25 Nisan 2021

İnsan adıyla yaşar: Özgen Berkol Doğan

Baba Nevzat Doğan ve anne Ferhan Doğan, evlatlarının anısını yaşatmak adına bir kitaplık oluşturuyorlar. Bu oluşum sonraları büyüyerek bir kütüphaneye dönüşüyor. Evlatlarını yaşatmak için bundan daha özel bir şey yapılabilir miydi?

Henry Moseley eğer hayatta olsaydı, bilim çevrelerine göre 1916 yılının Nobel Fizik veya Nobel Kimya Ödülü için en güçlü aday olacaktı.

Onun hocası olan ünü bilim insanı Ernest Rutherford bu genç yeteneğin ölümü karşısında isyan etmişti: "Bu genç adamın savaş alanında ölümü, bir bilimsel yeteneğin kötüye kullanılmasının en çarpıcı örneğidir."

Oysa Moseley gönüllü olarak orduya katılmıştı.

Sosyal çevresi, diğer yaşıtları gibi Henry Moseley'i de savaş gönüllüsü olmaya itmişti. Bu gönüllülerin birçoğu matematik, fizik gibi alanlarda bilim insanı olma potansiyeline sahiptiler. Daha sonra "kayıp nesil" olarak adlandırılacak olan bu gönüllü ancak deneyimsiz gençler, diğer İngiliz askerlerinin neredeyse iki katı oranında savaşlarda yitip gittiler.

Rutherford ve bazı İngiliz bilim insanları, gelecek vaat eden bilim insanlarının gönüllü olsalar bile savaşa alınmamaları yönündeki taleplerini İngiliz hükümetine ilettiler. Bu talepleri karşılık buldu ve bilim insanlarının savaşa alınmaları yerine, savaş zamanı teknoloji geliştirmek veya geri hizmetlerde görevlendirilmeleri üzere yasal düzenleme yapıldı. Ve bu tarihten sonra İngiliz bilim insanları gönüllü olsalar bile savaş için askere alınmadılar.

Anlıyoruz ki bilim insanları toplumun, hatta insanlığın ortak değeridir.

Bu arada belirtelim: Moseley, Çanakkale'de yaşamını yitirdiğinde henüz 27 yaşındaydı.

Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi

Özgen Berkol Doğan da bir uçak kazasında yaşamını yitirdiğinde 27 yaşındaydı. Fizik doktorasını yapmakta olan pırıl pırıl genç bir bilim insanı.

2007'de Isparta'da düşen uçakta Özgen Berkol Doğan ile birlikte Hocası Prof. Dr. Engin Arık ve 6 akademisyen bilim insanı daha vardı. Tam 14 yıl oldu, acaba onlarla birlikte geleceğimizden neler yitip gitti diye düşünmeden edemiyor insan. Ailelerin kaybı şüphesiz çok can acıtıcı, ama her biri ülkemizin de büyük kaybı ve bunun bir telafisi yok.

Berkol, çok erken yaşlardan itibaren bilim kurguya meraklı bir genç ve bu merakı onu Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğrencisi yapıyor. Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü tercihi, onun üniversite girişte ilk tercihi.

Başarılarla dolu bir akademik yaşam, başarıyla tamamlanan üniversite yılları; sonrasında Fizik Doktora çalışmaları ve CERN'de sürdürülmekte olan araştırmaların yanısıra dans, sanat ve bilim tutkusu ile dopdolu bir 27 yıl.

Baba Nevzat Doğan ve anne Ferhan Doğan, evlatlarının anısını yaşatmak adına bir kitaplık oluşturuyorlar. Bu oluşum sonraları büyüyerek bir kütüphaneye dönüşüyor.

Evlatlarını yaşatmak için bundan daha özel bir şey yapılabilir miydi?

Herhalde yapılamazdı, zaten başka bir örneği de yok; ama artık kendisi bir örnek.

Evet, sözünü ettiğim yer "Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi".

Fikrin sahibi anne Ferhan Doğan. Berkol'un çok okuyan bir çocuk olması ve çok sayıda kitabı bulunuyor olması bu fikrin çıkış noktası.

Başlangıçta 1884 Vakfı bünyesinde bir odada, daha sonra bir kütüphaneye dönüştürme fikrinden yola çıkılarak bir "Özgen Berkol Doğan Kitaplığı" oluşturuluyor. Katkılarla kitaplık büyüyor ve kitap sayısı kısa sürede 2 bini geçiyor. Türkiye'nin ilk bilimkurgu kütüphanesi olarak bir odada başlayan oluşum yıllar içinde büyüyor ve Kadıköy'de Safa Sokak'ta üç katlı bir köşkte bir bilim ve kültür merkezine dönüşüyor. 10 binin üzerinde kitap var kütüphanede. Kişisel kitap bağışları, yayınevlerinden gelen ve ailenin sahaflardan bularak satın aldığı değerli yapıtlarla zengin bir koleksiyona sahip.

Bir bilim ve kültür merkezi

Bu arada aile Boğaziçi Üniversitesi ile o kaza olmasaydı Berkol ve diğer akademisyenlerin gidecekleri Süleyman Demirel Üniversitesi'nin fizik bölümünü birincilikle bitirenlere ödül vermeye başlıyor ancak daha sonra bunu Süleymen Demirel Üniversitesi öğrencilerine verilmek üzere bursa dönüştürüyorlar.

Aile'nin tüm çabası Berkol'un ismini yaşatmak ve genç bilim insanları için bir ilham kaynağı olmak.

Berkol, bilimkurgu merakı ile daha erken yaşlarında üç bilimkurgu eserini Türkçeye çevirmiş. Adının verildiği "bilimkurgu kütüphanesi", bilimkurgu yapıtlarının yanısıra farklı alanlarda bilim ve edebiyat kitapları, dünya klasikleri, çizgi romanlar, müzik, sinema ve sosyal bilim kitaplarını da barındırıyor. Kütüphane ödünç kitap verdiği gibi orada okumak da mümkün. "Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi" düzenli söyleşiler ve etkinlikler ile öğrenciler için bir bilim ve kültür merkezi.

Geçtiğimiz hafta 8 Nisan Perşembe akşamı saat 20.00'de Prof. Dr. Nevzat Doğan'nın daveti ile "Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi"nin konuğuydum ve Dr. Nevit Dilmen moderatörlüğünde "Modern Bilim ve Nobel Fizik Ödülleri"ni konuştuk.

Her ayın ilk perşembesi bilim söyleşileri var; ikinci perşembe edebiyat, üçüncü perşembe hobi (dağcılık, fotoğrafçılık, sinema) söyleşileri yapılıyor. Son perşembe günleri de Berkol'un bilimkurgu aşkını yansıtması adına "bilimkurgu"ya ayrılmış.

"Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi", Berkol'un enerjisi ile dolu bir atmosfer; her köşesi bu çok yönlü güzel insanın sevgisiyle inşa edilmiş, bunu derinden hissediyorsunuz.

 Yeni doğmuş bebekler için "adı ile yaşasın" derler; bu söylem bir anlamda onun adının iyilik ve güzelliklerle anılması dileğini ifade ediyor.

Ve söylenildiği gibi, gerçekten insan adı ile yaşıyor!


Kaynakça

www.ozgenberkoldogan.com

Yazarın Diğer Yazıları

Köpük evrenler

Bilimin bizlere sunduğu çoklu evren hikayesi olağanüstü sarsıcı ve inanılmaz gibi duruyor. Ama unutmayalım; çoklu evrenler, Kuantum Kuramı'nı yaratan aynı aklın ürünü

Dayatılan gerçeklik

Belki bizler de, bir simülasyon içinde olmasak bile, bizlere dayatılmış bir gerçekliği yaşıyor olamaz mıyız?

Bilinç bulmacası

Beyin kuantum fiziğinin yasalarına göre hareket eden atomaltı parçacıklardan oluşuyor. Ve bizler onların tuhaf dünyasını da, bilinç denen şeyin tuhaflıklarını da henüz tam olarak anlamış değiliz