06 Mayıs 2021

128 milyar doları satma fikri sahiden Boğaziçili iki ekonomistten mi çıktı?

Albayrak "oyunu bozmaya" gelmekte olduğunu Sabah gazetesindeki köşe yazılarında açık bir dille yazmıştı

"128 milyar doları eritme fikri kimden çıktı?" Erdal Sağlam'ın geçtiğimiz günlerde DW'de yayımlanan ve çok ilgi çeken yazısının başlığı böyleydi. Merkez Bankası rezervlerinin satışı fikrinin kimden çıktığı sorusuna yanıt arayan Sağlam, Merkez Bankası yönetimindeki Boğaziçili iki iktisatçıya işaret ediyordu.

Sağlam'ın yazısı, son dönem ekonomi politikalarının arka planını aydınlatmak açısından önemli. Yine de, 128 milyar doların satışında esas rolün iki bürokrata ait olduğu tezi bana inandırıcı gelmiyor. Tarihte bireylerin rolünü abartılmasından yana değilim. Hele hele bürokratların... Osmanlı, son dönemindeki padişahlar veya vezirlerin yetersizliğinden, sefahata düşmelerinden değil, ekonomik sistemi, kurumları, ideolojisi dünyadaki değişime ayak uyduramadığı için battı.

AKP'nin son dönemine damga vuran ekonomi politikaları da bence iki bürokrata değil köklü bir siyasal ideolojiye dayanıyor. Batı'nın sadece siyasi kurumlarına değil, ekonomik kurum ve kurallarına da şüpheyle yaklaşan, yabancıların ta Abdülhamit'ten bu yana Türkiye'nin gelişimini engellemeye çalıştığına inanan, ilhamını Türk-İslam sentezinden alan bir düşünceden. Köklü, devlette, toplumda çok sayıda temsilcisi bulunan bir ideoloji bu. Ekonomide bu bakışın temsilcisi Berat Albayrak'tı. Hazine ve Maliye Bakanı olmadan önce Sabah'ta yazdığı köşe yazıları, temsilcisi olduğu dünya görüşünün ekonomiye bakışını detaylandırmıştı. Adeta bakan olduğunda uygulayacağı politikaları önceden haber vermişti.

"Mektebin Alaylısı"

Berat Albayrak Sabah gazetesinde ilki 10.02.2014, sonuncusu 28.09.2015 tarihinde yayınlanan haftalık köşe yazıları yazdı. Köşenin ismi "Mektebin Alaylısı"ydı. Enerji Bakanı olarak görevlendirildikten sonra yazarlık kariyerine son verdi...

Albayrak'ın yazılarına "Yeni Türkiye Yeni Ekonomi" başlıklı bir yazıyla başlaması anlamlıydı.

Yazılarında Türkiye'nin yepyeni bir dönemin eşiğinde olduğunu sıklıkla tekrarlayan Albayrak'a göre "Yeni bir medeniyet tasavvuru ve inşası vizyonunun daha gerçekçi bir düzlemde ele alınması ancak ekonomi ayağının tesisi ile mümkün olabilir"di. Bu yeni dönem, "eski"yi tasfiye edecekti. Şöyle diyordu

"Anglosakson ve neo-klasik ezberlerin ve metotların dışında çözüm üretemeyen, ellerindeki enstrümanları bilerek veya bilmeyerek kullanmayan, yahut bambaşka bir denge ve hesap içinde olanlar yeni dönemde itibar görmeyeceklerdir. Artık siyasetçisi, bürokratı, akademisyeni vs. herkes yeni Türkiye ile uyumlu olmalı ya da ülkenin önünde takoz olmaktan çıkmalıdırlar."

İlk yazısından bir ay sonra, 17.03.2014'te yayımlanan yazısının başlığı dikkat çekiciydi: "Aktif Kur Politikası". 

Albayrak bu yazısında yıllardır uygulanan kur politikasının yanlış olduğunu söylerken dalgalanmaları sert müdahalelerle dizginlemeye çalışmanın ekonomiye zarar verdiğini belirtiyordu. Albayrak'a göre "Süreçleri, eskide kalmış bazı ekonomi kitaplarındaki teorilerin üç beş denklemiyle anlayıp yorumlamak artık yeni siyasi resim ve kur politikası çerçevesinde değerlendirilemez"di. Çözüm önerisini de aynı yazısında veriyordu: "Aktif kur politikası uygulamak, değerleme ve buna bağlı süreçleri bu dengede yürütmek artık elzemdir."

"Bu iş artık kabak tadı verdi"

Döviz kurlarındaki dalgalanmalar Albayrak'ın yazılarında önemli bir yer tutuyordu. 2 Şubat 2015 tarihli "Prangalardan kurtulurken" başlıklı yazısı buna iyi bir örnekti. Albayrak şöyle diyordu: 

"Bu iş artık kabak tadı verdi. Güya akıllarınca ‘Siz mi faizin düşmesi için bu kadar gürültü çıkarırsınız, alın size bunun bedeli olarak biz de kuru manipüle eder, ülkenin ve ekonominin huzuruyla oynarız' mesajı veriyorlar. Her faiz indirimi tartışmasında rant lobisinin olağan şüpheli oyuncuları aynı oyunu oynuyor. Bunların hepsi tek tek biliniyor. Kusura bakmayın ama buna artık sokaktaki vatandaş bile inanmıyor. Bu spekülatif işlemleri yapanların ve bunların bu kadar rahat top koşturmasına izin veren yetkililerin artık uzatmaları oynadığını ve bundan sonra bu kadar rahat zemin bulamayacaklarını düşünüyoruz. Yeni Ekonomi anlayışında yapanın da izin verenin de yanına kâr kalmamalı bu tip hareketler, tıpkı dünyadaki diğer önemli ülkelerdeki gibi."

Spekülasyon vurgusu

Albayrak kurdaki spekülatif hareketlerin, sığ piyasalarda gerçekleştirildiğini düşünüyor ve bunun açık bir spekülasyon olduğunu iddia ediyordu. 9 Mart 2015 tarihli ve "Seçimlere yaklaşırken benzer masallar" başlıklı yazısında şu ifadeler yer alıyordu: 

"Burada esas önemli konu bu süreçte parite etkisinden ayrı ocak ayı sonundan itibaren sepet özelinde dolar kurunu yukarı taşıma yönlü davranışlar. Bunu ayrıca not etmek gerekiyor. Çünkü son günlerde vadeli işlemlerde özellikle bazı oyuncuların daha aktif, hatta piyasa kapalıyken hacimli işlem yapmaya başlaması ne kadar spot kuru etkilemeye yönelik olduğu düşüncesini akla getiriyor. Yakından takip etmeye devam edeceğiz."

"Hacimsiz ve sığ piyasadaki işlemler"

27 Temmuz 2015 tarihli ve "Yeni bir döneme girerken" başlıklı yazısında bu konuya tekrar değinmişti: 

"Burada anlamlı olan zamanlama ve şekil noktasındaki enteresanlıklar. Tıpkı seçim öncesi yükselen dolar kurunun seçim sonrası ortaya çıkan siyasi belirsizlik ve koalisyon tablosuna rağmen düşmeye başlaması gibi... Yaz aylarındaki hacimsiz ve sığ piyasalardaki bu tip işlemlerle kimin ne amacı güttüğü ve sonbahara ne tür hazırlıklar yaptığı konusu önem arz etmektedir."

Yabancılar TL'yi nereden buluyor?

Döviz piyasasındaki yabancı işlemleriyle ilgili 17.02.2014 tarihli "Nedir Yeni Ekonomi?" yazısında ilginç bir soru sormuştu: "Bu spekülatörler TL'yi nasıl bulmaktadır?" 

"Mütemadiyen tekerrür eden krizlerimizin olağan şüphelileri 7 banka (3'ü yabancı, 2'si yerleşik yabancı, 2'si malum yerli) yılbaşından ocak sonuna kadar Merkez Bankası'nın sattığı dövizin aslan payını hangi TL ile almışlardır?"

2014'teki bu yazı, 2019 yılında yerli bankaların yabancı kurumlara TL vermesinin engellenmesi, işlem limitlerine sınırlamalar getirilmesi gibi politikaların ön habercisi olarak değerlendirilebilir.

Merkez Bankası müdahale senaryolarını çalışıyor mu?

Albayrak'ın önerdiği çözümler TL'yi erişilemez kılmakla sınırlı değildir. Ona göre çok farklı araçlarla ve eski ezberlerden uzak yöntemlerle piyasalara müdahale edilmeli, saldırılara hazırlıklı olunmalıdır. Örneğin 1 Eylül 2014 tarihli ve "Başka Merkezin Bankası" başlıklı yazısında şu soruları sormaktadır: 

"Kurum (MB) tek bildiği faizi arttırma ezberinin dışında, piyasalara hangi zamanlamayla, hangi noktalarda ve hangi enstrümanlarla müdahale senaryolarını ne yoğunlukta ve ciddiyetle çalışıyor. Forward, swap, likidite vs. enstrümanlarıyla bu defa çeşitli çalışma ve hazırlıklar yapılıyor mu?"  

"Swap hazırlığı yapılmalı, gerekirse değnek"

22 Aralık 2014 tarihli "Piyasalar ve yaşananlar" adlı yazısında ise şunları söyler:

"Döviz piyasasında tekrar yaşanabilecek muhtemel dalgalanmalara karşı, özel sektörün kurumsal ihtiyaçları için forward ve yabancı yatırımcıların pozisyonları için swap hazırlığı yapılmasının faydalı olacağını düşünüyoruz. Bütün bunlara rağmen iyi niyetli hareket etmeyenlere de değneği hazır tutmak gerektiği kanaatindeyiz."

Yabancıların "markajı"

Albayrak yazılarında döviz kurundaki dalgalanmaları sık sık siyasi gelişmelere bağlar, özellikle seçim öncesinde gerçekleşecek ataklara karşı uyarır. 21 Temmuz 2014 tarihli ve "Endişeli lobi" başlıklı yazısında şunları söyler:

"Son dönemde yaşadıklarımıza bağlı olarak yakın gelecek siyaseti ile alakalı ciddi bir kulis ortamı oluştu. Bu bağlamda da kulağımıza en çok yabancı finans kuruluşlarının bayağı yoğun bir mesai harcadığı bilgisi geldi. Özellikle son yıllarda Türkiye siyaseti üzerinde her zamankinden daha yoğun bir lobi yaptıkları ilgililerin malumu... Kafalarındaki bazı planların uygulanması için sadece İstanbul değil, Ankara'da da yoğun bir markaj uyguluyorlar. Hatta bazı kapıları ellerinde değnekle dolaşıyorlarmış." 

"Spekülasyon hazırlığı"

15 Eylül 2014 tarihli "Büyümenin şifreleri" yazısında spekülasyon hazırlıklarına değinen Albayrak şunları söylemektedir:

"Son günlerde olağan şüpheli bazı yerli ve yabancı bankaların piyasalarda ve bir kısım müşterileri özelinde dolara bağlı spekülasyon hazırlığı içinde oldukları yönünde duyumlar var. Bizim kulağımıza da geldi, umulur ki doğru değildir. Ama yine de, başta BDDK olmak üzere tüm ilgili kurumları şimdiden uyarıyoruz. 2015 seçimlerine kadar piyasalarda hava sıcak olacak, dikkatli olmakta fayda olduğunu düşünüyoruz."

Finansal İstikrar Komitesi'ne vurgu

Albayrak'ın ekonomik saldırılara karşı mevcut kurumsal yapı ve mevzuatın yetersiz kaldığını düşündüğünü yazılarından anlıyoruz. Bu tarz saldırılara klasik yöntemlerle cevap vermenin mümkün olmadığını düşünen Albayrak, mücadelenin kurumsal ve hukuki çerçevesinin çizilmesinden yanadır. 24 Şubat 2014 tarihli "Koro başladı" yazısında Finansal İstikrar Komitesi'nin işlevinin artırılmasının gündemde olduğuna değinip "Eğer bahsi geçen şekilde yakından piyasayı takip edip ve gerektiğinde müdahalede bulunma yönünde kararlar alabilecekse, gayet olumlu bir adım. Takipçisi olacağız" der.

"Merkez Bankası yasası değişmeli"

Albayrak, kur ve faiz politikaları konusunda eleştirdiği Merkez Bankası'nın yasasının değişmesi gereğini de sıklıkla vurguluyordu. 2 Haziran 2014 tarihli "İnandırıcılık" başlıklı yazısında "2014 yılının ve önümüzdeki dönemin kayıp yıllar olmaması için kısa vadede özellikle, Merkez Bankası yasasında değişikliğe gidilmesi (Hesap verebilir ve ekonomik hedeflerle uyumlu bir politika izleyebilmesi) (..) ve ilgili kurumların aktif bir faiz ve kur politikası uygulaması gerekmektedir" diye yazmıştı. 

13 Ekim 2014 tarihli "Zor oyunu bozar!" başlıklı yazısında konuyu tekrar hatırlatmış ve şöyle demişti: 

"Ayrıca yoğun gündemden unutuldu belki ama MB mevzuatının değişmesi konusu çok önemli. Bu konuda vakit kaybetmeden hızlıca adım atılması gerektiğini tekrardan hatırlatırız. Çok da önemli değil diyen varsa, 2015 seçimlerinden sonra konuşuruz."  

Para Politikası Kurulu üyelerine açık mektup

7 Nisan 2014 tarihli "Açık Mektup!" başlıklı yazı Merkez Bankası Para Politikası Kurulu üyelerine seslendiği bir yazıydı ve şöyle diyordu: 

"Lafı eğip bükmeye gerek yok; artık kurumu statükonun son kalesi olarak görmüyorlarsa, kendilerinden beklenen, bu anlatılanlar ışığında tekrar normalleşme için ekonomiyle ilgili gereken adımları atmaları, özellikle piyasa faizlerini mevcut ekonomi stratejisiyle uyumlu bir şekilde hızlıca düşürme yönünde hareket etmeleridir."  

"Merkez Bankası'nın faiz ezberi"

1 Eylül 2014 tarihli "Başka merkezin bankası" yazısında Merkez Bankası'nın saldırılar karşısında bir şey yapıp yapmadığını sorguluyor ve şöyle soruyordu: 

"Kurum tek bildiği faizi arttırma ezberinin dışında, piyasalara hangi zamanlamayla, hangi noktalarda ve hangi enstrümanlarla müdahale senaryolarını ne yoğunlukta ve ciddiyetle çalışıyor. Forward, swap, likidite vs. enstrümanlarıyla bu defa çeşitli çalışma ve hazırlıklar yapılıyor mu?"  

"Zaman gösterecek"

28 Nisan 2014 tarihli yazısının başlığı "Yedi adam" idi. Yedi üyeden oluşan Para Politikası Kurulunu suçluyor ve üyelerini hedef alıyordu. Sertti, diyordu ki: 

"Gün gelir bu yedi adam da yad edilir, ama şundan eminim ki hayırla olmayacak. Peki tüm bu olanlardan bizim payımıza düşen mi? Her zamanki gibi inandığımız düşünceleri söylemektir. Ayrıca bir vatandaş olarak varsa bir hakkımız onu da helal etmeyiz olur biter. Daha başkası? Orasını bilmem. Onu da zaman gösterecek."

Albayrak Merkez Bankası hakkındaki nihai hükmünü 26 Ocak 2015 tarihli "Aynı tas aynı hamam" yazısında ortaya koyuyordu: 

"Bizce net olarak görünen şu ki, artık kurumdaki hâkim zihniyetin amacı '2014'ü heba ettik, 2015'i de nasıl kayıp yıllar listesine ekleriz!' olmuştur. Çok açık olarak şunu söylemek istiyoruz ki, bu kurumdan artık bu yönetim mantığıyla memleketin hayrına en ufak bir beklentimiz kalmamıştır."

Büyüme vurgusu

Albayrak mali tarafta da iktidarın politikalarına eleştireldi. 27 Ekim 2014 tarihli "İstikamet nereye?" yazısında AB tanımlı borç stokunun düşürülmesine yönelik yaklaşımların ülkenin büyüme hedefleriyle uyumsuz olduğunu vurguluyor ve hükümetin neden feragat edeceğine karar vermesi gerektiğini söylüyordu. 

Nitekim Albayrak'ın bakanlığı döneminde kamu borcunun kompozisyonu değişecek ve yurt içinden döviz cinsi borçlanma yoluna gidilecekti.

Açıkça yazmıştı...

Özetlemek gerekirse, Albayrak "oyunu bozmaya" gelmekte olduğunu Sabah gazetesindeki köşe yazılarında açık bir dille yazmıştı. Düşünceleri netti; ona göre ülke ezberlere teslim edilmiş, aynı krizlere aynı refleks ve yöntemlerle tepki vererek büyük kayıplar yaşamış, perde arkasını göremeyen yöneticiler ve kurumlar ellerindeki araçları kullan(a)mamış ve lobiler savaşlardan galip çıkmaya alışmıştı.

Albayrak "ezber bozan" bir ekonomik modeli, merkezileşmiş ve siyasetin tam kontrolünde bir ekonomi yönetimini, özellikle döviz ve kur konusunda sınır tanımayan inovasyonla çözümler üretilmesinin gereğini, aktif bir kur politikasının oyunu değiştiren bir adım olacağını, Merkez Bankası başta olmak üzere yeni ekonomik modelin ve Yeni Türkiye'nin önünde duran bürokratik yapıların yıkılmasının gerektiğini açıkça ve tekrar tekrar vurgulamıştı.

Yıllarca beklediği görev kendisine 2018 yılı Temmuz ayında verildiğinde tüm bu yazdıklarını ve daha fazlasını hayata geçirmeye başladı...

Yazarın Diğer Yazıları

Şehir hastanelerini AVM işletmecisinin satın alması! Halep'teki fabrikaların yağmalanması!

Sansasyonel gazetecilik tarzını yansıttığını düşündüğüm için bol ünlemli, bağrış çağrış yazılardan pek hoşlanmıyorum. Ama bugünkü yazının başlığındaki iki gelişme ünlemi gerçekten hak ediyor.

Netaş ve Teletaş'ın yabancılara satışı Cumhuriyet tarihinin en büyük hatalarından biri miydi?

Sezgin Baran Korkmaz'dan Ziraat Bankası'nın Demirören kredisine, Türkiye'nin gündemi, bir an bile nefes alıp uzun vadeli meseleleri ele almaya imkan tanımıyor. Oysa bugünün sorunlarını çözmek için yapısal meseleleri tartışmak, onlara çözüm bulmak gerek. AKP iktidarının ekonomi politikalarına "AKP'nin müteahhitleri gidecek, muhalefetin müteahhitleri gelecek"ten öte bir alternatif geliştirmek için de bu şart

Dolardaki ani yükselişin 3 sebebi

Karşımızda küresel bir dalga var, FED'in faiz kararı doların sadece TL değil diğer dünya paraları karşısında da değer kazanmasına yol açtı