04 Ekim 2016

Bilmeden gelip bastığın bu toprak

Çanakkale Muharebeleri pek çok konusunda turnusol kağıdı olmuştur

Hayatımın 6 yılını Çanakkale’de başlıktaki bu mısrayı her gün bir kaç kez görerek geçirdim ama anlamını ilk defa bu hafta sonu çok güçlü hissettim. 

Hafta sonunda İTÜ’ye 73 girişli Makina ve Gemi İnşa Mühendislerinin düzenlediği 3 günlük bir gezide, Gelibolu yarımadasında savaşın geçtiği alanları ziyaret ettik. Bu ülkenin ortak değerlerinden birisi “Çanakkale Zaferidir”*. 

Çanakkale muharebelerini anlatan bir şiirden gelen bu mısra ve diğer satırları, şair nasıl da hissedip, ifade edebilmiş ; “Bilmeden Gelip Bastığın Bu Toprak”...... 

Bu mısra, Necmettin Halil Onan’ın aşağıdaki şiirinden geliyor. 1960’lı yıllarda Çanakkale’ye atanan bir asteğmen’in basireti ile ilk 4’lüğü (İngilizlerin nihai hedefi olan) Kilitbahir tepesine kazınmış. Çanakkale’den gelen geçen mutlaka görmüştür.

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bir tümsek, Anadolu'nda,
İstiklâl uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmed'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki, haşr olan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.


Gezi sonrasında, şiire yeniden baktığımda, kuvvetli anlatımı karşısında şaşkınlık duydum. Şiirin her satırı, o büyük muharebeyi hissettirebiliyor. Benim dikkatimi en çok çeken 3 nokta şunlar;

1. “Bilmeden”

Son yıllarda, ülkemizin kurucu ve ortak değerleri üzerinde o kadar çok spekülasyon yapan var ki; Gençler neyin ne olduğunu anlayamıyor. Artık “Bilmeden” yaşıyoruz ve kötü niyetlilerin uydurduğu hurafeleri dinleyebiliyoruz**. Böylesine “tırnaklarla kazanılan”, böylesine “kanların dere gibi aktığı için kanlı sırt adını almış toprakların bulunduğu”, böylesine “kahramanlıkların var olduğu” bir savaşı “yeşil takkeli” hurafelere kurban ediyoruz.

Bu da muhtemelen İngilizlerin utançlarından uydurdukları “beyaz bulutun içine bindi gitti” palavrası ile andıkları “Norfolk Alayı”ndan esinlenilmiş bir olay gibi. Kraliçe’nin kıymetli Norfolk alayı, fütürsuzca girdiği Gelibolu dağlarında Anadolu’nun Mehmetleri tarafından yok edildi. Ama Kraliçe’nin alayının bu şekilde yok edilmesi kibirli İngilizlerce kabul edilebilir olmadığından, olay “beyaz buluta bindi gitti” oldu. 

Ne komiktir ki (ya da acıdır ki), bizden birileri de, İngilizlerin Mehmetçiğin başarısını göstermemek uğruna uydurduğu bu palavrayı aynen alıp “yeşil sarıklı” için kullanıyor. Yani İngilizlerin oyununu sürdürüyor. Neden? Mustafa Kemal’in başarısını küçültmeye uğraşıyorlar ama aslında Mehmetçiğin başarısını da küçümsüyorlar.

Oysa, 250.000’i bizden, 250.000’i karşı taraftan yarım milyon insanın hayatına mal olan, zaman zaman 6,5 km’lik güney cephesi ve 12,5 km’lik kuzey cephesinde 350’şer bin kişinin karşı karşıya gelip, birbirini boğazladığı bir savaş bu.

Bu savaşın çok önemli anları ve bir sürü isimsiz kahramanı var. İtilaf Devletleri o nedenle de Çanakkale’yi bir türlü geçememişler ve savaşın en önemli kahramanı şüphesiz Mustafa Kemal’dir. 

2. Bir devrin battığı yerdir


Çanakkale Muharebeleri pek çok konusunda turnusol kağıdı olmuştur. Alan kılavuzumuzun da önemle işaret ettiği durum şuydu; Çanakkale Muharebeleri, dünya çapında önemli etkiler yaratmıştır.

İngilizlerin Çanakkale’ye saldırmalarında üç amaçları vardı ; Türkiye’yi barışa zorlamak, işbirliği yaptıkları Rusya’ya ulaşmak Balkan devletlerini kendi yanlarına çekmek.

Savaşın İtilaf devletleri tarafından başarısızlıkla sonuçlanması, İngilizlerin hiç de yenilmez olmadığını gösterdi. Kurtuluş Savaşında Yunanlıları ileriye sürmelerinin nedeni de buydu; yeni bir yenilgiyi göze alamamalarıydı. 

Sonuç, Türkiye açısından tabi ki çok önemliydi; morali düzeltti ve bunun yararını kısa bir süre sonra Kurtuluş Savaşı’nda gördük. 

Ayrıca Çanakkale Zaferi ve sonraki Kurtuluş Savaşı, Hindistan, Pakistan gibi sömürge ülkelere de çaresiz olmadıklarını göstermiştir.

Çanakkale muharebelerinin sonucunun dünya çapındaki etkilerinden bir diğeri, Rusya’daki çarlık yönetiminin yıkılıp, yerine Bolşevik yönetiminin gelmesidir. 

Diğer yandan o yıllarda, kendilerini İngiliz topluluğunun bir parçası yapmaya uğraşan Avustralya ve Yeni Zelanda’lıların, İngilizlerin kurbanı olduklarını anlayıp, ulus olma bilinci geliştirmeye başladıkları yer de Çanakkale’dir.

Her yıl Çanakkale’ye gelmelerinin arkasında bu var. Çanakkale’yi bu nedenle önemsiyorlar.

Yani Çanakkale bizim için “bir devrin battığı” ve dünyadan bakıldığında, “bir kaç devrin battığı yerdir”.

3. Bir vatan kalbinin attığı yerdir


Dediğimiz gibi Çanakkale Muharebelerinin asıl önemi moral sağlamasıdır. Kurtuluş Savaşını kazanmamızın temelinde Çanakkale muharebelerinin başarısının payı büyüktür. 

Onbinlerce Mehmetçik, şehit düşerken, vatanın kalbinin atmaya devam etmesini sağladılar. 

Necmettin Halil Onan bunları ve şiirin devamında olayı ne güzel ifade etmiş.. “BİLMEDEN” evet “BİLMİYORUZ”.


 

Çanakkale muharebeleri neydi?



73 girişli İTÜ Makina ve Gemi İnşa Mühendisleri mezunlarının (biri de eşim) “Çanakkale Savaşları” temalı 3 günlük gezisinde farklı olan; aynı zamanda onlardan birisi olan sertifikalı Çanakkale Savaşları Alan Kılavuzu*** Makina Yüksek Mühendisi Serdar Gürel idi (mühendislik farkını burada da gördük). Bu savaşları bize gayet analitik bir şekilde yani rakamlar ve anlamları ile anlattı.

Kısaca hatırlayalım; Çanakkale Muharebeleri, İstanbul’u ve boğazı kontrol altına almak isteyen İtilaf devletlerinin (Fransa-İngiltere) önce 18 mart 1915 tarihinde dev bir filo ile boğazı geçmek istemeleri, başaramayınca 25 nisan 1915’den 9 ocak 1916’ya kadar, Gelibolu yarımadasını 2 cepheden (Güney ve Kuzey) karadan geçmeye çalışmaları sırasında yaşanan çeşitli muharebeleri ifade ediyor.

1915’in hemen başında başlayan ve sonuna kadar devam eden bu savaşın içinde pek çok boyut ve olay var. Bunları pek çok yerde okuyabilirsiniz. Ben size rehberimizin dikkatle izah ettiği pek çok olaydan, benim dikkatimi çeken bir kaç taneyi anlatacağım;

 

Hedef neydi? Ne oldu?



İngilizlerin komutanı ve savaşın başkomutanı Ian Hamilton’un orjinal planı ilk gün (25 nisanda), Güney Cephesinde Alçı Tepe, Kuzey Cephesinde Conk Bayırı ve Koca Çimentepe’yi ele geçirip, ikinci gün Çanakkale Boğazını içerden kontrol eden Kilitbahir Platosuna ulaşmaktı. Mehmetçik’in üstün çabası ve kanı sayesinde, bunu yarımadada kaldıkları yaklaşık 9 ay içinde başaramadılar. 

Baykuş Bataryası****

Savaşın en önemli anlarından birisi Baykuş Bataryası'nın dikkati ile ortaya çıkıyor. İtilaf devletleri şubat ayından itibaren boğazın 2 tarafında yer alan tabyaları bombalayarak, boğazın geçişini serbest hale getirmeye uğraşıyor. 

Boğazın en dar yerinde boğaz geçişine dik tam 10 sıra mayın döşenmiş durumda. Dolayısıyla biraz bombalama yapıp (ki bu bombalamalarla mesela Hamidiye Taburu devre dışı kalmış) Erenköy koyundan, saat dönüş istikametinde manevra yaparak geri dönüyorlar. Baykuş Bataryası işte bu alışkanlığı tespit ediyor.

Bunun üzerine, İstanbul’dan istenen 26 adet torpil, Nusrat mayın gemisi tarafından 10 gün önce Erenköy koyuna ve karaya paralel şekilde döşeniyor.

Tabi kendisinden emin, kibirli İngilizler ve Fransızlar, Türklerin bunu yapabileceğini düşünemiyor. Öyle ki, mayına çarptıklarında bile mayın olduğunu anlayamıyorlar.

Deniz Savaşı 18 mart 1915’de meydana geliyor. 10 mayın hattı döşenmiş olan boğazı tümen şeklinde 3 sırada geçmeye yeltenen 18 dev gemiden 3 tanesi, Nusrat’ın döşemiş olduğu karaya paralel mayın hattına çarpıyor, batıyor ve diğerleri geri çekiliyorlar. Deniz Savaşı böylece başarısızlığa uğruyor. Kara Savaşı ondan sonra planlanıyor.

Savaş alanlarında şehit olanların mezarı bilinmez, şehitliklerde yatan bedenler, sıhhiye bölüklerinde kaybedilenlerdir

Gelibolu’da pek çok yerde şehitlik görebilirsiniz. Bu şehitliklerde gerçek şehitler yer almıyor. Sadece 1 tane mezarın belli olduğu söyleniyor. O da tesadüfen savaş alanına gelen bir babanın, şehit olan oğlunu hemen oraya gömdüğü şeklinde bir hikaye olarak anlatılıyor.

Savaşırken şehit olanların bedenleri “şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” cümlesinde olduğu gibi, her yerde. Öyle ki, Conk Bayırını 1985’de ziyaretçiler için düzenleyenler, bir grup Türk askeri kemiğinin bulunması sonrasında, hepsini toplu olarak yerleştirdikleri bir mezar yapmışlar. Bu alan henüz SİT alanı olduğu için hala kemikler bulunabiliyor. 

Buna karşılık Soğandere gibi çeşitli derelerin yanına kurulan sıhhiye birliklerine gelen yaralılardan şehit düşenlerin gömüldüğü şehitlikler mevcut.

Aynı şekilde, İngiliz, Fransız, Avustralyalı ya da Yeni Zelandalı askerlerin mezarları da gerçek bedenleri taşımıyor. Hepsi sembolik. 

Sırası gelmişken belirtelim; Aradan 100 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, özellikle İngilizler hala bu mezarlara bakıyor, para harcıyor. Toplam İngiliz mezarlık sayısının 32 olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. 

Mezarlıkların girişinde yer alan “Burası Mezarlıktır. Burada piknik yapılamaz, oyun oynanamaz” mesaj panosu bize Anıtkabir’e çocuk parkı yapanların düşüncesizliğini bir daha sorgulattı.

 

Kimler savaştı?



Bu savaşın içinde Türk tarafından kimler savaştı konusu ayrı bir tartışma konusu. Zaman zaman bu konudaki tartışmaları görüyoruz. Şehitliklerde sembolik mezarların üzerinde doğum yeri yazıyor. Bunların içinde Kudüs, Kosova, Urfa, Konya gibi pek çok yer gördük.

Alan kılavuzumuz SerdarBey, lojistik nedenlerle bu savaşa katılanlarında daha çok batı yöresinden geldiğini söyledi. 
Ancak, kızının doğumunu bir telgrafla öğrendikten ve “adını Muzaffer koyun çünkü Muzaffer olacağız” dedikten 15 gün sonra şehit olan büyük büyük dedem (anne annemin babası) Kayseriliymiş. Çıngıllıoğlu ailesinin bir ferdi olmasına karşın, o yıllarda İstanbul’da yaşıyor ve Çanakkale Savaşına’da İstanbul’dan katılmış. Şehitlikte ismi “Kayseri” şehri altında yer alıyor. 

 

Atatürk’ün önemi



Bu savaşın en önemli kazanımı, Kurtuluş Savaşını başaran dünya lideri Atatürk’ü bize hediye etmesidir.

34 yaşında genç bir albay olan Atatürk, bu savaş sırasında birden fazla kritik noktada, hızlıca inisiyatif alabilmiş ve bu hareketleri ile bize savaşı kazandırmış, İngilizlere son darbeyi vurmuş olan kişidir. Arıburnu ve Anafartalar Savaşları, İngilizlerin artık geçemeyeceklerine ikna olmalarına ve geri çekilmelerine neden olmuştur. 

Zaten biz bugünden bakıyoruz ama zamanında Kazım Karabekir gibi bir komutan; Çanakkale gazisine duyduğu saygı ile Erzurum Kongresinde bütün imkanlarını emrine sunacaktır. Çünkü Çanakkale bu büyük komutanın ne olduğunu ortaya koymuştur.

 

73 girişli İTÜ’lü makina ve gemi inşa mühendisleri
 

Son olarak şunu belirteyim; üniversite ya da lise arkadaşlıkları çok kıymetli. Üniversiteye girdikleri tarihte ülkenin ilk 250-300’ü arasında yer alan, Çanakkale Muharebeleri gibi bir konuda heyecan duyabilen, bugün de herbiri yönetici / şirket sahibi / Genel Müdür düzeyinde olan bu insanların, birbiri ile şakalaşmalarını görünce bu hafta sonu yeniden düşündüğüm bir konu; gençliğin en saf haliyle arkadaş olduğunuz kişileri görünce, yeniden eski günlere dönebilmenizin mümkün olması. 

Bu çok kıymetli. Kaybetmemek lazım. Ortak değerler, okul arkadaşlıkları bir fırsat yaratmalı, eğitimler ve uzun yılların tecrübeleri biraraya getirilmeli ve sinerji yaratmanın yolu bulunmalı. Çünkü konuşulan dil ve kültür, değişmemiş, aynı kalmış.


* İnternet üzerinde “ortak değerler” için şöyle bir tanım var; “Milletleri bir araya getiren ortak değerlerdir.  Değişik karakterlerde ve farklı birikimlerdeki kişilerin bir arada olmasını sağlayacak değerler toplumsal bütünlük için gereklidir. Üzerinde ittifak edebileceğimiz değerlerin çokluğu büyük olmanın göstergesidir. Ortak değerlerin çokluğu millet bütünlüğünün teminatıdır. Bunları yok saymak, zedelemek, unutturmaya gayret etmek, karşı değerler katarak bulandırmak, işin farkına varamayanların gafleti olarak görülmelidir. “

**  Ekşi Sözlük / Çanakkale Savaşı ile İlgili Hurafeler

*** Alan kılavuzu: Milli parklar zamanından kalan ve milli park müdürlüğü tarafından eğitilen, bölhe kaında daha detaylı

**** Batarya 3-4 küçük topu olan askeri yapı, büyüğüne tabya deniliyor.  

Yazarın Diğer Yazıları

Google alışveriş hizmetlerine Rekabet Kurumu 98,4 milyon TL ceza verdi

Karar "tekerrür"ü içermediği için "yüksek olmayan bir ceza" diye yorumlanıyor

Ümit Özdağ: Uçak ve TCDD kazaları ulaştırma sektörünün çocuk oyuncağı olmadığını gösteriyor

"Sivil havacılık alanında yaşanan sorunların çözülmemesini vatandaş canı ile ödemektedir"

Belediyeler kendi yazılımlarından tapu kayıtlarına artık erişemiyor

Uzmanlar bunun, belediyeleri İçişleri Bakanlığı uygulamasını kullanmaya zorlama amacı taşıdığını düşünüyorlar