08 Eylül 2019

Sanal dünyanın insanları: Hangi Kadın

Film; sosyal medya çılgınlığının ve sanal dünya algılarının "gerçek hayatı" nasıl etkilediğini bu defa farklı bir yaş grubu üzerinden ele alıyor

Sosyal medya günümüzde yaşamın gerçekliğini ikame eden bir işlev taşıyor. Bu süreç bilimsel açıdan ele alındığında düşündürücü boyutlar içeriyor. Neredeyse herkes kendi yaşamının dışında başka yaşamları merak eder hale geldi ve bir bakıma da röntgenci durumunda... Facebook ve Instagram aracılığıyla tanımadığımız insanların özel yaşamına ortak oluyoruz. İşin ilginç yanı da kimsenin özel yaşamının görsel deşifrelerinden rahatsızlık duymaması, hatta buna istekli olması.

Bu sürecin ilk etkili küresel sanal platformu olan Facebook'un, masum tavırlarla ele geçirdiği milyonlarca insanın kişisel bilgilerini sattığı ortaya çıkmış, "dahi CEO"su Mark Zuckerberg, yakın geçmişte ABD Senatosu'nda ifade vermek zorunda kalmıştı. İşin bir başka vahim yanı ise Facebook gibi para ödenmeden üye olunan platformların, asıl paralarını reklamlardan değil sahip oldukları kişisel bilgileri satarak elde ettikleri iddiası...

Çağımızın son büyük filozofu Jean Baudrilliardn, düşün dünyasına armağan ettiği simülasyon kuramı, günümüz dünyasını okumak ve anlamakta bir kılavuz niteliği taşıyor. Baudrilliard'ın Türkiye'de tanınmasını sağlayan Oğuz Adanır, "Eski Dünya'ya Yeni Bir Bakış" isimli çalışmasında Simulacra kavramını Baudrilliard'dan alıntılayarak şöyle açıklar:

"...simüle etmek "mış gibi yapmak" değildir. Hastaymış gibi yapan kişi yatağa uzanarak bizi hasta olduğuna inandırmaya çalışır. Bir hastalığı simüle eden kişiyse kendinde bu hastalığa ait semptomlar belirleyen kişidir (Littré)... (Emile Littré: Pozitivizmi dilbilime uygulamış Fransız hekim, filozof, dilbilimci ve siyasetçi) Simülasyon, "gerçekle" "sahte" ve "gerçekle" "düşsel" arasındaki farkı yok etmeye çalışmaktadır... Bir başka deyişle gerçek; düşsel, sanal olanla yer değiştirir."

Yaşam herkes için aynı koşulları üretmediği halde, batı dünyasının kapitalizm aracılığıyla herkes için bir başarma şansı olduğunu sanal bir gerçeklik olarak canlı tutmak umudu da, artık Batı dünyasının hegemonik düzenini sürdürmesi için yeterli görünmüyor. Baudrilliard, günümüzde teknolojik değişimlerin gerçeklik algısını değiştirdiğini belirtmiş ve bu algı değişiminin simulacra kuramının temelini oluşturmaya katkı sağladığını ortaya koymuştur. Diğer yandan herkesin şansı olabileceği simülakrını canlı tutmak işlevini, günümüzde popüler kültürün de etkili bir silahı olan sinemadan daha çok sosyal medya üstlenmiş durumda. Sanal dünya 'Youtuber'lık gibi küresel düzeyde tanınma olanağı yaratabilen yeni "ünlülük" statüleri oluştururken; özellikle otoriter ve sözde demokratik ülkelerin insanlarının daha iyi ve özgür bir dünya özlemlerini, sanal dünya ikame eder görünüyor...


"Hangi Kadın" günümüzde küresel bir çılgınlığa dönüşen sosyal medyanın etkilerini alışık olduğumuzun tersine, orta yaş kuşağını merkeze alarak öne çıkaran bir film. Genelde yaşlı kuşağın ve kısmen de orta yaşlıların sosyal medyayı sınırlı olarak kullandığı gözlense de, özellikle gençler internetin sunduğu dünyanın içinde yaşayarak sanal bir alemin vatandaşlarına dönüştü. Fransız yönetmen ve oyuncu Safy Nebbou, filmini ödüllü yazar Camille Laurens'in aynı adlı romanından uyarlamış. Filmin başrolünde ise sinemanın önemli yapıtlarında da yer almış Juliette Binoche var. Derinlikli filmlerin öne çıkan oyuncularından olan Binoche, Hangi Kadın'da göz alıcı bir performans ortaya koyuyor. Prömiyerini 69. Berlin Film Festivali'nde (2019) gerçekleştiren filmin, 38. İstanbul Film Festivali'nin (2019) Dünya Festivalleri Bölümü'nde de yer aldığını ekleyelim...

Filmin ana kadın karakteri 50 yaşındaki iki çocuk annesi Claire (Juliette Binoche) akademisyendir. Eşi onu genç bir kadın için terk etmiştir. Bu genç kadın ise onu derinden yaralamıştır. Genç kadının keşfini seyircilere bırakalım. Claire, eşinin ve genç sevgilisinin üzerinde yarattığı travmanın intikamını alırcasına edindiği genç sevgilisi Ludovic'in (Guillaume Gouix), salt cinsellik için kendisini kullanmasından rahatsızdır. Sosyal medya üzerinden sevgilisi Ludovic'i gözetlemek amacıyla Facebook'ta sahte bir hesap açarak 23 yaşında, sarışın, genç ve güzel Clara olarak kendini tanıtır. Ludovic bu duruma kanmasa da, ev arkadaşı Alex (François Civil) oltaya yakalanmıştır...

Bu kısmen eğlenceli, aynı zamanda hüzünlü film; sosyal medya çılgınlığının ve sanal dünya algılarının "gerçek hayatı" nasıl etkilediğini bu defa farklı bir yaş grubu üzerinden ele alıyor. Bu yaş gurubunun ise sosyal medyanın pençesine düşmesindeki temel unsurun ise yalnızlık olduğunu düşündürtüyor. Filmin kahramanı Claire, bilinçli bir akademisyen ve anne olsa da, orta yaşa geldiğinde içine düştüğü yalnızlık sarmalını ve özellikle yakınlarının kendisine yaptığı adil olmayan davranışları, bir bakıma yok saymak amacıyla sosyal medyadan medet umuyor. Süreç içinde masumane zannederek sürdürdüğü oyunun yaratabileceği trajediyi dehşetle fark ederek çözümü bir psikiyatrda aramaya başlıyor.

Hangi Kadın, kurgusu ve özellikle İbrahim Maalouf'un müzikleriyle dikkati çeken bir yapıt. Filmin yaşanılan olguları geri dönüşlerle ve zamanda sıçramalarla bir sarmal gibi işleyen kurgusu, filmi takip etmek ve bağlantılarını çözmek açısından ortalama seyirciyi zorlayabilir. Diğer yandan düşük temposuyla da yönetmenin derdini anlamak için sabırlı olmayı gerektiren bir film Hangi Kadın. Filmin öne çıkan unsurlarının başında Juliet Binoche'un etkili oyunculuğu kadar özellikle değişen durumları ve duygusal yükselişleri kreşendolarıyla ifade eden film müzikleri, Hangi Kadın'ın seyirci bağlamında içselleştirilmesini kolaylaştırıcı nitelikler taşıyor.

Yazarın Diğer Yazıları

"Eş Anlamlılar" (“Synonymes")

Eşanlamlılar, geçtiğimiz yüzyılın en büyük trajedilerinin başında gelen Yahudi soykırımının yarattığı travmaları, farklı bir yaklaşım ve yüzleşmeyle yansıtmaya çalışan bir film

Sinemadan beslenen bir roman: Godard Makinesi

Sanatlar birbirinin akrabasıdır aslında. Bize yaşamı anlatırken, yaşamın ayrıntılarını okur; insanın açmazlarını ve gizemlerini vurgularken yaşamın da yüzeysel gerçekliğinin arkasındaki gerçekliği yansıtır

Sinemanın başkenti mi yoksa bir lunapark mı: Hollywood!

ABD gezisinden geriye, burası görülmeden dünyadaki egemen gerçekliğin kavranmasının mümkün olmadığı ve bir şeylerin eksik kalacağı düşüncesi aklınızda yer ediyor