16 Haziran 2019

"Documentarist İstanbul' 12 yaşında

İstanbul'da belgesel sinemanın önemini hissettiren ve bir belgesel şöleni niteliği taşıyan Documentarist İstanbul Belgesel Film Günleri, 15-20 Haziran tarihleri arasında 12. kez gerçekleştirilecek

Sinema bir teknik buluş olarak ortaya çıktığında ilk filmler, sonradan belgesel sinemanın da yolunu açan belge görüntülerden oluşuyordu. Bu bağlamda belirtmek gerekirse sinemanın nüvesi, belgesel sinemadır demek çok iddialı bir tanımlama olmayacaktır.

Belgesel sinemanın babası olarak kabul edilen İskoç belgesel film yapımcısı John Grierson'un, meşhur ve özlü tanımıyla belgesel sinema, "gerçeğin yaratıcı yorumu"dur. Gerçek kavramı şüphesiz belgesel sinemanın özüdür. Diğer yandan yaşam gerçekliğinden bahsettiğimizde, evrensel ve değişmez bir gerçeklikten de bahsetmiş olmayız. Bu bağlamda gerçek son derece görecelidir ve toplumdan topluma, insandan insana değişen özellikler taşıyabilir.

Gerçeği iletmede en iddialı sanatların başında gelen sinema ve belgesel sinema ise, doğru bir tanımlamayla gerçeğin suretidir. Belgesel sinema yönetmeni her ne kadar gerçek mekan, olay ve insanlarla da çalışsa, gerçeği aktarma sürecini filme dönüştürme eylemine giriştiğinde; seçtiği kamera açısı, bakış noktası, kullandığı objektifin odak uzaklığı (konuyu görüntüleme genişliği veya darlığı), kurgu gibi unsurlar, gerçeğe yönetmenin bakışından müdahale etme anlamı taşımaya başlar. Diğer yandan, gerçeğe bir yorum katmadan aktarma çabasını ise belgesel sinema olarak tanımlamak uygun değildir.

Türkiye'de belgesel sinemanın kilometre taşı olan Süha Arın, bir filmin belgesel sinema niteliği taşıyabilmesi için beş ögeyi içermesi gerektiğini söylerdi: Gerçek, etik, estetik, yaratıcılık ve yorum (mesaj). Şüphesiz bir sanat yapıtı olarak sinema yapıtlarının estetik kategori içerisinde yer almaları gerekir. Ama belgesel sinema için en az estetik kadar etik kavramı da önemlidir. Bir belgesel sinemacının etik kavramını ihmal ederek, amacına ulaşmak için her yol mübahtır anlayışını benimsemesi, belgesel sinemanın ruhuna aykırı bir davranıştır.    

İstanbul'da belgesel sinemanın önemini hissettiren ve bir belgesel şöleni niteliği taşıyan Documentarist İstanbul Belgesel Film Günleri, 15-20 Haziran tarihleri arasında 12. kez gerçekleştirilecek. Bu yıl gösterimler Aynalı Geçit, Vault34/Yeşilçam Sineması ve Kadıköy Sineması’nda yapılırken, yan etkinlikler ise Yapı Kredi Kültür Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilecek.

On İkinci Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, dünya gündeminin nabzını belgesellerle tutan geniş bir seçki sunuyor. Belgesel günlerinde bu yıl Sudan’a özel bir bölüm ayrıldı. Darbeler ve isyanlarla özdeşleşen Sudan’ın yıllar boyunca nelerle baş etmek zorunda kaldığını yansıtan ve Suhaib Gasmelbari'nin yönettiği "Ağaçlardan Bahsetmek" (Talking About Trees-2018), ayrıca Marwa Zein’in yönettiği Hartum Ofsayt (Khartoum Offside-2018) isimli filmler gösterilecek. Diğer yandan Sudan Film Grubu’nun 1960'lar, 70’ler ve 80’lerde de ürettiği kısa filmlerin restore edilmiş kopyaları da gösterilecek. Bu filmler arasında “Av Partisi“ (Hunting Party/Jagdpartie, Yön: Ibrahim Shaddad-1968), “Velakin Dünya Dönüyor” (It Still Rotates/Wa lakin alardh tadur, Yön: Suliman Elnour-1978), “Afrika, Cangıl, Tamtamlar ve Devrim” (Africa, the Jungle, Drums and Revolution, Yön: Suliman Elnour-1979), “Deve” (A Camel/Jamal, Yön: Ibrahim Shaddad-1981) ve “Durak” (The Station/Al Mahatta, Yön: Eltayeb Mahidi-1989) dikkati çekiyor.

15 Haziran’da başlayacak olan Documentarist İstanbul Belgesel Film Günlerinin her sene olduğu gibi 12. yılında da önemli bir belgesel sinemacı Sean McAllister onur konuğu. Bir işçi ailesinin çocuğu olan ve kendi başına sinemayı öğrenen ve kamerasını daha çok alt toplumsal tabakalara yönelten McAllister'ın, son filmi "A Northern Soul" ve Sundance gibi önemli bir bağımsız film festivalinden ödül almış belgesellerinden bir seçki de, seyircilerle buluşacak. Festival kapsamında ayrıca, Altyazı Sinema Dergisi'nin işbirliğiyle yönetmenle bir Master Class gerçekleştirilecek. Sean McAllister'in festivalde gösterilecek, Japonya, Irak, Yemen, Suriye ve İngiltere'de çekilmiş, birer hikâye anlatan filmlerini kısaca anımsatmakta fayda var: “Kuzeyli Bir Can” (A Northern Soul, 2018), “Suriyeli Aşk Hikâyesi” (A Syrian Love Story, 2015), “Zoraki Devrimci” (The Reluctant Revolutionary, 2012), “Japonya: Bir Aşk ve Nefret Hikâyesi” (Japan: A Story Of Love And Hate, 2008), “Bağdatlı Liberace” (The Liberace of Baghdad, 2004).

 On İkinci Documentarist İstanbul Belgesel Film Günleri'nin, "Ustalara Saygı" (Sean McAllister), "Eleştirmenler Ödülü Adayları", "Uluslararası Panorama", "Türkiye Panorama", "Konuk Ülke: Sudan", "Çocuklar Büyürken", "Kuir Belgeseller" ve "Canlandırma Belgeseller" bölümlerinden oluştuğunu belirtelim. Otuzdan fazla filmin seçildiği Türkiye Panorama bölümü, Türkiye’de bağımsız belgesel film üretimine vakıf olmak isteyen sinefiller için de önemli bir fırsat sunuyor. Bu bölümdeki filmlerin yarısı, ilk filmini çeken yönetmenlerin filmlerinden oluşuyor. Documentarist’in, 2001 yılında ölen Hollanda’lı author, film yapımcısı ve fotoğrafçı Johan van der Keuken adına verdiği “Johan van der Keuken Yeni Yetenek Ödülü”nün sahibinin de bu yönetmenlerden biri olacağını ekleyelim.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Küçük Joe'nun sihirli polenleri

Film günümüzün mutsuz ve yalnız insanına, afişinde de yer alan bir soruyu soruyor: Mutluluk laboratuvarda üretilir mi?

7. Kayseri Film Festivali'nin ardından

Yakın geçmişten günümüze, "Yeşilçam" diye de tanımlanan ülkemiz sinemasının rahle-i tedrisinden geçmeden daha demokratik koşullarda film üreten sinemacılar için festivaller, artık izleyicilere ulaşabilmelerinde ve filmlerini onlarla paylaşabilmelerinde büyük önem taşımaktadır

"Monos" ya da insanın özüne dönüşü!

Alejandro Landes, zor bir projeyle yola çıkmış ve film çekmenin zorluklar içerdiği bir mekanda, ortalama izleyici için de kolay takip edilemeyecek bir filmi gerçekleştirmiş