22 Aralık 2021

Bugün günlerden Aysel Tuğluk olsun

Umut saçmak istemem. Umutlanmak için bir neden olmadığı kanısındayım. Ama tahliye edilirse sevinmek, edilmezse dayanışmaya ve Aysel Tuğluk için adalet istemeye devam etmek gerekir

Biliyorum, yazının başlığı "Bugün günlerden Selahattin Demirtaş olsun" ya da "Osman Kavala olsun" ya da Selçuk Mızraklı, Gültan Kışanak, Bircan Yorulmaz, İlhan Çomak, Selçuk Kozağaçlı ya da adlarını da sayılarını da artık unuttuğum, hangisi içeride, hangisi çıktı sorusunu artık cevaplayamadığım Türk ve (çoğu) Kürt, kadın ve erkek, gencecik meslektaşlarım da olabilirdi.

Ama hayır. Bugün günlerden Aysel Tuğluk olsun.

Sanırım bilmeyen kalmadı. Aysel Tuğluk, inatçı, kararlı bir özgürlük savunucusu, örnek alınacak bir siyasetçi…

…Siyasetçi idi.

İdi.

Çünkü annesinin ölümünde derinden sarsıldı. Ancak yıkılmadı. Gel gör ki annesinin Ankara'da bir mezarlığa gömülü cesedinin, faşist bir sırtlan sürüsü tarafından önce "Burası müslüman mezarlığı buraya Alevi gömülemez" diye uludukları, ancak akıl babaları bu gerekçenin sakıncalı olabileceği uyarısı yapınca bu kez de "Burası Türk mezarlığı buraya Kürt gömülemez" diye "ceset linci"ne girişip, Tuğluk annenin mezarını açıp, cesedi çıkardıkları o korkunç ve bir o kadar da alçakça andan sonra Aysel Tuğluk iflâh etmedi.

O korkunç anı ve o korkunç anıyı taşıyamadı.

Hafızasını Kandıra F tipi cezaevinde ağır ağır sildi.

Şimdi artık kendine bakamayacak kadar derin ve ağır bir hastalığın pençesinde. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurulu tarafından oybirliği ile "cezaevinde kalamaz" raporu verildi. Ancak AKP yargısının adamları onu ille de içeride tutmak istiyorlardı. Dosya bu kez de İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi ve son dönemende kara bir ün kazanan bu kurum "Cezaevinde kalabilir" fetvası verdi. Böylece Aysel Tuğluk artık volta bile atamaz hale gelmişken, dört duvar arasında tutsak kalmaya devam etti, ediyor.

Bilgilerim beni (ve sizi) yanıltmıyorsa bugün Aysal Tuğluk hakkında bir bilim kurulu bir kez daha karar verecek. Karar tahliyenin kapısı açacak ya da demir parmaklıklı demir kapı bir kez daha Aysel Tuğluk'un üstüne kapanacak.

Umut saçmak istemem. Umutlanmak için bir neden olmadığı kanısındayım. Ama tahliye edilirse sevinmek, edilmezse dayanışmaya ve Aysel Tuğluk için adalet istemeye devam etmek gerekir.

O yüzden "Bugün günlerden Aysel Tuğluk" olsun dendi.

* * *

Dün 68 kadın örgütü Aysel Tuğluk'un acilen tahliye edilmesi talebi ile bir açıklama yayımladılar. 68 kadın örgütünün listesine bakınca Türkiye'de kadınların örgütlenmek, örgütlü bir güce dönüşmek bağlamında biz erkekleri çoktan ve iyice aştıkları apaçık görünüyordu. Bu da bugünün kıvancı övüncü ve biz erkeklerin de utancı olsun.

Yine dün Duvar internet sitesinde Gülsen Yüksel imzalı bir Aysel Tuğluk yazısı yayımlandı: Bende kalan… Aysel…

Gülsen Yüksel'le ilk kez tanıştım. Bizim meslekte karşılaşmadan yazısını, haberini okuyarak da tanışılır. Gülsen Yüksel bir meslektaşmış. Yazıdan anladığım Aysel Tuğluk'un çok yakını imiş, Kuzeni ya da halası…

Bu ayrıntılara boş verin.

Uzun süredir bu kadar özenli, bu kadar incelikli, bu kadar duygulu ve bu kadar "usta işi" bir yazı okumamıştım. Sadece Gülsen Yüksel'in yazısını okumak bile "Bugün günlerden Aysel Tuğluk olsun" dedirtir.

Benim burada yazdıklarıma boş verin ve tıklayın.

Yazarın Diğer Yazıları

Bitirilmeyen bir Tırmık ve bir kişisel not

Hiç günü kurtarmak için yazmadım. Bundan sonra da yazmam

Reis boşa koysa dolmaz, doluya koysa almaz

Reis'in derdi büyük. Eğer "Seçim zamanında yapılacak" sözünü ve iddiasını yalayıp yutmayacaksa Anayasa'yı değiştirmek zorunda. Anayasayı değiştirmeye ise Meclis'teki AKP ve MHP milletvekillerinin sayısı yetmiyor. O zaman geriye tek seçenek kalıyor. Erken seçim

Bir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden

MHP Başbuğu partisinin Kızılcahamam kampının kapanışında konuştu. Valla kampa katılan MHP yiğitleri ne düşündüler bilemem. Zaten düşündükleri olumsuzsa dile getirmek MHP çatısı altında pek mümkün değildir. Parti disiplini değil, Başbuğ disiplini olsa gerek. Ama ben elbette her türüyle milliyetçiliğe, dolayısıyla MHP’ye de, onun Başbuğ’una da çok ama pek çok uzağım, öyleyse Başbuğ’un sözleri üstüne düşündüklerimi dile getirebilirim