29 Eylül 2019

Atatürkçü Yargıç!

Salondan tam çıkarken Yargıç, "Affedersiniz Barbaros Bey, bir dakikanızı rica edebilir miyim" diyor. Avukatımı ikaz edip "Buyrun" diyorum…

İzmir Adalet Sarayı 6. Asliye Ceza Mahkemesi, talimatla tanık dinlenmesi duruşmasındayız. Bakırköy 26. Asliye Ceza'daki, ana mahkemenin kılcallaştırılan karmaşasındayız.

Valinin KHK'yı bahane ederek soruşturma izni vermediği polis memurlarının ancak tanıklığına tanıklık etmek için oradayız.

Görevli hakime hanım, annesinin hasta olduğunu beyan ederek ortadan kaybolmuş. Tecrübeli ve orta yaşın biraz üzerinde bir hakim beye dava dosyası yollanmış.

İzmir Barosu yönetimi de dahil olmak üzere gözlemci 3 avukat da salonda. Güvenlikten geçip binaya girerken görevli polis memurunun "Geldi şerefsiz i*ne" lafı ise hâlâ kulağımda…

Duruşma başlıyor. Tanık yemin ederken hepimiz ayağa kalkıyoruz.

İstanbul Havalimanı'nda işi bitirilmiş, Menderes'e tayin edilmiş memur heyecanlı. Arkadan birleştirdiği ellerinin parmakları birbirine dolanıp duruyor.

Yazılı verdiği ifadesi ile ilgili sorularımız avukatım tarafından sorulmaya başlanıyor. Cevaplar kaçamak ve sisli.

Zaman geçtikçe gerçekler bir bir ortaya çıkıyor.

Memur tek tek, uçağın çekildiği yerin en uzak ve yeni alan olduğunu ve genelde kargo uçakları için kullanıldığını; yolcuların tamamen boşaltılmış olduğu yalanını; uçağın arka kapısını açıp açmadığını bilmediğini ve benzeri bir sürü gevelemeyi sürdürüyor.

Avukat Ömer Kavilli, malum, sertleştikçe sertleşiyor. SEGBİS açılmasını talep ediyoruz, çünkü tanık beyanları eksik kaydediliyor.

Hakim bu yetkinin asıl mahkemede olduğunu söyleyerek şaaak diye davayı kesiyor.

Evet yanlış okumadınız, tanık beyanı ve sorgulaması sırasında hakim davayı kesiyor. Çünkü suçun "organize operasyon" olduğu şekilleniyor.

Bu devirde hangi babayiğit kanun adamı bu riske girer ki?! Tam da emekliliği yanaşmışken…

Bağırtı çağırtı, itiraz farketmiyor.

Salondan tam çıkarken Yargıç, "Affedersiniz Barbaros Bey, bir dakikanızı rica edebilir miyim'' diyor. Avukatımı ikaz edip "Buyrun" diyorum.

"Sizin ne kadar aydın, Atatürkçü biri olduğunuzu biliyorum. Ben asla yandaş değilim ve kimsenin etkisi altına girmem. Ben de sizin gibi Atatürkçüyüm.''

Duvarda "Adalet Mülkün Temelidir" yazıyor. Önümde kır saçlı ve cübbeli bir yargıç.

Gözlerinin içine bakıyorum. Gözlerini kaçırıyor.

"Sayın Yargıç, tanığınız doğruyu söylemiyor ve suç organize'' diye cevaplıyorum.

Yargıcın başı önünde, benim başım dik. Salondan ayrılıyoruz.

Adalet Sarayı'nı terk ettiğimde dönüp bir kez daha arkama bakıyorum ve telefonuma bu makalede gördüğünüz fotografı kaydediyorum!..

Yazarın Diğer Yazıları

İçelim âb-ı hayât şarabından!..

Budistlerin tütsülerinin mayhoş kokusu nefeslenilirken burundan, hadi gelin yarınlara biraz daha içelim hiçbir şeyi umursamadan…

İstanbul Moda Haftası 'Pınarı'!

Felekten çalacağımı düşündüğüm geceyi bir kez daha felek benden çalıyor! Kaçış kurtuluş olmayan pınardan ne su, ne şarap, ne de kan akıyor…

Kedi maması

Ülkenin gençliğinin, son 20 yılda, kolaycılar, hadsizler ve hayal tacirleri tarafından nasıl da heba edildiğini bir kez daha fark ediyorum