26 Aralık 2021

"Don't look up" bizi mi anlatıyor?

Filmin açıklama satırlarındaki bir cümle şöyleydi: "Hiç kimse onları umursamaz"

Seyredenlerin çoğunluğu Matrix'in dördüncü filminin yarattığı hayal kırıklığını yazarken, ben de Leanordo di Caprio ve Jennifer Lawrance'li "Don't Look Up"a bakıp, Amerikalılardan yine bir felaket filmi, bıkmadılar mı şu "kuyruklu yıldız dünyaya çarpacak" hikâyesinden diye düşündüm. Ancak filmin açıklama satırlarındaki bir cümle şöyleydi: "Hiç kimse onları umursamaz." Bu ilgimi çekti ve seyrettim, seyrederken de -ufak tefek farklılıklar olsa da- bizim durumumuza benzer bir şeyleri görür gibi oldum.

Filmi seyredecek olanlar -ki günümüzü daha iyi anlamak için kesinlikle tavsiye ederim- bu yazıyı okumasın ya da seyrettikten sonra okusun çünkü filmi bayağı bir anlatacağım (spoiler yani). Çünkü tartışmaya değer. Filmin her tarafında hiciv ve ironi var. Örneğin zenci bilim adamının adı, Georgia'yı kuran ama köleliği yasaklamış olan İngiliz (asker, parlamenter vs.) James Oglethorpe ile aynı[1].

Bu arada Meryl Streep, Cate Blanchet ve Terry Perry'yi de atlamayalım, bu filmde onlar da var.

Film, klasik bir şekilde, sabah tostunu yiyip ve çayını içerken masasına oturan ve teleskopunu yıldızlara doğru ayarlayan doktora öğrencisinin kuyruklu yıldızı fark etmesiyle başlıyor ve arkasından da biraz dağınık olan profesörümüzün bu yıldızın rotasını hesaplaması geliyor. Anlıyorlar ki, bu kuyruklu yıldız 6 ay 14 gün sonra dünyaya çarpacak. Üstelik 5-8 km çapında (yani Himalaya boyutunda) ve dünyayı yok edebilecek. 1,5 km yüksekliğinde Tsunami, 1 milyar Hiroşima bombası etkisi ve 10-11 şiddetinde depremler yaratacak.

Bana göre, filmin esprisi-anlamı bundan sonra başlıyor. Kuyruklu yıldızı ve rotasını bulan 2 bilim adamı Dr. Mindy (di Caprio) ve doktora öğrencisi Dibiasky (Lawrance) Michigan Üniversitesinden, konuyu telefonla Gezegen Savunma Koordinasyon Bürosu Başkanı olan Dr. Oglethorpe'a aktarıyor. O da onları başkanla görüştürmeye karar veriyor. Sonrasında ilginç olan konuları madde madde yazalım neler var?

Çeşitlilik (diversity)

Çeşitlilik yüksek yani kadın başkan, Koreli kadın Nasa başkanı, zenci Nasa bilim adamı, Beyaz Saray duvarında kızılderili tablosu, Nasa bilim adamının sevgilisinden ayrılan popüler şarkıcının hikâyesi ile yakından ilgisi vs.

Nepotizm: Akraba kayırmacılığının çeşitli örnekleri

Amerikan başkanı eski playboy orta sayfa mankeni bir kadın (Meryl Streep) ve özel kalem olarak da oğlunu atamış (komedyen Jonah Hill).

Bilim adamları dünyanın yok olacağı konusunda başkanı uyarmaya gittiklerinde, bir tam gün başkanın, bir zamanlar çıplak modellik yapmış, erotik filmde oynamış olan eski sevgilisi ırkçı güneybatı şerifi Conlon'u (ve başkan da kendisine bir zamanlar cinsel bir resim göndermiş) Anayasa Mahkemesinin Başkanlığına atamaya çalışıyor. Daha doğrusu atamanın yarattığı kargaşayı ve itirazları çözmeye çalışıyor. Bu nedenle de tam gün bekledikleri halde ve sekreterin doğum günü gibi kutlamaları vs. arasında görüşemiyor ve otele yerleştiriliyorlar.

Bilim adamları TV'ye çıktığında Nasa'nın kadın başkanı "ıska geçecek felaket paniği" diyerek yalanlama yapıyor. Meğerse o da eski anestezi uzmanı ve başkanın büyük bağışçısı imiş (Ahhh liyakat.. Ahhh)

İki soru: "Bilim mi önemli, politika mı?" ya da "Bilgisi olmayanlar neden fikir beyan eder durur?"

Aslında filmi anlatmaya heyecan duymamın nedeninin birisi bu başlık altındakiler. Günümüzün iklim değişikliği ya da aşı konusundaki saçmalıkların da yorumlanması gibi.

İkinci gün başkana olayı anlattıklarında yüzde 99,78 dünyaya çarpacak lafına karşı, başkan heyecan duymak bir yana bilim adamlarını küçümsüyor ve şuna yüzde 70 diyelim diyor (bu noktaya gelmesinde bilim adamlarının da eskiden beri insanların anlamadıkları konuları abartmalarının ya da kendilerini çok önemli görmelerinin bir payı var mı?)

Olay duyulduğunda halkın tepkisi üçe ayrılıyor: "Eyvah geliyor", "Kuyruklu yıldız olduğuna ben inanmıyorum" ya da "Kuyruklu yıldız bize çarpmaz". Bunlar aşı tartışmalarını ya da bugünlerde içinde yaşadığımız dolar tartışmalarını hatırlatmıyor mu?

Başkanın oğlunun Michigan Üniversitesini küçümsemesi de şaheser.

Bu arada bilim adamının konuyu anlatması da sorunlu. Bilime takılmaktan, başkana ya da medyaya basit bir şekilde anlatmayı beceremiyor (heyecanlı olmasının da payı var).

General para alıyor 

Başkanla görüşmek için bekleme sırasında yanlarında göğsü rozetlerle dolu bir Pentagon generali var. Bir ara mutfağa gidip, hepsine çerez + su getiriyor ve diyor ki; bunların herbirine 10 dolar verdim deyip, üç bilim adamından para alıyor ama sonra öğreniyorlar ki aslında her şey parasızmış, general para almış (bir nevi dolandırmış). Bu da Pentagon generalleri konusunda ilginç bir saptama.

General beklemenin ortasında telefon alıyor ve Okinawa'ya halkı bastırmaya gidiyor(?).

Medyanın yaklaşımı habercilik değil, eğlence üzerine

Başkandan ilgi bulamayan ve hatta susmaları için tehdit edilen iki bilim insanı, medyaya çıkmaya karar veriyor.

Ama çıktıkları programda spiker, olayın ciddiyetini konuşmak yerine "kuyruklu yıldıza söylesek eski eşimin evine düşse" modunda şakalar yapıyor.

Zaten öncesinde programa, sevgilisinden ayrılmış (Ariana Grande'nin oynadığı) bir popüler sanatçının barışma "soap operası" alınıyor.

Kadın spikerin Dr. Mindy'e ilgisi ve hemen randevulaşması ilginç (burada da bir iğne var). Sosyal medya mesajlarında da Dr. Mindy'nin seksiliğine vurgu yapılıyor.

Program sonrası analizde, Ariana Grande'nin tüm sosyal medya ortamlarında zirve yaptığı ve bilim insanlarının konuşmasının ise ancak Kate bağırınca biraz ilgili gördüğü, arkasından Kate'i deli diye sınıflandıranların mesajlarının gözüktüğü ama hiçbir internet sitesinin bu konuda haber yapmadığı belirtiliyor. Tıklama oranının ise hava durumu ve trafikten düşük olduğu kaydediliyor.

Ama Kate'in (doktora öğrencisinin) bu spikerlerin yaklaşımı sonucu çıldırması ve bağırarak stüdyoyu terk etmesi sonrası sosyal medya iğrenç. Hepsi Kate'i delilikle suçluyor (bunda medyanın yaklaşımı etkili, özellikle kadın spikerin yaklaşımı).

Ülkenin menfaati mi önemli, kişilerin menfaati mi?

Filmin tartışmaya açtığı bir konu da bu.

Başkan o dönemde kongre süreçlerini yönetiyor. Bu nedenle önce önemsemediği ve hatta bilim adamlarını susmakla tehdit ettiği konuyu, bilahere kendi propagandasına çeviriyor ve bir kahraman yaratarak (güya kuyruklu yıldızı yok edecek) malum ABD tarzı vatan-millet-sakarya nutku veriyor. Arka planda ise Şerif Canlon'un yemin ettiğini görüyoruz.

Ama o da nesi? Meğerse o kuyruklu yıldızda cep telefonu yapmaya yarayacak ve dünyada tükenmeye başlayan nadir metaller var. Kahraman uzaya giderken yoldan geri çevriliyor ve dünyanın üçüncü zengin adamı (bu adamı tanıtmaya yönelik önceki bölümde bir sahne var ama seyredin anlatmayayım) ve de başkanın en önemli finansörü, bu operasyonu yönetecek. Nasa değil, tamamen onun para ödediği bilim adamlarının yaptığı proje ile kuyruklu yıldız parçalara bölünüp dünyaya düşürülecek. Bu finansör bir sahnede başkanı "diğer odada biraz görüşelim" dedikten sonra, gelmediği için kızgın bir şekilde uyararak ön ismiyle çağırıyor. Başkan da "ay pardon" diyerek koşa koşa gidiyor.

Amerikan başkanı kongre seçimlerinde -kendisini finanse eden üçüncü zengin adamın menfaati söz konusu olduğundan- kuyruklu yıldız konusunu tam tersine çeviriyor ve bunun rakipleri tarafından kullanılan bir konu olduğunu belirterek "Don't look up" diyor. Yani "Yukarıya bakma" (o anda kuyruklu yıldız tam tepede gözüküyor).

Başkan sigara içmiyormuş (halkın tepkisi diye) ama bıkıp içmiş ve anketlerde 3 puan yükselmiş. Bütün bu ciddi olayın içinde bunu anlatıyor.

Kuyruklu yıldızın çarpacağı yer Şili'ye 100 km mesafede (okyanus) ve 1,5 km'lik Tsunami yaratacağı nedeniyle ABD, Şili başkanına susması için para veriyor.

Verilerimiz nasıl kullanılacak? Bu 100 milyarın üzerinde varlığa sahip adamlar, halk için bir tehdit midir?

Malum son 20 yılda dünya yüzeyinde 100 milyar doların üzerinde varlığa sahip kişi sayısı arttı. Oysa yatırımcı Buffet'ın ikaz ettiği gibi, 1980'de en zengin Amerikalı listesinin ilk sırasında olan kişinin sadece 2 milyar doları vardı. 2000'lere yani sınır tanımayan internet platformlarına kadar da durum aşağı yukarı buydu.

Filmde Dr. Mindy, dünyanın üçüncü zengin adamı ve başkana "höt" deyince dinlettiren Isherwell'e uyarıda bulunmaya kalkıyor. Yaptırdığı projenin kuyruklu yıldızı bölüp bölmeyeceği konusunda sorgulamaya geçiyor. Ama cevap gayet şımarık ve üst perdeden. Isherwell, elinde Dr. Mindy'ye ait 40 milyon veri olduğunu ve bağırsaklarındaki polipleri bile kendisinden önce bildiğini söyleyerek, üstüne nasıl öleceğini de söyleyerek (algoritmadan alınmış) "canımı sıkma" modunda konuşuyor. Adeta gelecekten bir sahneyi, inceden önümüze koyuyor.

Halkın yaklaşımı neden bu kadar tuhaf

Halkın gerçeklikten koptuğu ve bir çeşit paranoya içinde yaşadığı gözüküyor.

Başkanın bir öyle, bir böyle söylemesine tepki gösteren yok. Ne dediyse kabul ediliyor. Önce kendisi dinlemediği için medyaya çıkan bilim adamlarını yalanlıyor. Sonra kongre seçimlerinde işine yarayacağı için destekliyor hatta uzaya bir kahraman(ımsı) fırlatıyorlar. O fırlatma aslında başkanın menfaati için yapılıyor. Bunun hesabını soran yok. Sonra da yine kongre seçimlerinde rakiplerine karşı kullanmak üzere "Dont look up" diyerek tam tersini iddia ediyor. Çünkü o esnada kuyruklu yıldız artık tepede gözle görünür halde. Ama bunu soran da yok.

Herkes sakinleştirici alıyor gibi gözüküyor:

  • Hatta Dr. Mindy bu konuda epeyce sorunlu.
  • Dr. Mindy'nin evde oturan (okuyan) iki oğlu ve karısı var. Bir aile ama sorunlu bir aile gibi duruyor. Küçük oğlan sakinleştirici alıyor ama yetmiyor.
  • Kate Dibiasky ise Hintli sevgilisinin annesi tarafından istenmiyor. O da sakinleştirici kullanıyor.
  • Halkın da kullandığı anlaşılıyor

Bilir, bilmez, herkes fikir beyan ediyor. Kuyruklu yıldız konusunda bilimsel veriler ortadayken hatta, kuyruklu yıldız artık çıplak gözle görülür hale gelmişken bile hâlâ "vardı", "yoktu", "şuydu", "buydu diyorlar.

Bu fikirlerin beyan edildiği platformalar, tabii ki sosyal medya platformları ve Dr. Mindy de filmin bir yerlerinde takipçilerine cevap yetiştirmekle meşgul gözüküyor.

Dünya deliriyor mu? Bu duruma nasıl gelindi?

Film yapımcıları, bu filmdeki herkesin aslında gerçek olan birilerini örneklediğini anlatmış. Örneğin Meryl Streep kadın olsa da bir kaç başkanı örnekliyor. En fazla Trump'dan esinlenilmiş. İklim değişikliği konusunda "Aslında bilimin bildiğini sanmıyorum" demiş olması başta olmak üzere pek çok sahnedeki hareketlerle ilgili olarak diğer başkanlara da atıf yapılmış. Dünyanın üçüncü zengini olarak sunulan Ishwell ise, daha çok Steve Jobs'a atfediliyor. Spiker kadın, Şerif Canlon hep gerçek birilerinden ilham alınan tiplemeler [2].

Özetle bu film, bugünkü Türkiye'nin görüntüsüne benzer bir görüntünün ABD'de ve hatta tüm dünyada benzer şekilde yaşandığını düşündürtüyor. 

Peki dünya buraya nasıl geldi? Bunu tartışmak lazım. Türkiye'nin durumunu da aynı perspektiften değerlendirmek lazım. Yani seçimde kazanan, sadece bizim oylarımızla mı kazanıyor, yoksa dünya çapında birbirini destekleyerek ayakta kalanlar grubu mu var? Bunların hepsi denenmiş-bulunmış aynı taktikleri mi uyguluyor?

Halk bu duruma nasıl geldi? Bilime inanç ya da tam güven nerede, nasıl yok oldu? Propoganda'nın, algı yaratmanın etkisi nasıl böylesine her şeyin önüne geçti?

Şu 100 milyar doların üzerine çıkmış olan adamların ve şirketlerinin yaratacağı tehditler nelerdir? Bunlar aslında tüm bu karmaşayı da yönlendiriyorlar mı? Sosyal medya şirketlerinin "kârlılığı" ön plana aldıkları, dünyanın geleceği ya da insanlığın iyiliği için çalışmadıkları her geçen gün ortaya çıkan bilgilerle anlaşılıyor.

Gerisini siz kendiniz seyredin ve tartışalım.

Tartışalım ki, Türkiye'deki durumu "dar pencere"den değil, "geniş bir pencere"den anlamaya çalışalım. Dün gece Halk TV'de Murat Sabuncu ve Levent Gültekin ilginç bir sohbet gerçekleştirdiler. Önemli ve benzer yorumları içeriyordu[3].

Yine Osman Sert'in iki gün önce yazdığı yazıda önemli vurgular vardı [4] :

"Muhalefet açısından ise fotoğraf şöyle: Daha ortada net bir seçim galibiyeti gözükmezken, hiçbir parti AK Parti'ye yüzde beşten fazla yaklaşamamışken bile hemen cumhurbaşkanlığı adaylığı senaryolarına kafa yoranların bu hesaplar için ne kadar acele ettikleri görülmüş oldu. Bazı siyasi aktörlerin yakınlarındaki isimler kendilerini o kadar gelecek seçim hesaplarına ve mukadder gördükleri sonuçlara endekslemiş durumdalar ki, zihinlerindeki gelecek algısı ile örtüşmeyen değerlendirmeler karşısında tepki gösterebiliyorlar."

Yani, hem bizlerin hem de muhalif ya da olmayan siyasetçilerin baktığı pencere "dar". Dünyadaki yönetenler arasında bir ilişki ve hatta destek var (Şili başkanının para alıp ülkesinin en çok zarar görecek olmasına göz yumması gibi). Bunları analiz etmek ve anlamak lazım. Aksi durum boşa kürek çekmek demek.

Bu çerçevede de siyasetçileri iteklemek, yönetime etki etmek (sivil toplumun katılması) ya da yeni insanların siyasete soyunmasını sağlamak ve de daha önemlisi desteklemek lazım. Mesela Jahrein gibi gençlerin. Özetle, artık seyretme modundan çıkıp, siyasetçilere ve menfaati uğruna halkı sömürenlere karşı bir farklı bilgilendirme platformu yaratmamız lazım. Çünkü muhalefet bunu beceremiyor ve hatta muhtemelen farkına varmış da değil.



[1] James Oglethorpe

[2] Don't Look Up: Who Are the Characters Based On

[3] Levent Gültekin ve Murat Sabuncu ile 2 Yorum | 24 Aralık 2021 | #HALKTV

[4] Erken hesaplar, mevcut gerçekler…

Yazarın Diğer Yazıları

Kişisel verilerinizin değeri 400 milyar dolar mı?

Kişisel verileri alamayınca, Facebook'un değeri bir yılda 400 milyar dolardan fazla düştü

Rekor siber saldırı yaşandı, sizi neden ilgilendiriyor?

Dünyanın en büyük siber saldırılarından birisi nisan başında bir kripto platformuna düzenlenmiş. Bu "bizi ilgilendirmiyor" demeyin, çünkü asker bilgisayarlardan birisi olma olasılığınız her zaman var. Asker bilgisayarla kalsanız iyi, yanı sıra bilgileriniz de çalınmış olabilir

AKP, neden dezenformasyon yasası getiriyor?

Seçim yaklaşırken, AKP sosyal medyayı susturmak için son kozunu oynuyor