10 Mart 2015

Kılıçdaroğlu ve Demirtaş

Kılıçdaroğlu'nun da MHP gibi 'HDP'nin gizlice AKP'yle anlaştığı' söylemine yönelmesinin gerisinde ne yatıyor?

Türkiye siyasetinde "güçlü lider" deyince akla Tayyip Erdoğan geliyor. 61 yaşındaki Erdoğan o kadar güçlü ki, AKP'deki öteki önemli isimleri koşulsuz olarak lider görmek bile kolay olmuyor.

Peki ya muhalefet? AKP'nin ve Erdoğan'ın 2002'den bu yana (iki referandumu da sayarsak) toplam 9 kez seçim başarısı kazandığı şartlarda muhalefet cephesinde "güçlü lider" kim?

Ya da soruyu değiştirelim: Güçlü bir muhalif lider ve parti olsaydı, Erdoğan - özellikle de son yıllarda gündeme gelen devasa yanlışlarına karşın - bu kadar başarılı olabilir miydi?

67 yaşındaki Devlet Bahçeli 1997'den bu yana (yaklaşık 18 yıldır) MHP'nin Genel Başkanı.

66 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu ise iki ay sonra CHP liderliğinde 5 yılını geride bırakmış olacak.

41 yaşındaki Selahattin Demirtaş geçen 22 Haziran'dan bu yana HDP'nin Eşbaşkanı (BDP'deki eşbaşkanlık süresi de dâhil, onun da 5 yıllık bir liderlik pratiğinden söz edebiliriz).

Demirtaş yükselişte

 

Demirtaş, yüzde 10'a yakın oy aldığı 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte, özellikle de son dönemde hızlı bir siyasi yükseliş içinde.

Yalnızca "kendi Kürt kitlesi" içinden değil, yakın zamana kadar AKP'ye omuz veren bazı Kürt çevrelerden ve çoğu Türk kökenli sol düşünceli birçok insandan da destek almaya başladı.

Bunlar arasında kendini sosyal demokrat, demokratik sol gibi kavramlarla tanımlayan ve uzun yıllardır siyasi tercihini CHP'den yana belirlemiş olan kişiler de var. Ve galiba bunların sayısı giderek artıyor. Medyada yakın zamanlara kadar - bazen sitem etse de, kızsa da, hatta sinirlenip sövse de - hep CHP'yi desteklemiş, ama şimdi yönünü HDP'ye doğru değiştiren köşe yazarlarının sayısının artması önemli bir işaret.

Bunun ilk ve en önemli açıklaması belki şudur: 7 Haziran seçimlerinde HDP yüzde 10'luk barajı aşamazsa Erdoğan'ın hayalindeki "başkanlık rejimi"nin kurulması kolaylaşacak; tersine, eğer HDP Meclis'e girerse AKP'nin gücüne hissedilir bir darbe vurulacak, tek başına hükümet kurmakta zorlanması ihtimali bile var.

Ancak yalnızca bu değil elbette. Türkiye'nin siyasi dinamikleri değişiyor. "Süreç" denilen ve iktidarın - inisiyatif koyarak başlatmış olmasına karşın - son dönemde içini boşaltmaya çalıştığı barış görüşmeleri toplumun büyük kısmı tarafından destekleniyor. Artık "Kürt düşmanlığı" yapmak o kadar yaygın ve kolay değil. PKK ve Abdullah Öcalan sevilmese ve kuşkuyla karşılansa bile çoğunlukça artık "terörist", "bölücü", "bebek katili" şablonlarıyla değerlendirilmiyor. Barışa şans vermek için uzlaşmak gerektiği görülüyor.

Çoğu kez Demirtaş'ın şahsında ve demeçlerinde izlenen HDP'nin "Türkiyelileşmesi" çizgisi memnuniyet yaratıyor. Ayrıca yine Demirtaş'ın Erdoğan'a yönelik etkili, dinamik ve yaratıcı muhalefet tarzı sempati topluyor.

 

Kılıçdaroğlu sıkıntılı

 

Madalyonun diğer yüzünü es geçmek olmaz.

2009 yerel seçimlerinde yüzde 23,08 oy almış olan CHP, Kılıçdaroğlu'nun liderliğinde girdiği 2011 milletvekili seçimlerinde yüzde 25,98, 2014 Martı'ndaki yerel seçimlerde ise yüzde 25,61 oy kazandı. Aynı yıl Ağustos ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP-MHP ittifakının desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu toplam yüzde 38,44'lük bir sonuçla ipi göğüsledi.

Herhalde "Türkiye'nin büyük bölümü geleneksel olarak sağcı" anlayışından yola çıkarak, son dönemde sağcı, milliyetçi, muhafazakâr parti ve kişilerle işbirliği amacını öne almış görünen CHP yönetimi, gelecek seçimlere yönelik olarak da aynı tavırda olduğu izlenimini veriyor. (Geçen hafta Hürriyet'teki söyleşisinde "sağa açılmanın nasıl gittiği" sorusuna Kılıçdaroğlu'nun verdiği cevap "Sağa açılma iyi işliyor" idi.)

CHP, liderinin "yüzde 35 oy alma hedefi"nin çok altında kalırsa, zaten sıkıntılı olan "parti içi dengeler" Kılıçdaroğlu'nu iyice zorlayacağa benziyor. 22 Mayıs 2010'daki CHP Kurultayı'nda 1189 oyun tümünü alan Kılıçdaroğlu, 5 Eylül 2014'teki Kurultay'da Muharrem İnce'nin 415 oyuna karşı 740 oyla seçilmişti.

Parti içinde yenilik isteyenler ile ulusalcı, yani milliyetçi kanat arasında denge kurmaya çalışan ve bu arada bir dizi konuda (bunlar arasında Kürt sorunu da var) etkili politikalar geliştiremeyen CHP liderinin gelecek perspektifinin 8 Haziran'dan itibaren nasıl şekilleneceğini göreceğiz.

 

Kılıçdaroğlu'nun hedefi de Demirtaş

 

Demirtaş, son dönemde Erdoğan'ın, Davutoğlu'nun, Arınç'ın ve diğer AKP'lilerin hedefinde. İktidardaki ciddi rahatsızlığı yansıtan bu durum, HDP'nin şansını arttırıyor.

MHP'yi ayrıca ele almaya gerek var mı! Partinin geleneksel Türk milliyetçiliği ve Kürt karşıtlığı çizgisinde ciddi bir değişim görünmüyor.

Son günlerde HDP ve Demirtaş'a yönelik olarak Kılıçdaroğlu'nun kullandığı üslup da, MHP'den pek fark göstermemeye başladı.

Her ikisi de "HDP gizli bir plana göre davranarak AKP ile danışıklı dövüş sergiliyor" propagandası yapıyor. MHP'yi anlamak mümkün. Ama HDP'yi giderek daha fazla dikkate alan kesimlerin de sözcülüğüne oynayan CHP'nin - üstelik Meclis'te "İç Güvenlik Paketi"ne karşı omuz omuza direndiği - bu partiyi herhangi bir kanıt göstermeden böyle bir söylemle suçlaması enteresan.

Kılıçdaroğlu'nun amacı, 7 Haziran seçimlerine yönelik olarak "AKP ile HDP ittifak yapıyor" algısını yaratmak olsa gerek. Ama ortaya çıkan sonuç, bazen "HDP'ye karşı AKP, MHP ve CHP birlikte saldırıyor" gibi bir görüntü sergiliyor.

Burada "CHP ne kadar solcu" konusuna girmek niyetinde değilim. Elbette CHP kitlesinin büyük bölümünde sol idealler, sosyal demokrasi ve sosyalizm önemli karşılığı olan değerlerdir. Giderek ve hızla "Kürt direniş örgütü"nden "solcu Türkiye partisi"ne dönüşmekte olan HDP ile CHP arasında işbirliği yapılamamasının, ülkenin geniş sol kesimleri arasında rahatsızlık yarattığını düşünüyorum.

 

Kılıçdaroğlu'ndan bir ricam var

 

T24'te 25 Şubat 2015'te yayımlanan uzun söyleşimizde Demirtaş bana şöyle demişti:

"Biz son yerel seçim sürecinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde CHP'yle ortak aday çıkarmayı denedik. Bizimle bir arada görünmenin kendilerine zarar vereceğini, oy kaybettireceğini belirttiler.

Cumhurbaşkanı seçimleri bize bir fırsat daha verdi ve bir kez daha denemek istedik. Ben CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na bizzat şunu söyledim (Görüşmeye katılan bütün ekibi ve benim arkadaşlarım da şahittir):

'Sayın Kılıçdaroğlu, gelin, cumhurbaşkanlığı için ortak aday göstererek 2015 genel seçimlerine birlikte girebilmenin ortak zeminini yaratalım. Bu illaki bizim adayımız olmak zorunda değil, sizin göstereceğiniz ve asgari ilkelere sadık kalacak bir aday olması durumunda, biz açıkça sizin adayınız için çalışacağız.

Çok yüksek bir oy oranı çıkarmalıyız ki, kazanamasak bile 2015 seçimleri için CHP ve HDP olarak iktidara karşı güçlü bir ortak alternatif çıkarmış olabilelim. Ve biz birlikte 2015'te AKP'yi devirebiliriz, özgürlükçü bir iktidar kurabiliriz.

Bizce CHP ve HDP cumhurbaşkanlığı seçimlerinde anlaşırsa, parlamento dışındaki muhalefetin büyük bölümü de bizim etrafımızda kenetlenir. Ve bu güç 2015 seçimlerinde kesinlikle iktidar olur.'"

CHP Genel Başkanı'ndan bir ricam var: Sayın Kılıçdaroğlu, şu soruları cevaplar mısınız lütfen?

Demirtaş size böyle bir öneri getirdi mi? Sizin cevabınız ne oldu? Sizce CHP-HDP ittifakı bugün iktidara alternatif yaratma potansiyeli olan büyük bir şans değil miydi?

@AksayHakan

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kafkasya’da Türk-Rus gerilimi: Bahçeli’nin Nahçıvan çıkışı Ankara ve Bakü’nün yararına mı?

Bahçeli'nin dünkü paylaşımı, uluslararası hukuk ve hem Türkiye’nin hem de Azerbaycan’ın çıkarları açısından sorunlu bir mesajdı.

Moskova'dan notlar: Maske yok, aşı çok...

Rus dostlarımın benim maske takmama bıyık altından gülümsemesine, hatta bazılarının "Sen de çıkar artık, bir şey olmaz, merak etme!" diye baskı yapmasına ne demeli?

Hiçbir şeyin 40 yıllık hatırı yok bu topraklarda; ne kahvenin, ne hayatın, ne de ölümün

Berfo Ana'ya verdiği sözü tutmayan Devlet Baba, artık Cemil Kırbayır konusunda başının ağrıtılmasından sıkılarak dava dosyasının kapatılması için düğmeye bastı.