11 Ağustos 2019

Szilard, Hiroşima ve Enola Gay

6 Ağustos 1945, sabah saat 08.15. Hiroşima yeni güne, o gün yaşanacaklardan habersiz olarak uyanır. Üç gün sonra Nagazaki de aynı deneyimi tüm insanlık adına yaşayacak ve insanlıkla birlikte tüm kent yerle bir olacaktır

Günümüzden tam 74 yıl önce Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan iki atom bombası ile 300 bine yakın insan kurban edildi.

Ne adına?

Herkesin bir yanıtı var. Ama en çarpıcı olanı ABD Başkanı Truman'dan gelir: "Bilim tarihinin en büyük kumarını oynadık ve kazandık!"

Bilinenin aksine hikâye Leo Szi­lard ile başlıyor.

O Ya­hu­di asıllı bir Ma­ca­ris­tan göç­me­ni, bilim insanı. Bu özellikler İkinci Dünya Savaşı'na giden yolda Avrupalı bir bilim insanını nelerin beklediğinin habercisi gibidir.

1930'lı yılların Avrupası, bilimsel çalışmaların baş döndürücü hızla ilerlediği, bilim insanlarının her yeni güne yeni bir buluşla uyandığı bir yer.

1932 yılında İngiliz fizikçi Chadwick'in nötronu keşfetmesinin ardından Avrupalı bilim insanları yeni ve daha ağır elementler elde etmeyi amaçlayarak uranyum gibi ağır elementleri nötron bombardımanına tutarlar. Çünkü nötron yüksüzdür ve bir engele takılmadan atom çekirdeğine girebilmektedir.

Umduklarını pek bulamazlar ama bulacakları şey, hiç kimsenin öngöremediği ölçüde büyük, dünyayı derinden etkileyecek olağanüstü bir şeydir: Fisyon ve beraberinde nükleer enerji!

Olayın özü şu: Uranyum atomunun çekirdeğine nötron gönderilmiş, daha büyük bir atom çekirdeği beklenirken uranyum atomu çekirdeği daha küçük iki parçaya ayrılmış, beraberinde 2-3 nötron ve 200 MeV enerji ortaya çıkmıştır. Atom çekirdeğinin bu şekilde bölünmesi "fisyon" olarak adlandırılacaktır. Ama daha önemlisi reaksiyon sonrası salınan nötronlar başka uranyum atomları tarafından yutulup bir reaksiyonlar zincirine neden olabilmekte ve açığa çıkan enerji katlanarak artmaktadır. Bu ürkütücü büyüklükte bir enerjidir.

Ve bilim insanları nükleer enerji ile tanışır.

Bu alanda başı çeken bilim insanları: İtalyan Enrico Fermi, Alman Otto Hahn, Avusturyalı Lize Meitner ve Macar Leo Szi­lard. Bunlardan Lize Meitner, Leo Szi­lard ve Enrico Fermi'nin eşi Laura Yahudi kökenlidir.

1938 yılı sonrasında Otto Hahn dışındakiler kıta Avrupa'sından ayrılmak zorunda kalırlar.

Enrico Fermi ve Leo Szi­lard Avrupa'yı terk ederek ABD'ye giderler. Zihinlerinde deli sorular da onlarla birliktedir.

Enrico Fermi (solda) ve Leo Szilard (sağda)

Bu yeni enerji türünün bir biçimde Almanlar tarafından silah olarak kullanılabileceği fikri onları olağanüstü rahatsız etmektedir. Ve sonunda Leo Szi­lard, Einstein'ı yazlık evinde ziyaret ederek Avrupa'da yapılan çalışmalarının sonuçlarını ve kaygılarını dile getirir, onu Başkan Frank­lin Ro­ose­velt'e bir mektup yazma konusunda ikna eder.

Einstein, Başkan Roosevelt'e yazdığı 2 Ağustos 1939 tarihli ünlü mektubunda bilim insanlarının kaygılarını ve olası bir bombaya gidebilecek süreci dile getirir. Almanya'nın bu yöndeki çalışmalara ağırlık verdiğini ve bu nedenle zaman geçirmeden gerekli çalışmaların başlatılmasının Dünya'nın geleceği açısından hayati önem taşıdığını vurgular.

ABD savaşta değildir ama Einstein'ın uyarıcı mektubu üzerine Roosevelt, 11 Ekim 1939'da bir danışma komitesi kurarak çalışmaları başlatır.

Ancak 7 Aralık 1941 de Japonya'nın Pearl Harbour saldırısı sonucu ABD savaşa dahil olur.

Ve 13 Ağustos 1942'de fizikçi Robert Oppenheimer başkanlığında tarihin en büyük bütçeli projesi devreye girer: Manhattan Projesi, ya da Truman'ın dediği gibi tarihin en büyük kumarı.

Roosevelt sonrası yeni Başkan Truman'ın ver­di­ği ra­ka­mlara gö­re projede 125 bin kişi çalışmıştır. Ülkenin birbirinden farklı bölgelerinde ve üniversitelerinde araştırma tesisleri, reaktörler kurulur. Projenin iki ortağı daha vardır: Kanada ve İngiltere. Onlar da projeye aktif olarak katılırlar.

Savaş bütün hızıyla sürüyor görünürken 1944 yılına gelindiğinde ABD, Al­man­ya teh­li­ke­si­nin kal­ma­dı­ğı­nı anlar ama atom bombası çalışmaları da hız kesmeden sürdürülür.

Atom bombasına giden yolu açmış olan Szi­lard, bu kez atom bombası çalışmalarının sürdürülmesine karşı çıkar. 1945'in Mart ayında atom bom­basının kullanılmaması için Baş­kan Frank­lin Roose­velt'e verilmek üzere bir uyarı bildirgesi ha­zır­lar. Ancak Ro­ose­velt birkaç hafta sonra, 12 Ni­san 1945'te hayatını kaybeder. Szi­lard, yeni baş­kan Tru­man'a ulaşmak ve uyarı metnini ver­mek için bir çok girişimde bulunsa da sonuç alamaz.

Birkaç hafta sonra Hit­ler, 2 Ma­yıs 1945'te in­ti­har edecektir. Beş gün sonra da Al­man­ya tes­lim ol­ur ama Manhattan Projesinde de sona gelinmiştir ve proje aynı hızla bitirilmeye çalışılır.

Bi­li­m insanları bu son durumdan rahatsızlık duymaya baş­larlar, çün­kü za­ma­na kar­şı atom bom­ba­sı yapma çabasının ne­de­ni, Al­man­ların bu kı­ya­met si­la­hı­na onlardan da­ha ön­ce sa­hip ol­ma olasılığıdır. Ama şim­di Al­man­ya tes­lim ol­du­ğu­na gö­re böy­le bir tehdit kal­ma­mıştır ve atom bombası yapımı dünyanın geleceği açısından durdurulmalıdır.

Ancak bomba artık hazırdır.

Bu kez farklı mer­kezler­de sü­rdürülen ça­lış­ma­la­ra ka­tı­lan bi­li­m insanları, bom­ba­nın kullanılma­ması­ için gi­ri­şim­de bu­lun­urlar. Dilekçeler hazırlanır. Szi­lard'ın da ara­la­rın­da bu­lun­du­ğu bir­çok ki­şi, sa­vaş son­ra­sı du­rum için de uyarılarda bulunurlar: Dün­ya bir yok ol­ma teh­li­ke­siy­le kar­şı kar­şı­ya ka­la­cak ve bir nük­le­er si­lah­lan­ma ya­rı­şı baş­la­ya­caktır. Nitekim ilerleyen zamanda öyle de olur!

Ama farklı düşünenler de vardır: "Ja­pon­ya'ya kar­şı kul­lanıl­ma­dık­ça Dün­ya'­ya atom bom­ba­sı­nın ne kö­tü bir şey ol­du­ğu­nu an­la­ta­ma­yız" diyenler olduğu gibi "Bir kez meskun bir yerde patlatarak gücümüzü gösterelim" diyenler de.

Szi­lard, di­lek­çe­le­ri­ ve ra­por­la­rı­nı ulaş­tır­mak ve bir so­nu­ca var­mak için di­di­nir­ken başka yerlerde başka hazırlıklar yapılmaktadır.

16 Temmuz 1945 sabah saat 5.30. Hitler'in ölümünden 44 gün, Almanya'nın teslim olmasından 39 gün sonra, tarihin ilk atom bombası "Trinity" New Mexico Alamogordo'da denenir. Sonuç korkutucudur.


Bir nükleer silah için yapılan ilk denemeden sonra Alamogordo'da inşa edilen anıt

5 Ağustos 1945 günü öğleden sonra, Başkan Truman atom bombasının Japonya'ya karşı kullanılması kararını onaylar.

Hemen ertesi gün 6 Ağustos 1945, saat 02.45, Enola Gay, Paul Tibbets ve mürettabetı ile birlikte havalanarak yönünü Hiroshima'ya çevirir.

Saat tam 09:15, yerel saat ile 8.15, Paul Tibbets, Enola Gay'in kapaklarını açar ve "little boy" bırakılır!..

Bomba atıldıktan 15 saniye sonra patlar. 70 bin kişi anında ölür..

Sağ kalan Hiroşimalılar, daha sonra ölenler kadar şanslı olmadıklarını söyleyeceklerdir. Ayakta kalabilenler, radyasyon kaynaklı ve daha önce görülmemiş hastalıklarla savaşırlar. Bazıları birkaç ay dayanabilir, 3 aylık sürede 60 bin insan daha ölüme yenilir; izleyen ilk beş yıl içinde bir o kadar Japon, büyük acılar çekerek hayatını kaybeder.

Ağır radyasyon altında toprak kavrulmuş, bitkiler buharlaşmış, sular kirlenmiştir. Şehrin üzerine haftalarca radyasyon serpintileri yağar!..

Hikaye Leo Szilard ile başlar ama Hiroşima'da Enola Gay ile son bulur.

Bombayı taşıyan uçağın pilotu Paul Tibbets, uçağına annesinin adını vermiştir: Enola Gay.

Adının yüz binlerce insanın katliamıyla birlikte anılacak olması, Enola Gay için ne büyük bir talihsizliktir!

Yazarın Diğer Yazıları

Zihindeki gözümüz: Elektromanyetik spektrum

Elektromanyetik spektrum, bize iki gözün sağlayamadığı çok daha farklı iletiler sundu, beraberinde gerçeklik algımız, evrene bakış açımız ve yaşam biçimimiz tümüyle değişecekti

Hiçlik ya da karanlık enerji: Hangisi daha korkutucu?

Hiçlik, boşluk ya da yokluk aynı şey midir? Bu sorunun yanıtı, soruyu kime sorduğunuza bağlı

Zamanda geleceğe zorunlu yolculuk!

Bir uçak yolculuğu sonrasında evimize döndüğümüzde 'evdekilere göre' mikro salise mertebesinde daha genç olarak geleceğe gitmiş oluyoruz