23 Eylül 2009

G-20 Zirvesi’ne İki Kala

Bu hafta ABD iki önemli zirveye ev sahipliği yapıyor.

Bu hafta ABD iki önemli zirveye ev sahipliği yapıyor. Birincisi New York’ta başlayan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; diğeri 24 ve 25 Eylül’de Pittsburgh’da düzenlenecek olan G-20 Zirvesi.

BM Genel Kurulu çok daha yoğun katılımlı bir toplantı olmasına rağmen, gündemde G-20 Zirvesi kadar önemli bir yer işgal etmiyor. Bunun nedeni, bundan beş ay önce Londra’da yapılan G-20 Zirvesi’nin küresel krize karşı ortak tavır gösterme anlamında önemli bir dönemeç olması. Bu, ABD’de yapılacak olan zirveden de önemli sonuçlar çıkacağı beklentisi yaratıyor. Ancak bu seferki toplantıdan önceki kadar güçlü mesajlar çıkmayabilir.

Bu toplantının ana gündemi banka sermayelerinin güçlendirilmesi ve mali kurumların fazla risk almalarını engelleyici kurallar belirlemek olarak özetlenebilir. Eylül başında üye ülkelerin maliye bakanları ve merkez bankaları başkanlarının katılımıyla düzenlenen hazırlık toplantısında buna yönelik ön çalışmalar yapıldı. 2010 sonuna dek, banka özsermaye ve likidite oranları için yeni bir uluslararası standart konusunda anlaşmaya varılması bekleniyor. Yöneticilerin ücret ve yan ödemelerine de sınır gelmesi bekleniyor.

G-20 Zirvesi’nde öne çıkması beklenen başka bir şey ise ABD Başkanı Obama’nın ipuçlarını verdiği ‘küresel dengesizliklerin sona erdirilmesi’ yönündeki çabalar olacak gibi görünüyor. Başkan bizzat “Herşeyi Çin, Almanya ve benzeri ülkelerden aldığımız… ve bizim onlara bir şey satmadığımız eski günlere geri dönemeyiz” şeklinde ifade ettiği görüşlerini, bu zirvede yineler ve bunları aksiyona dönüştürecek kararlar çıkarabilirse, o zaman gerçekten bazı şeylerin değişmeye başladığını görebiliriz. Hatta aynı senaryo Türkiye-Çin arasında da geçerli olursa, sonuçları bizi açımızdan da iyi olacaktır.

Çin son aylarda, kelimenin tam anlamıyla sırat köprüsünden geçiyor. Birçok açıdan göstergeler iyi gidiyor. Örneğin azalmış olsa da büyüme hızı hala birçok ülkeye parmak ısırtıyor. Dünya ekonomisinin daha sert bir gerilemeye girmesini engelleyen en önemli ülke (diğeri Hindistan). İhracatında %20’yi aşan gerileme olmasaydı Çin’in, yılın ilk altı ayında büyüme hızı %7,1 değil tam olarak %10 olacaktı. Ancak yine de bu dönemde ilk kez dünyanın en çok ihracat yapan ülkesi olma unvanını Almanya’nın elinden aldı. Ekonomi, sanayi üretimi ve kredilerde de sıkı bir toparlanma yaşadı. Fakat, yazılarımda sıkça yinelediğim gibi ülkede bir spekülatif balon oluşma olasılığı ve rezerv sonunu bulunuyor.

Birçok ülkede faiz oranları 0’a yakın düzeyde. Fakat Çin’de oran %5 civarında. Bu, Çin’e yurtdışından fon girişini destekliyor. Bir de iştahı yüksek Çin’li yatırımcılar var. Bu ikisi birleşip, Çin’de hızlı büyümesine devam edince, borsaya giren fon miktarında keskin bir yükseliş ve hisse fiyatlarında da ciddi sıçramalar yaşandı. (Halka açılmak isteyen şirket sayısında da büyük artış var.) Ardından gelen satışlar, yazın sonlarında Çin borsasının hızlı bir biçimde değer kaybetmesine neden oldu. Ancak bilinen bir gerçek daha var ki o da şu: gevşek denetime tabi bankalar, çok sayıda küçük yatırımcıya riskli krediler dağıttı. Bu kredilerin bir kısmı şu anda batık kategorisinde Kredi kartı borcunu ödeyemeyen, eline haciz gelen, intihar eden binlerce Çin’li olduğu tahmin ediliyor. Bazılarının ise aldıkları kredileri borsada ve şans oyunlarında kullandığı artık bir sır değil. Spekülasyon sadece menkul kıymetlerle sınırlı değil. Gayr-ı menkul sektöründe de benzer bir durum olduğu biliniyor, ancak bunun boyutları konusunda çelişkili bilgiler var. Zaten, Çin ekonomisi hakkındaki birçok bilgi konusunda da objektif detaylı bilgiye sahip değiliz.

Bunları söylememin bir nedeni var tabii ki…

Eğer diğer G-20 üyeleri de ABD’ye destek verir ve iç üretime odaklanmaya başlarlarsa (ki; bunun bir anda olamayacağına şüphe yok), Çin, dünyanın ucuz mal üretimi üssü olma özelliğini zamanla kaybedebilir. Bu da ekonominin yavaşlaması, yeni iş imkânlarının erimesi, cari fazlanın azalmaya başlaması gibi etkiler doğuracaktır. İşte bu, şu anda sebilden su dağıtır gibi dağıtılan kredilerin zamanlar geri dönmemesi, şu anda işaretleri gelen emlak balonunun sönmesi gibi kriz yaratabilecek sorunlara neden olabilir.

Yazarın Diğer Yazıları

5 yıl önce, kaç yıl sonra

Dün, küresel krizin 5. sene-i devriyesini idrak ettik. Lehman Brothers\'ın 15 Eylül 2008\'deki iflas başvurusunun üzerinden 5 yıl geçti

İkinci çeyrekte büyüme ne olacak?

2013 için birçok uluslararası kurum parlak bir yıl tahmini yapmamıştı. Fakat son beş yılda alıştığımız üzere, bu pek de parlak olmayan tahminler, yıl içinde daha kötüleri ile revize edildi

Turizmde yılın ilk yarısı nasıl geçti?

Dünyanın 6, Avrupa’nın 4. en çok yabancı turist çeken ülkesi olduğumuzu eminim çoğunuz biliyorsunuz.