18 Mayıs 2010

Kompile Komplo

Dedim ya, süzme bir kopuk. Dalgasını geçiyor. Ben de denedim...

Ne taksiyi, ne şoförü ben seçmedim. O geldi beni buldu. Üstbostancı’daki hastanenin fizik tedavi bölümünün önünden yüz adım ötedeki taksi durağına yürüyecektim ki bir taksi yanaştı, müşterisini indirdi.
Alışkanlıkla sordum:
- Boş musunuz?
Kopuk dalgasını geçti; dönüp arabanın içine baktı:
- Hayret, boşmuşum. Buyur...
Buyurdum. Gideceğimiz yeri söyledim. Keyiflendi. Daha elli metre gitmeden ilk soru geldi:
- Ben taksi şoförüyüm. Sen ne iş tutuyorsun beyim?
- Gazeteciyim...
- Seyyar mı, büfe filan mı var?
Dedim ya, süzme bir kopuk. Dalgasını geçiyor. Ben de denedim:
- Seyyar...
Güldü...
- Yeme beni beyim... Bu yaşta, bu suratla, bu kılıkla  sen gaste satmaz  yazı satarsın bence...
- E ne soruyorsun öyleyse?
Güldü. Omuz silkti:
- Maksat muhabbet açılsın beyim... Yolumuz uzun, trafik berbat...
Cevap vermeme bırakmadan ilk soruyu patlattı ve korktuğumun başıma geleceğini o saat anladım...
- Madem gastecisin bey, söyle bana komplo ne demek?
Buyur bakalım...
- Komplo... Yani birisine tuzak kurmak... O farkında olmadan onu açmaza getirmek...
Üsteledi:
- Şimdi bak bey... Deniz Baykal kendisine komplo kurulduğunu söylüyor. Doğru mu yani?
- E tabii.. Adamın özel hayatına, o belli etmeden gizli kamera yerleştirip, adamın özel hayatını elaleme açık ettiler. Sence tuzak değil mi bu, komplo değil mi?
- Onu anladık bey... Ama “Bana komplo kurdular” deyince “Ben o dedikleri işi yapmadım. Yapmışım gibi gösteriyorlar” manasına da geliyor mu?
Geçen haftanın tümünü Baykal, komplo, istifa, geri dön, yok dönme ile geçirmişiz. Bana bu öyküden hem usanç hem utanç gelmiş. Ama yolumuz uzun ve benim şoför sorguya devam da kararlı...
- Bak... Öyle olsa öyle demesi lazımdı. Sadece komplo dediğine göre, özel hayatının ele güne gösterilmesine itiraz ediyor...
- Hah işte... Ben de bunu anlamaya çalışıyorum bey.  Demek ki çifte komplo var. Kompile komplo...
- O ne demek oluyor şimdi? Kompile komplo...
Kendinden çok emin:
- Tabii... Bize çifte komplo kurdular demek oluyor. Tufaya getirildik yine...
- Nasıl yani?
- Şöyle yani beyim... Baykal bir  komplo yedi... Biz iki... Birincisi o gizli kamera kepazeliği... İkincisi  Baykal’ın yaptığı... Bir haftadır durakta hep bu konuşuldu... Demek komplo sırf tuzak demek ha...
Yani o haltı yerken  tufaya gelirsen komplo olur.
*    *    *
Şoförle yol boyu sohbetini neredeyse bir stenograf titizliğiyle sizlere aktardım... Eğer “Sokaktaki adam bu konuda ne düşünüyor” diye bana solursa bu kadar iyi anlatamazdım...
Aslında bu sohbeti sizlere aktarmaya niyetim filan yoktu. Sosyal demokratlık iddiasından vazgeçmişe benzeyen CHP’nin silkelenip silkelenmeyeceği üstüne bir çözümleme (=analiz) yazmak istiyordum. Gel gör ki bu hafta da “Baykal dönüyor... Dönmüyor... Kılıçdaroğlu geliyor...
Yok gelmiyor... Gelmek istiyor ama içeriden itiraz var... CHP tepesindekiler Baykal’a dön çağrısı yaptılar... O dönecek mi?.. Dönecek... Yok canım dönmeyecek...” zırvaları ile başladı ve besbelli ki böyle sürecek...
Benim şoför haklı. Bu rezil itiş kakışta olan bize oluyor... Kompile komploya uğruyoruz...

Yazarın Diğer Yazıları

Programlar çeşit çeşit, tüzükler pek eşit

Milliyetçi partinin, liberal partinin, muhafazakâr partinin, sosyal demokrat partinin, sosyalist partinin, komünist partinin tüzükleri de birbirinden farklı mıdır? Şaşıracaksınız ama hemen bütün siyasal partilerin tüzükleri arasında şaşılacak bir benzerlik vardır…

Saray’daki CHP’li halının altına süpürüldü

Çok temel bir silkenmeyi başaramayan, tabanlarındaki değişimin farkında olmayan ya da önemsemeyen siyasal partiler yarınlara kalmayacak

Kara Cuma, Kara Cuma’ların habercisidir…

Meğer bu "Kara Cuma" benim anladığım "Kara Cuma" değilmiş