06 Ağustos 2013

Sat ve geri kirala (sale-and-leaseback) ile finansmanda yeni vergi düzeni

Finansal kiralamayı, en genel anlamda, kiralayan tarafından satın alınan bir malın mülkiyetinin kiralayanda; kullanma hakkının ise kiracıda kaldığı ve mülkiyetin sözleşme süresi sonunda kiracıya düşük bedelle devrinin öngörüldüğü bir sözleşme olarak tanımlamak mümkün

 

 

Yeni kurulan veya büyümek isteyen bir işletme için en temel sorunlardan birisi sağlıklı ve sürekli finansmana ulaşabilmek. Leasing/finansal kiralama yöntemi de işletmelerin ihtiyaç duydukları genellikle orta vadeli finansman yöntemlerinin en önemlilerinden birisi. Finansal kiralamayı, en genel anlamda, kiralayan tarafından satın alınan bir malın mülkiyetinin kiralayanda; kullanma hakkının ise kiracıda kaldığı ve mülkiyetin sözleşme süresi sonunda kiracıya düşük bedelle devrinin öngörüldüğü bir sözleşme olarak tanımlamak mümkün.

2012’nin sonunda kabul edilerek yasalaşan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu, finansal kiralamayı “… Bir finansal kiralama sözleşmesine dayalı olmak koşuluyla, bu Kanun veya ilgili mevzuatı uyarınca yetkilendirilen kiralayan tarafından finansman sağlamaya yönelik olarak bir malın mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi; kiracıya kira süresi sonunda malın rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması; kiralama süresinin malın ekonomik ömrünün yüzde sekseninden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya finansal kiralama sözleşmesine göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının malın rayiç bedelinin yüzde doksanından daha büyük bir değeri oluşturması hâllerinden herhangi birini sağlayan kiralama işlemi” olarak tanımlıyor. Burada sözü edilen “kiralayan” kavramı ise katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile finansal kiralama şirketlerini ifade ediyor.

Yeni bir finansman yöntemi: sat ve geri kirala…

6361 sayılı Kanun’un en önemli yeniliği finansal kiralama sözleşmesinin tanımında karşımıza çıkıyor. Kanun, finansal kiralama sözleşmesini; kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören bir sözleşme olarak tanımlıyor. Bu tanıma bakarak, artık kiracının elinde mevcut olan bir varlığı da ilk önce finansal kiralama şirketine satıp tekrar bu varlığı geri kiralayabilmesinin mümkün olduğunu söyleyebiliriz. Özetle, sat ve geri kirala modeliyle, işletmelerin ellerindeki mevcut varlıklar da bir finansman aracına dönüşüyor. Zaten madde değişikliğinin gerekçesinde de “...finansal kiralamaya konu olan malın, sadece üçüncü kişilerden değil, bizzat kiracıdan da temin edilebilmesine imkan getirilmiş, böylelikle uluslararası uygulamada yaygın bir finansman yöntemi olan sat-geri kiralama işleminin yapılabilmesine imkan tanınmıştır.” denilerek bu önemli noktanın altı çizilmiş.

Peki, vergilerde ne değişti?

Bu yeni ve önemli finansman modelinin bazı vergisel destekler ile daha cazip hale getirilmesi ve modelden yararlanmak isteyenlerin kafalarındaki bazı soru işaretlerinin giderilmesi gerekiyordu. İşte, bu konudaki en önemli adımlar 2 Ağustos’ta yayımlanan 6495 sayılı (torba) Kanun ile atıldı.

1) 6495 sayılı Kanun ile Katma Değer Vergisi Kanunun 17. maddesinde yer alan istisnalara yeni bir bent eklendi. Böylece finansal kiralama şirketlerince bizzat kiracıdan satın alınıp geriye kiralanan taşınmazlara uygulanmak üzere ve kiralama sonunda mülkiyetin kiracıya devredilmesi koşulu ile kiralanmaya konu taşınmazların “kiralayana satılması, satan kişilere kiralanması ve devri.” işlemleri KDV’den istisna tutulmuş oldu.

Finansal kiralama sözleşmesine hem taşınır hem de taşınmaz malların konu olabilirken bazı istisnaları olmakla birlikte, patent gibi fikri ve sınai hakların finansal kiralamaya konu olması mümkün değil. KDV istisnası ise sadece “taşınmazların satılması ve geri kiralanmasında” uygulanabilecek bir istisna olarak getirilmiş görünüyor. Kanun koyucu bu yöndeki iradesini “taşınmazlardan” yana kullanmış.

2) Kurumlar Vergisi Kanununun istisnaları düzenleyen 5. maddesinde 6495 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, sat ve geri kirala yöntemi kapsamında ve geri almak şartıyla bir taşınmazın finansal kiralama şirketine satılması ve bu taşınmazların tekrar geri alınması aşamaları sonucunda ortaya çıkan kazançların tamamı kurumlar vergisinden istisna edilmiş oldu. Burada bir diğer kritik nokta bu istisnadan yararlanmak için “taşınmazın en az iki tam yıl süreyle aktifte bulunması” şartının da aranmayacak olması. Vurgulamak lazım, Gelir Vergisi mükelleflerinin bu istisnadan yararlanabilme ihtimallerinin olup olmadığı da bir soru işareti olarak karşımızda duruyor.

Bu vergisel düzenlemeler sayesinde, her ölçekteki işletme için sat ve geri kirala yöntemiyle finansman sağlama modelinin cazibesinin arttığı söylenebilir. Uluslararası uygulamada yaygın bir finansman yöntemi olarak kullanılan sat ve geri kirala (sale-and- leaseback) yönteminin, yakın gelecekte işletmelerin orta vadeli finansman sağlamak için önemli alternatiflerinden birisi olabileceğini söyleyebiliriz.

Twitter: @AKIN_EMRAH

E-mail: eakin@KPMG.com

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Dijital vergiyle Covid - 19 günlerinde tanıştık

DHV’nin oranı tüm dijital hizmetler için istisnasız yüzde 7,5 olarak tespit edilmiş durumda. Bu oranın genelde diğer dünya örneklerinde gördüğümüz yüzde 2-3 oranlarından ciddi manada yüksek olduğunu belirtelim

Bütçede çanlar Maastricht Kriteri için çalıyor!

Ocak-Haziran dönemi bütçe gerçekleşmeleri geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Önce 2020 Bütçe Kanunu’nun temel büyüklüklerine sonra da Ocak-Haziran dönemi bütçe gerçekleşmelerine bakalım

Teşvikli yatırımların tutarı, sınıfı, yeri ve yarattığı istihdama ilişkin yanıtlar 'İnteraktif İstatistik Raporu' ile yayında

Şeffaflık bağlamında önemli bir adım olan "İnteraktif Yatırım Teşvik Belgesi İstatistik Raporu"nda dikkat çekici veriler var