09 Aralık 2013

Borsa İstanbul’un 'İşçi'leri Sayıştay Raporunda

Artık ezberlediniz: Sayıştay raporları Meclis’ten saklanıyor. Meclis’e hesap vermeye mecbur olan anayasal bir kurumun varlık sebebi, inandırıcı olmayan gerekçelerle engelleniyor

Artık ezberlediniz: Sayıştay raporları Meclis’ten saklanıyor.

Meclis’e hesap vermeye mecbur olan anayasal bir kurumun varlık sebebi, inandırıcı olmayan gerekçelerle engelleniyor.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek bile “Yanlıştır” demek yerine, “Mevzuatı bilemem”diyebiliyor.

Hafta sonu, Sayıştay’ın; eski adı İMKB olan Borsa İstanbul’da yaptığı denetim raporu elime geçti.

“Sayıştay Başkanlığı İMKB 2011” raporu, -ekler hariç- 200 sayfadan oluşuyor.

40 sayfası personel ödemelerine ayrılmış.

Aslında bu kadarı bile, raporların Meclis’ten gizlenme gerekçesi konusunda genel bir fikir veriyor.

Ama biz genel fikirle yetinmeyip TBMM’ye gönderilmeyen rapordan notları paylaşalım:

***

Kime sorarsanız sorun Borsa’da yöneticilik, kariyer gerektiren bir unvandır.

Ama bizdeki borsa; başkanı dahil, bütün çalışanların “işçi” statüsünde olduğu bir kurum.

Neoliberal ekonomimizde ironik bir durum.

“İşçi” borsa başkanının maaşı, 33 bin TL. (9 bin 400 TL kira yardımı hariç)

İşçi Şef 5 bin, işçi uzman 7 bin, işçi müdür yardımcısı 9 bin, işçi müdür 13 bin, işçi teftiş ve gözetim kurulu başkanı 18 bin TL, işçi başkan yardımcısı 20 bin TL maaş alıyor.

Dilediğiniz gibi “danışman” istihdam edebiliyorsunuz. 2012’de yaptığınız kontratlarla, bir danışmana 15 bin, diğerlerine 9 bin, 11 bin TL maaş yazıyorsunuz.

Çalışanlara bir yılda yapılan toplam ödeme; 92 milyon TL.

Personel başına düşen harcama, 15.7 bin TL.

Başka hiçbir kurumda olmayan “hizmet ikramiyesi” adı altında -kıdem tazminatı benzeri- ödeme yapıyorsunuz.

Sayıştay birkaç yıl üst üste “Yapmayın etmeyin, bu hukuksuzdur” diye rapor yazıyor da Haziran 2012 itibarıyla “geleceğe dönük olarak” kaldırıyorsunuz.

Ama son beş yıl içinde, 129 çalışanınıza 10.4 milyon TL “hizmet ikramiyesi”ödemişsiniz bile.

***

Kira yardımları, asıl ücretin yüzde 25’ine ulaşmış.

Sayıştay, bu durumun hakkaniyete aykırı olduğundan bahisle kira yardımının Toplu İş Sözleşmesi’nden çıkarılmasını isteyince ek protokolle kaldırıyorsunuz.

İsmen kaldırılmış gibi görünse de siz “görev tazminatını” yükselterek kira yardımını fiilen ödemeyi sürdürüyorsunuz.

Kişi başına ortalama sağlık harcaması 2 bin 600 TL.

***

2007’de Toplu İş Sözleşmesi’ne geçiyorsunuz. Herkes, diğer kamu kuruluşlarındaki personel ile İMKB ücret makasının kapanacağını zannediyor.

Ama makas kapanmak şöyle dursun; ücret artışınız yüzde 121.1’e yükseliyor.

Üstelik bütün bu ücret düzenlemelerini, yıllık bütçede karara bağlıyorsunuz. Maliye Bakanlığı’nın onayı gerektiği halde bu onayı almıyorsunuz. Yönergeler çıkarıyorsunuz. Borsa Genel Kurulu’nun yetkisini, yönetim kuruluna devretmişsiniz.

Oysa tabi olduğunuz 631 sayılı KHK diyor ki, “Her türlü maaş, aylık, ücret, ek ücret,prim, zam, tazminat, ikramiye, fazla mesai, kar payı ve her ne ad altında olursa olsun yapılan diğer mali ödemeler ile sosyal hak kapsamında yapılan bütün ayni ve nakdi ödemelerin toplamının 6 aylık net ortalaması toplamı, en yüksek devlet memuruna her ne ad altında olursa olsun fiilen yapılan mali ve sosyal hak niteliğindeki her türlü ödemeler dahil bulunacak toplamının altı aylık netortalamasını geçemez.”

Ama dikkate almıyorsunuz.

Niye alacaksınız; nasılsa kimse hesap sormuyor.

Tek tuşla trilyonların adres değiştirdiği Borsa’da “işçi” olmanın keyfi, neye değişilir ki.

“İşçisin sen, işçi kal.” 

 

T24'ün notu: Çiğdem Toker'in bu yazısı 9 Aralık 2013 tarihli Cumhuriyet'teki köşesinden alınmıştır.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Gül veda etmedi, virgül attı

Meğerse Başbakan Erdoğan'ın dün açıkladığı paketin, hem ilk hem de tarihi nitelik taşıyacak sonucunu, bugünkü Meclis açılışında görecekmişiz

‘Kaskatı kalpler’ 21 dakikada yumuşar mı?

Takvim ve zamanlama, Başbakan Erdoğan'ın özel anlam yüklediği icraat adımlarında hep önemli bir değişken olageldi

Bir 'haddini aşma' yazısı: Diyanet, Maliye'den yedek ödenek istiyor

Her bütçenin, aynı zamanda siyasi iktidarların kaynak dağıtım tercihlerinin belgesi olduğunu bilenler için, Diyanet bütçesini haberleştirmenin neden "haddini aşmak" olduğunu kavramak kolay değil