07 Mayıs 2021

İktidar sorunu

Ekonomide, çalışma hayatında, sağlıkta ve dış politikada hareket alanını kaybeden Türkiye çok ciddi bir iktidar sorunu yaşıyor

Türkiye'de "iktidar sorunu yok, muhalefet sorunu var" yargısı tersine dönüyor.

Son dönemde yaşanan olaylar Türkiye'de bir iktidar sorunu olduğunu açık biçimde gösterdi. Sorunlar karşısında çözüm üretemeyen bir iktidar var.

Halkın beklentilerini karşılamayan iktidar, muhalefet üzerindeki baskısını artırarak, yapay gerginlikler çıkararak, halktan aldığı desteğin azalması karşısında devlet gücüne yaslanarak sorunları perdelemeye çalışıyor. Devlet gücünü kullanırken yetki aşımı yapmaktan çekinmiyor.

Ekonomide, çalışma hayatında, sağlıkta ve dış politikada hareket alanını kaybeden Türkiye çok ciddi bir iktidar sorunu yaşıyor.

İktidarın aldığı yetkisiz, yanlış kararlar karşısında muhalefet partilerinin yanı sıra toplumsal tepki de giderek etkili olmaya başladı.

CHP'nin başlattığı ve diğer muhalefet liderlerinin de desteklediği "128 milyar dolar nerede?" kampanyası etkili oldu. Bu sorgulama karşısında iktidar birbiriyle uyumlu ve belgeli bir açıklama yapamadı. Aksine birinin diğerini tekzip ettiği açıklamalar kamuoyunda muhalefeti haklı çıkardı ve güçlendirdi.

CHP'yi yalan söylemekle suçlamak üzere hazırlanan "CHP-Yalan Üretim Merkezi" konulu animasyon filmi toplumda etkili olamadı, karşılık bulmadı. Hatta CHP'nin işine yaradı. Muhalefet liderleri bu soruyu birbirlerine sorarak başlattıkları sosyal medya mesajlarıyla iktidarın animasyon filmini boşa çıkardılar. İktidarın "128 milyar dolar nerede?" sorusuna tatmin edici bir yanıt veremediği bir kez daha ortaya çıkmış oldu.

İktidarın kendi hamlesinin altında kaldığı bir diğer örnek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, "Gülbahar Sultan Türbesi'nin önünde elleri arkada yürümek" gerekçesiyle açılan soruşturmaya yönelik ön inceleme, bumerang etkisi gösterip iktidarı vurdu. CHP'yi ve İmamoğlu'nu güçlendirdi. İktidarı ise komik duruma düşürdü. İktidar sözcüleri ve yanlıları, bu siyaseten hatalı, hukuken yasal dayanaktan yoksun soruşturma girişimini savunmakta çok zorlandılar. İktidar yanlıları bile tartışmalarda yapılanın yanlış olduğunu, zaten İmamoğlu hakkında soruşturmaya izin verilmeyeceğini ifade ederek, olayı bir savcılık kazasına indirgemeye çalıştılar. Ancak bu tutumları da olayın iktidar sorunu olarak görülmesini önleyemedi.

İçki satışını yasaklayan iktidar, tekel bayilerinden ve toplumun önemli kesiminden tepki gördü. Konu Danıştay'a götürülünce bir genelge ile satışı yasak ürünlerin sayısını artırarak durumu kurtarmaya yöneldi. Ancak yeni yasaklar da tepkiyi azaltmadı, artırdı.

Hazineyi kurutan müteahhit bağlılığının bir örneği olarak Rize'de, doğa harikası İkizdere'nin ve İşkencedere Vadisi'nin, taş ocağı açmak için dozerlerle yerle bir edilmesini onay veren iktidar İkizdere halkından çok ciddi bir direnç gördü. İkizdereli kadınların; ağaçların üstünde, yol kenarında verdikleri mücadele, tuttukları nöbet sadece Türk kamuoyunda değil dünya kamuoyunda da büyük destek gördü. İkizdereli vatandaşların çevre bilinciyle vadilerine sahip çıkmaları iktidarı köşeye sıkıştırdı. Bölgeye giden iktidar yetkilileri halkı ikna edemedi

Salgınla mücadelede işinden olan vatandaşlara, kepenk kapatan esnafa büyük yardımlarda bulunduğunu ilan eden iktidarın, uluslararası kuruluşların resmi rakamları açıklanınca, dünyada en az yardımda bulunanlar listesinde yer aldığı görüldü. Milli gelirinin yüzde 1,5-2,5 arasında bir oranda yardım yapan Türkiye'nin en alt sıralarda yer aldığı anlaşıldı.

Aşı sağlanmasında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın "iki ay aşı tedarikinde sorun yaşacağız" yönündeki açıklamasını Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Kabul etmiyorum" diye karşıladı. Erdoğan'ın aksi açıklaması karşısında Koca, "Nüfusumuzun üç katı aşı anlaşması imzaladık" diyerek durumu kurtarmaya çalıştı. Aşı sağlanması konusunda verilen sözler, "imza attık" açıklamaları aşı sıkıntısını ortadan kaldırmadı.

Merkez Bankası'nın döviz rezervi, döviz kuru ve yüksek faiz sorunu devam ediyor. Faiz artırımını şiddetle reddeden ve ekonomik sorunun temel nedeni olarak gören iktidar faiz artırımına gitmek zorunda kaldı. Buna karşın döviz kurunu düşürmeyi başaramadı. Hem döviz kuru hem faiz hem enflasyon artmaya devam etti. İktidar ekonomi alanında da elinde kaynak kalmadığı için yeni politikalar üretemedi.

ABD ile yaşadığı S-400 ve F-35 sorununu çözemeyen iktidar bir de "Ermeni soykırımı" sorunuyla karşılaştı. Ekonomik kriz ve Halkbank davası nedeniyle soykırım iddiasını tanıyan ABD Başkanı Biden'e karşı sesini yükseltemeyen iktidar, "önümüzdeki aylarda tepki vereceğiz" diyerek sessizliğe büründü.

Bütün bu olaylar gösteriyor ki Türkiye'de uzun bir süreden beri ciddi bir iktidar sorunu var.

Yazarın Diğer Yazıları

Dördüncü yılında Adalet Yürüyüşü

Türkiye'nin yeniden demokrasiye ulaşması, yeniden demokratik, laik, hukuk devletini inşa etmesi için muhalefetin parti farkı gözetmeksizin bir araya gelmesi ve toplumsal muhalefetle bütünleşmesi gerekiyor

Eli mahkûm Türkiye

Bu koşullarda Türkiye'nin ABD ile arasındaki ulusal çıkar çatışmalarını kendi lehine sonuçlandırmasını beklemek gerçekçi değil

Herkesi kör, âlemi sersem sanmak

Eğer iktidar Sedat Peker'in itiraflarının ve suçlamalarının gerçekten CHP'nin ve dış güçlerin işi olduğunu düşünüyorsa o zaman neden susuyor? Neden "hodri meydan" diyemiyor? Yargı neden harekete geçmiyor?