27 Aralık 2020

2021'e girerken yerküre yoğun bakımda, hatta entübe!

Unutmayalım: Yerküre, yalnızca üzerine bastığımız toprak değil; yaşayan, yaşatan, üreten, nefes alan devasa bir organizma; en az bizim kadar canlı ve biz bu canlılığın bir parçasıyız

Bir kabus yılı olan 2020'yi geride bırakmayı umutla beklediğimiz şu günlerde Korona'nın yeni bir versiyonu patladı.

Avrupa'da bazı ülkeler dolaşımı kısıtladı, bazıları tümüyle durdurdu.

İngiltere'nin Koronavirüs'ün yeni mutasyonunun yüzde 70 daha bulaşıcı olduğunu bildirmesi üzerine Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) konuyu incelediklerini, analiz sonuçlarını paylaşacakları yönünde bir açıklama yaptı.

Mutasyon geçirmiş yeni Koronavirüs türü hakkında henüz net bir veri bulunmuyor. Covid-19'a karşı geliştirilen aşıların mutasyona uğramış yeni virüs üzerinde etkili olup olmayacağı, aşıların ne kadar süre bağışıklık bırakacağı da henüz bilinmiyor,.

Şimdilik aşının etkili olduğu ve 6 ay bağışıklık sağlayacağı belirtiliyor ama ileriye dönük çalışmalar olmadan kesin bir şey söylemek zor.

Sanki bir korku filminin içinde gibiyiz!

Hatırlayın, geçen yıl bu zamanlar 2020'ye büyük umutlarla girerken henüz tehlike çanları çalmaya başlamamıştı.

Böyle bir tehlikenin varlığından değil ama ciddiyetinden habersizdik. Çin'de, uzaklarda bir yerlerde bişeyler oluyordu, biz bunun farkındaydık ama tehlike çok uzaklardaydı.

Mart ayı itibarı ile pandemi kabus gibi üzerimize çöktü. Tüm yıl yırtıcımızla savaştık, kayıplar verdik. Dört koldan başlatılan aşı çalışmaları nihayet sona doğru yaklaştı, savaşı kazandık derken şimdi yeni bir bilinmezlikle karşı karşıyayız.

Son dakika bilgilerine göre yeni Covid, yeni yılda bizi karşılamaya hazırlanıyor!

İnsan düşünmeden edemiyor: Evrimsel sürecin bir başka evresini mi yaşıyoruz; neler oluyor?

Pandemi-iklim değişikliği ilişkisi

Geçmişe baktığımızda Dünya üzerinde türlerin zaman zaman kesintiye uğradığını, daha önce görünmeyen türlerin onların yerini aldığını ve bu dönemlerin iklim değişikliği ile doğrudan bağlantılı olduğunu görüyoruz.

Virüs saldırılarında iklim değişikliğinin rolü var mıdır, sorusunun yanıtını genellikle "evet" olarak veriyor bilim insanları.

2010 yılında Nature dergisinde yayımlanan bir makalede, doğada bozulmuş yaşam alanlarının virüs üreten ve canlı türler üzerinden virüs yayan alanlar olma potansiyeli taşıdıkları belirtiliyor.

Ayrıca son yüzyılda ortaya çıkan enfeksiyon türü hastalıkların yaklaşık yüzde 75'inin hayvanlardan kaynaklandığı belirtilmekte.

Biliyorsunuz Covid-19 için tam olarak kanıtlanmasa da hayvanlar işaret edilmişti.

Hemen hayvanları suçlama kolaycılığına kapılmayalım: Doğayı tahrip edenler onlar değil, virüsleri onlar üretmiyorlar. Doğanın bozulmasından belki de bizden daha çok etkilenen onlar ama unutmayalım bizler etkileniyorsak da doğayı bilerek ve umursamaz bir şekilde bozan yine bizleriz.

Sonuçta virüs saldırısı ile iklim değişikliği arasında görünür bir bağ olduğu önemli bir vurgu.

Uzun vadede, küresel ısınmanın iklim değişikliği üzerinde daha çok etkili olacağı, iklim değişikliğinin de gelecekte yeni pandemiler yaratacak yeni virüsleri ortaya çıkaracağı yönünde kaygılar artıyor.

İklim değişikliği bir yanda yeni virüslere olanak sağlarken iklim değişikliğine zemin hazırlayan kirlilik, temiz hava kalitesinin bozulması, besin ve su kaynaklarının zarar görmesi gibi etkenler de insanı hastalıklara karşı daha az dayanıklı hale getirmiş bulunuyor. Özellikle bulaşıcı solunum yolu hastalıklarına karşı bizleri daha dayanıksız ve daha savunmasız kılıyor. Bu arada gittikçe artan ölümcül kanser vakalarının kaynağının da onlar olduğunu unutmayalım.

Sürü bağışıklığı

2020'den aldığımız derslerden birisi de "sürü bağışıklığı" tezi.

İnsan yaşamını uzatmak ve hastalıkları ortadan kaldırmak için bir yandan devletler öte yandan uluslararası şirketler anormal yatırımlar yaparken gördük ki insan hayatı o kadar da önemli değilmiş.

Sürü bağışıklığı adı altında binlerce hatta yüz binlerce kurban vermeyi bir kalemde kabul eden ama lafa gelince en önemli şey yaşam diyen ülke yöneticileri gördü bu zavallı Dünya.

İki yüzlülüğün bu kadarı da olmaz dedirten uygulamalarla karşılaşmadık mı?

İsveç Kralı diyor ki: Biz yanlış yaptık, binlerce vatandaşımızın ölümüne neden olduk!

Bir kral bunu söylüyor; söyler elbette diyebilirsiniz: "Onun seçilme gibi bir sorunu yok".

10 milyonluk İsveç'e bu bedeli ödeten bir epidemiyolojist, yani bir bilim insanı. Aynı hataya İngiltere gibi başka ülkeler de düştü ve zor toparlandılar, hatta toparlanamadılar.

İki kuruşluk bir ekonomi için tüm dünya ülkeleri bir araya gelemedi. Aynı anda tüm ülkeler DSÖ liderliğinde iki haftalık bir karantinaya girmiş olsalardı, yüzbinlerce ölüm belki de olmayacaktı. Ekonomi belki de daha iyi olacaktı.

Yapılamaz diye bir önyargı geliştirmemek gerek, son bir yılda yaşadıklarımız bize yerkürenin sandığımızdan çok daha küçük olduğunu göstermedi mi?

Evet, çok yazıldı, çizildi: "Dünya'nın ateşi sürekli yükseliyor, öksürüyor, kutuplarda eriyen buzullar bile düşürmeye yetmedi. Ateş, titreme, öksürük bizler için nasıl sorunsa sıcaklık artışı, volkanlar, depremler, kirlilik, sera gazları da onun için sorun ve hepsi onu hasta ediyor; ve bizi de".

O gün bunları söyledik, bugün ise daha kötüleriyle savaşıyoruz.

Kim hayal ederdi ki sınırlar kapatılacak, ulaşım duracak ve ülkeler kapanmaya gidecekler; milyonlarca insan evlerde karantinada olacak!

Unutmayalım: Yerküre, yalnızca üzerine bastığımız toprak değil; yaşayan, yaşatan, üreten, nefes alan devasa bir organizma; en az bizim kadar canlı ve biz bu canlılığın bir parçasıyız.

Ama o şimdi çok hasta, yüksek ateşli, öksürüyor, titriyor ve artık yoğun bakımda, entübe!

Bizler, evimizde, hatta karantinada, son bir yılda yaşadıklarımızı bir daha asla yaşamamayı dileyerek, ama umutla ve heyecanla yeni yıla giriyor olacağız.

Tüm sağlık çalışanlarına; kargo taşıyıcısından filyasyon ekiplerine kadar, bu zor dönemde görev alan herkese teşekkürlerimizi sunarak 2021'in herkese "iyilik-sağlık" getirmesini diliyoruz...

Yeni yılınız kutlu olsun...


Kaynakça 

Yazarın Diğer Yazıları

Kozmik doğal seçilim

John Wheeler, Einstein için diyor ki: Bir insan nasıl olur da öngörülemeyecek bir şeyi öngörür? Ancak Einstein'ın bu hayal bile edilemeyecek öngörüleri, bizi evrenin başlangıcına götürdü

Küresel bilinç

Dünya üzerinde yedi milyarın üzerinde insan yaşıyor ve her birimiz yerkürenin manyetik alanı içinde hem onun manyetik alanı ile hem de birbirimiz ile etkileşim içinde bulunuyoruz. Diğer canlı varlıklar da bunun bir parçası

Venüs'ün ölümü

Venüs deneyimi biz Dünyalılara bir şeyler hatırlatıyor. Eğer bir zamanlar Venüs, Dünya koşullarına sahip idiyse ve bugün bir fırına dönüşmüşse ondan alacağımız çok ciddi dersler olmalı