22 Nisan 2014

İtirazım var bu yalan dolana

Onur Ünlü ve Burak Aksak, Leyla ile Mecnun harikası ile televizyon tarihimizde bir dönem açtılar. Leyla ile Mecnun’dan önce ise itiraf etmeliyim ki Onur Ünlü sevdiğim bir yönetmen değildi.

Onur Ünlü ve Burak Aksak, Leyla ile Mecnun harikası  ile televizyon tarihimizde bir dönem açtılar. Leyla ile Mecnun’dan önce ise itiraf etmeliyim ki Onur Ünlü sevdiğim bir yönetmen değildi. İlk sinema filminden Leyla İle Mecnun’a dek kafasının epey karışık olduğunu düşünüyordum. Leyla ile Mecnun’dan sonra hem televizyonda hem de sinemada Sen Aydınlatırsın Gece ile ne istediğini ne yaptığını bilen istikrarlı bir Onur Ünlü gördüm.

Dün ise +18 kararı verilen İtirazım Var filmini izledim.  Onur Ünlü, İstanbul Film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü alırken dizi yapıyoruz yasaklıyorlar film yapıyoruz yasaklıyorlar bunu da yasaklasınlar hadi... diyerek tepkisini dile getirmişti, itiraz etmişti. Leyla ile Mecnun’un Gezi dönemi sonrası kaldırılmasıyla ilgili de uzunca yazmıştım. Bu +18’ler de bu sürecin devamı diye düşünmeden edemiyor insan. (senaryo 2010’da yazılmış olsa da)

Hatta Onur Ünlü, acaba Selman Bulut’u Gezi döneminde Bezmiâlem Valide Sultan Camii’ne ayakkabılarıyla girdiler, içki içtiler sözlerine karşılık müezzin Fuat Yıldırım’ın “Ben öyle şeyler görmedim demesinden sonra mı yarattı bilemiyoruz?!..

İtirazım Var, yönetmenin önceki filmi Sen Aydınlatırsın Geceyi’den iyi bir film değil ama bayıldım yine de.

Bayılırım belaya bayılırım itirazım var'a özetle, Serkan Keskin filmi almış götürmüş büyük oyuncu, Onur Ünlü büyük yönetmen. bizde kara film türüne en uyan en yakın film olmuş İtirazım Var. Bu en alkışlanacak yanı bence.

Onur Ünlü’nün filmin hikayesini Sırrı Süreyya Önder ile yazdığını duyunca, ah keşke olmasaydı dedim, filme girerken tereddütlüydüm bu nedenle. Çünkü Önder, O.Çocukları’ndaki senaryosuyla beni hayal kırıklığına uğratmıştı.

Ancak gördüm ki Ünlü, Önder’e senaryo konusunda müdahale ettirmeyip hikayeyle sınırlandırmış bağlarını. Yoksa filmdeki komplike olaylar mantıklıbir çerceveye oturmazdı mutlaka hatalar olurdu. Onur Ünlü dümeni almış bence ve aslında komedi ve polisiye gibi duran ciddi bir dram ve kara filme imza atmış. Ülkemizde daha önce yapılamayan bir tür, müthiş başarı. Örneğin biz Behzat Ç.’yi polisiye biliriz ama o aslında dramdır. Behzat’ın kızının acısını yaşaması ve bunun travmasının hayatına yansımalarını görürüz. İtirazım Var’da başrol imam Selman Bulut da kendi dramını yaşıyor ve bir vicdan muhasebiyle karşı karşıya. En yakınını ölümüne sebep olmuş ve o da hayatının ondan sonrasını bunun izleriyle şekillendiriyor. İtirazlara belki de bu kırılma noktasından sonra başlıyor.

Filmin diğer oyuncuları Öner Erkan, Hazal Kaya, Büşra Pekin, Umut Kurt, Serdar Orçin... hepsi çok başarılı ve evet persona tamam dedirtiyor.

Filmin ayrıca Yunus Emre’dem Hegel’e uzanan sağlam bir entelektüel metni mevcut. Kendimizi sorgulayacağımız kendimizle yüzleştirecek replikler bulunuyor. Dinen çok fazla itiraz ettiği nokta var. Zaten filmin ana eksene bir din adamını koyup ona itiraz ettirmesi en takdire şayan nokta. Sinemamızda bu denli cesur bir örnek yok. Bu önümüzdeki günlerde çokça tepki de alacaktır.

Bolca gülüyoruz ama sonrasında yaptığımız çıkarımlarla bunlar soğuk duş etkisi yaratan kahkalar oluyor.

Bedenen çemberin içinde olan Selman Bulut’un, ruhunu çemberin dışında tutma mücadelesi etkileyici.

Evet ben de bu filmin +18 olduğunu anlayamamışlardanım ama bir bakımdan da güzel değil mi? Merak doğuruyor... Böyle eserlerin reklamı olsun

Aferin o zaman, oh çokça reklamı olsun ve izlensin böylesine özenli, vicdanı insan onurunu anlatan müthiş filmler.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Azizler, yalnızlar, parçacıklar… Bırak dağınık kalsınlar…

"Azizler'i izledikten sonra da şunu düşündüm: Acaba televizyona uzun süre üretim yapmak yaratıcılığı öldürüyor mu? Bunun da cevabı evet. Televizyon, Taylan Biraderler'in yaratıcılığını öldürmüş"

Dijital: Öldüren eğlence mi?

Dijital olan da seçtiğimize değil maruz kaldığımıza dönüştü

Sanatın, edebiyatın, erkekliğin, insanlığın başladığı ve bittiği yerler nereler?

Tarkovsky'nin en sevdiğim sözüdür: "İlkelerine bir kez olsun ihanet eden insan, hayat ile olan saf ilişkisini yitirir. Bir insanın kendine karşı hile yapması, onun, filminden, hayatından, her şeyinden vazgeçmesi demektir. Bu nedenle bir eseri üreteninden bağımsız düşünemiyorum ben."