çabamla gecikerek ulaşıyorum kütüphaneye. İçerde Türk heyeti: Büyükelçi Aydın Sezgin, işadamları, Türkiye’den gelen aydınlar… İşadamları kütüphaneye kitap yardımı yapıyorlar ve bazı odaların restore edilmesine katkıda bulunuyorlar.
Oradaki Türkler’in hemen hepsi Moskova’da bir Nâzım Kütüphanesi olduğunu yeni duymuş. Halbuki birkaç kez yazmıştık. Demek az yazmışız. Bu tür şeyleri ne kadar yazsak az…

Kütüphane’nin Rusça internet sitesinde benim yazılarımda birkaç kez kullandığım bir karşılaştırmayı adımı da vererek kullandıklarını gördüm: “Onların Puşkini, bizim Nâzımımız…” Galiba Ruslar Türkçe yazılanları da Türkler’den daha fazla okuyorlar…
*      *      *
Evet, Moskova’da Nâzım Hikmet’in adını taşıyan bir devlet kütüphanesi var. Kentin kuzeyindeki Sokol bölgesinde, şairin son olarak oturduğu 2. Pesçanaya Sokağı’nın yakınında.
Kütüphane 1952’de, Novopesçanaya Sokağı, 23/7 adresinde açılmış. Pesçanaya sokakları ve meydanı civarında bir semt kütüphanesi olarak.
O günden bu yana kütüphaneliğin yanı sıra bir dizi kültürel etkinliğe evsahipliği yapmış. Geceler, konferanslar, şair ve yazarlarla buluşmalar,  sergiler, konserler…
Nâzım bu kütüphaneye gelmiş, okurlarıyla buluşmuş, konuşma yapmış…
1973 yılında kütüphaneye Nâzım’ın adının verilmesi için başvuru yapılmış. Bu talep ancak 1981’de olumlu karşılık bulmuş.
Yıllar boyunca burada Nâzım için anma toplantıları ve kültür geceleri düzenlenmiş. ünlü Türkologlar Ekber Babayev, Antonina Sverçevskaya, Vera Feonova, Radiy Fiş ve hâlâ üretmeye devam eden Svetlana Uturgauri defalarca gelmiş buraya. Ve elbette Vera Tulyakova-Hikmet.
Kütüphane’nin kapısında Nâzım Hikmet’in adı, içinde Nâzım köşesi, O’nun kitapları, fotoğrafları var...
Gün gelmiş, Rusya’nın piyasa ekonomisine geçtiği koşullarda Kütüphane’yi kapatıp orayı ticari işler için pazarlamaya kalkmışlar. Ama Tulyakova ve semt sakinleri izin vermemiş. Ancak bu arada Kütüphane’nin bir kısmı sergi merkezi olarak oradan kopmuş.
Keşke Türkiye (devletiyle, özel sektörüyle, aydınlarıyla) bu tür kültürel konulara daha fazla ilgi gösterebilse de, bu mekânları da değerlendirerek Rusya’da kalıcı Türk-Rus kültürel kurumları yaratılmasına öncülük edebilse. Nâzım Kütüphanesi’ne maddi ve kitap yardımlarından Moskova’da Nâzım Hikmet Kültürevi’nin açılmasına kadar somut adımlar atabilse…
*      *      *
Bir keresinde, Nâzım’ın doğumunun 105. yılı dolayısıyla mütevazı bir anma toplantısı düzenlenmişti bu kütüphanede; Rusça ve Türkçe Nâzım şiirleri okunmuştu; Melih Güneş tarafından hazırlanan, Nâzım Hikmet’in kendi sesinden okuduğu şiirlerin ve fotoğrafların yer aldığı bir slayt gösterisi izlenmişti.
O’nu tanıyanlar anılarını anlatmıştı. Yaşlıca bir gazeteci kadın, vaktiyle komşusu olduğu Nâzım’la ilgili olarak şöyle bir cümle kullanmıştı: “Nâzım vicdandı, onun bulunduğu yerde düzeyi düşüremezdiniz!” 
O günkü toplantı ve bu cümle çok hoşuma gitmişti. Nâzım Hikmet Kütüphanesi Müdiresi Yelena Malgina idi o zamanlar. Her yıl bizim düzenlediğimiz anma etkinliklerine mutlaka gelen veya birilerini gönderen eski müdire Tatyana Sergeyeva sağlığı elverdiğince uzaktan da olsa ilgilenmiş, telefon üstüne telefon etmişti. Benim için geçen haftaki 3 Haziran törenlerinin en kötü yanı, O’nun ölüm haberini almam oldu. Bir kez daha Nâzım dostlarının azalmakta olduğunu düşünerek kederlendim. Anma törenlerinde Ruslar’ın sayısının az olması da beni üzdü.
Şimdi Kütüphane Müdiresi gencecik bir kız diyebileceğim Svetlana Şapkina. Son derece sempatik ve aktif görünüyor. Türkler’in Nâzım Kütüphanesi’ne daha fazla ilgi göstermesini istiyor.
Sizce bundan daha doğal bir talep olabilir mi?
Kütüphane’yi merak edenler için:
http://www.hikmet-library.ru 
http://www.hikmet-library.ru/N/video.html 

Yazarın Diğer Yazıları

Dondurma bedava, limuzin hediye: Yaşasın Türk-Rus ilişkileri!..

Ne kadar da askerîleşmişti ilişkiler! Füze al, uçak al, helikopter al! Dön dolaş Suriye savaşına gel!

Kurban Bayramı’nın dört günü: Umut, ölüm, cenaze ve hayat

“Ölümü küçümseme, seve seve karşıla onu, çünkü o da doğanın istediği şeylerden biridir. Öyleyse us yürüten insana özgü olan; ölüm karşısında ne yüzeysel, ne düşman, ne öfkeli olmak, onu yaşamın doğal olgularından biri olarak beklemektir.”

Nâzım, Moskova, T24 ve dört fotoğraf karesi

Moskova’da Nâzım etkinlikleri başladığında başka bir iktidar vardı. Anma geleneği sürüyor. Başka siyasiler de sahneden çıkacaklar. Ölümsüz olan gerçek sanattır, büyük şairlerdir...