24 Mayıs 2020

Klimalı ortamlar, parklar, sahiller; Korona eşliğinde bu yaz bizi neler bekliyor?

Sizi bu yaz koruyacak olan, özellikle kalabalık kapalı yerlerden uzak durma bilinci geliştirmeniz olacak; sokaklarda yürümek, koşmak, şarkı söylemek, sahilde yürümek gibi özgürlüklerimiz de var üstelik

Evlerimizden çıkmaya hazır mıyız? Salgın başladığından ve ürkütücü sayılar ile gözümüzün içine baka baka "S" ye benzer eğriler çizmeye başladığından beri, tek bir komut bize kendimizi güvende hissettiriyor: "EVDE KAL"

Ama artık görünen o ki, güvenli sığınaklarımızda ne kadar kalırsak kalalım, ne bu sürecin hepimiz için hiç kayıpsız biteceğinin ne de sokakların güvenilir hale geleceğinin garantisi var.

Çok yerinde bir benzetme ile yaşadığımız bu salgın "yamalı bohça pandemisi."

Salgını hep birlikte bitirecek yöntemsel bir mücadeleyi başlatamayan dünya için, bir taraf iyileşirken, bir taraf yeniden kötüleşerek sürecek bir yamalı bohça gibi.

Başımızı dışarı uzattığımız anda, çiçek yerine virüs koklayacağımızdan, denizlerde yüzerken tuzlu tuzlu virüsler yutacağımızdan, klimaların serinlik değil virüs saçacağından korkuyoruz.

Ya evde olacağız ya da zorunlu olarak işe gitmek için sokaklara çıkacağız seçenekleri arasında sıkışmış bedenlerimizi yaz güneşi gevşetir mi?

İnsanlar, fazlasıyla önlem almakla, alınması gereken önlemler ile test edilemeyecek kadar kırılgan yaşamları arasında yeterince ısınmış durumdalarken, kim yazı özlediğimizi söyler, düşünür ki.

Yaz da, tıpkı bu yıl salgın gibi, başımıza gelen şeylerden birisi ve "nesnel" olmayan çağrı ve söylemler ile gölgesiz kalıyor.

Çalışmak zorunda olan insanlara "evde kal" veya en güvenilir olan açık hava iken, "parklarda, sahillerde dolaşma", uyaran gereksinimindeki çocuklar için "parklara götürme" çağrıları yapıyoruz.

Salgın başladığından beri, sanki yüzyıllık belleğimize karşı siper almış gibi özgürce dolaşan koronavirüsün şaşırtmalı aksiyonları ile her şeyi yeniden keşfeder gibiyiz.

Salgın ile baş etmekte çaresiz kalan yüksek teknoloji, marifetini, virüs için ideal koşullar olarak yaratılmış deney ortamlarında, rüzgâr benzeri etkiler yaratıp, lazer ışıkları ile çekilen görsellerde, virüsün kaç saat havada asılı kalabildiğini, ne kadar uzağa gidebileceğini, açık havada bisiklet sürerken bile nefesimizle çok uzaklara püskürtebileceğimizi gösteriyor, anime ediyor ve bu bilgilerin hızla yayılmasını sağlıyor.

Oysa, hakemsiz yayınlar salgından hızlı yol alırken, medyaya henüz alışmakta olan unvanlı kişiler ekranlarda, bir soru bin cevap benzeri tuhaf söyleşilerde, bilim insanlarının bile kafasını karıştıran önerilerde bulunurken, söylenilmesi ve özümsenmesi gerekenlerin, çok basit ve yalın olması gerektiği açık.

Çalışmaktan, toplu taşıtlara binmekten başka şansı olmayan ya da zamanı satan alıp güven içinde beklemek lüksü olan bireylerin farklı farklı ama yaşamsal sorularını basitçe cevaplamak için âlim olmaya gerek yok.

Virüsün her gün yeni bir yanını keşfetmiyoruz aslında. Keşfetmeye çalıştığımız, göremediğimiz, dokunamadığımız için varlığından bîhaber olduğumuz "virüs" denilen metrenin milyonda biri büyüklüğündeki, yan yana dizsek gezegende "yüz milyon ışık yılı" boyutunda yer kaplayacak olan astronomik miktardaki mikrop türü.

Virüs dersini çalışmışlıkları olanlar ise, bu virüsün yüzyıllardır bildiğimiz diğer virüslerden farklılıklarını bulmaya çalışıyor yalnızca ve onların sorularımıza daha net daha yaşamsal cevapları var.

Bugüne kadar gerçekleşen bulaşmaların yüzde 90'ının, toplu taşıma, iş yerleri, sosyal toplanmalar gibi kapalı ortamlarda gerçekleştiğini söyleyebiliyorlar.

Açık havada bulaşmaların olduğu saptanan maçlar, plaj partileri gibi etkinliklerde ise bulaşmanın temel yolu olan yoğun dokunma ve damlacık teması var aslında.

Bu bilginin özümsenmesi ise sizin, parka, sahile gittiğinizde, yürüdüğünüzde, yüzdüğünüzde, bisiklete bindiğinizde suçluluk duymadan, zihinsel ve bedensel sağlığınız için iyi olacak şekilde vakit geçirmenizi mümkün kılıyor.

Virüs kalabalık, kapalı, havalandırılamayan, araya uygun mesafe konulamayan yerlerden çok bulaşıyor. Oralarda bulunacaksanız bulunma süresince, sık el yıkamanız, maske takmanız, maskeniz yoksa basitçe bir yüz örtüsü kullanmanız riski önemli ölçüde azaltıyor.

Ev içinde, hasta kişi var ise hane halkına bulaşma riski çok yüksek, kendini iyi hissetmeyen kişinin evde izole olması, evlerin sık havalandırılması, en az 24 saatte bir yüzeylerin uygun şekilde temizlenmesi çok önemli bu yüzden.

Virüs kendi başına dolaşamıyor, yaşayamıyor, insan aracılığı ile dolaşıyor ve bulaşıyor.

Sizi bu yaz hastalanmaktan koruyacak olan, kapalı yerlerden ve özellikle kalabalık kapalı yerlerden uzak durma bilinci geliştirmeniz olacaktır.

Bireyler olarak, hastalanma riskimizi azaltmak sorumluluğunu almak durumundayız, bunun için de riskleri bilmek ve önlemek durumundayız

Şu basit formülü aklımızda tutmak güç olmayacaktır zannederim:

BAŞARILI ENFEKSİYON=VİRÜS X ZAMAN

Bu formül ile elde edilecek virüs dozunun 1000 parçacık olması gerektiğini gösteren veriler bulunuyor.

Virüsün, öksürük ve hapşırıkla binlerce dozda havaya saçıldığını biliyoruz.

Yalnızca nefes almak ile 20 parçacık/dakikada, konuşma sırasında ise

200 parçacık/dakikada saçıldığına ilişkin bulgulara dayanarak, yüz yüze konuşma ile 10 dakika, yalnızca aynı ortamda bulunmak ile 50 dakika vakit geçirmek gerekmektedir.

Evinizde, ofisinizde hasta bir kişi var ise birlikte 10 dakika vakit geçirmek hastalanmanıza yetecektir.

Özellikle hapşıran, öksüren kişiler ve hastalık belirtileri olanların, yüksek miktarda virüs bulaştırma potansiyeli taşıdığını, bugüne kadar bulaşmaların yüzde 99'undan yüzde 20 kişinin sorumlu bulunduğunu da belirtirsek, öngördüğümüz risklerin önlenebilir riskler olduğunu söylemek de yerinde olacaktır.

Yüksek sesle konuşmanın, nefes nefese performans sporları yapmanın kapalı ortamlarda taşıdığı riskleri de ayrıca belirterek, "sessiz ve sakin bir yaz" olacak bu yaz notunu düşelim.

Dışarıdaki riskler

Kalabalıklar denilince, yakın temasların yaşandığı, düğünler, cenazeler, doğum günü partilerinden, büyük yayılmaların gerçekleştiğini anımsatalım

Korona sıcağında, kapalı ortamlarda çalışan klimaların, ortamda hasta bir kişi varsa virüsü ne kadar yayabileceğini, salgının başlangıç zamanlarında, Çin'de bir restoranda olanlardan biliyoruz.

Tek bir kişi, aynı masada ve yakın masalarda klima akımı yönünde oturan on kişiye hastalığı bulaştırmıştı.

21. yüzyıl mahşerinin dördüncü atlısını davet eden diğer atlılarının başında gelen dev binalarda, alışveriş merkezleri ve büyük otellerde ise mekanik havalandırma sistemleri fazladan risk oluşturmaktadır.

Yaz sıcağında güvenle evimizden çıkabilmenin yolu, riskleri bilincimize yerleştirerek, günlük hayatımızı kontrollü ama makul şekilde sürdürebilmek.

Kapalı, kalabalık, iyi havalanamayan ya da mekanik olarak havalandırılan yerlerde uzun süreli, sık bulunuyor olmaktan kaçınmanın önemini, "bu yaz kendimizi gezdireceğiz" mottosu ile ezberimize almakta yarar var.

Bu yaz mevsimini, korona sıcağında, ya hep ya hiç diye geçiremeyeceğimiz ortada iken, kendi başımızın çaresine bakmak, virüsü bilmesek de riskleri kavramak ve korunma reflekslerimizi geliştirmek zorundayız.

Serin yaz sabahlarında ya da akşamlarında sokaklarda yürümek, nefes almak, hatta koşmak, şarkı söylemek, sahilde yürümek gibi özgürlüklerimiz de var üstelik.


Kaynaklar

  • Erin Bromage , The Risks - Know Them - Avoid Them
  • Paul E. Sax, MD,Does Strictly Limiting Outdoor Activities Help Prevent the Spread of COVID-19? A Call for Reason
  • Ed Yong, America's Patchwork Pandemic Is Fraying Even Further

Yazarın Diğer Yazıları

Korona bir mercek

Bakmayı akıl edebilenler merceği "bu pandemi neden bizi buldu" sorusu yerine "bu pandemi nasıl oluştu" sorusuna tutmalı

Hayat ne zaman normale dönecek?

İnsanoğlunun bu denli belirsiz ve ürkütücü bu durumun kıyısındaki en büyük düşü ise, bir gecede distopyaya dönüşen hayatından, o çok sıkıldığı rutinine dönüp sığınmak. Peki bu mümkün olacak mı?