02 Aralık 2012

'Küçüklüğümde vazoyla Oscar oyunu oynardım'

‘Kayıp Şehir’ dizisinde evin kızını canlandıran Elifcan Ongurlar ile oyunculuğu, rollerini ve hayallerini konuştuk

Oscar’a aday olan ‘Ateşin Düştüğü Yer’ filminde rol alan ve ‘Kayıp Şehir’ dizisinde evin kızını canlandıran Elifcan Ongurlar ile oyunculuğu, rollerini ve hayallerini konuştuk.

Kanal D’nin ve sezonun en iyi işleri nden ‘Kayıp Şehir ’de evin akl ı başında, olgun kızını canlandıran Elifcan Ongurlar, oyunculuğu hayatının vazgeçil mezi olarak tanımlıyor... 

\

Sizi ilk ‘Ateşin Düştüğü Yer’ filmindeki Ayşegül karakteri ile izledim, karakter size ne hissettirdi ilk okuduğunuzda? Filmde rol alma hikayeniz nedir?
‘Ateşin Düştüğü Yer’ ilk filmim. Benim için çok heyecanlı ve güzel bir tecrübe oldu. Ayşe karakterinde en çok beni etkileyen şey ilk kez rol alacak olmanın yanı sıra gerçek olması ve bana hiç benzememesiydi. İlk okuduğumda son derece heyecanlanmış ve bitmiş halini izlemek istemiştim. Projeye katılmam, yönetmenimiz İsmail Güneş’in bir gazete ilanı vermesi üzerine benim kendisine fotoğraflarımı göndermemle oldu. Deneme çekimi yapıldı ve dahil oldum. 10 yaşından beri deli gibi istediğim bu mesleğe ilk kez bu güzel şansla ama çok fazla kalpten isteyerek yarattığıma inandığım bu şansla başlamıştım. 
 


Filmin Türkiye’nin Oscar adayı seçildiğini duyunca ilk ne düşündünüz?
Filmin Oscar adaylığı tartışmasız muhteşem bir şey ve anlatılması imkansız bir duygu. Küçüklüğümde Oscar heykelciğine benzeyen bir vazoyla kazanmış gibi oyun oynardım. İlk filmimle böyle bir şey olması çok başka bir duygu. Umarım bu film Oscar’ın imkansız bir şey olmadığını Türkiye’ye gösterir. 

‘Kayıp Şehir’e geçişiniz nasıl oldu?
‘Ateşin Düştüğü Yer’den sonra iyi yazılmış bir senaryosu olan ve bana bir şeyler katacak bir projede yer almak istiyordum. Birçok görüşme ve deneme çekimine girdim. ‘Kayıp Şehir’ bunların arasındaki en gerçek ve muhteşem kalemlerin yarattığı iş olduğu için benim istediğim olmuştu. Tomris Giritlioğlu’nun projesi olması beni çok daha fazla heyecanlandıran bir sebepti doğrusu. 
 


Dizide Seher’in yüzünden hüzün okunuyor ama müthiş bir olgunlukla içinde yaşadığı fırtınayı yansıtmıyor. Size neler hissettiriyor?
Seher bana farklı duygular hissettiriyor ve gerçekten keyif alarak oynuyorum. Özgürlük isteyen ve kendi ayakları üstünde durmak isteyen bir kız Seher. Yaşadığı, hissettiği o kadar çok şey var ki... Bu onu çok olgun yapıyor. Yaşının kaldıramadığı üzüntülerden dolayı hüznü saklayamıyor yüzünde. Yaşadığı ortamda abilerinin yarattığı olaylardan dolayı annesinin yanında durması gerektiğini ve kötü şeyler yaşamamak için daha dikkatli adım atması gerektiğini düşünüyor. Kendinde o güveni gördüğünde biz de Seher’de başka olaylar görebiliriz. 

 

Milli bir tenisçisiniz ve oyunculuk yapıyorsunuz. Tenis ve oyunculuk; bu iki kelimenin sizin için anlamı nedir?
Tenis; oyunculuğum için bana kazandırdığı ‘özgüven’, gurur ve oynadığım yıllardaki o güzel ‘anılarım’. Oyunculuk; hayatımın vazgeçilmezi. 
 


Ünlü isimlerin magazin dünyası ile ilişkisine nasıl bakıyorsunuz? Magazin sizi korkutuyor mu?
Yaptığınız iş oyunculuksa, ister istemez göz önünde oluyorsunuz. Sorup sormadan yakıştırmalar olabiliyor. Magazinin Türkiye’de saygı çerçevesinde yapılması gerektiğine inanıyorum. İstediğim tek şey, adımın yaptığım işlerle anılması. Ve kamuoyuna benim hakkımda bir bilgilendirme yapılacaksa bunun benim ağzımdan çıkan sözlerle olması.

Yazarın Diğer Yazıları

RTÜK ve korku toplumu

Bülent Ersoy’un iftarlara davet edilip, Onur Yürüyüşü’ne izin verilmediği post apokaliptik dönemlerdeyiz

DARK ile zihnin ve zamanın karanlık dehlizlerinde

Dark'ın yaratıcıları Baran bo Odar ve Jantje Friese ile diziyi konuştuk

Ezel Akay: Gerçek sanat, her zaman politiktir zaten

Ezel Akay, Yiğit Özgür karikatürlerinden uyarlanan “Hunililer” ile tiyatro rejisinde