10 Aralık 2020

Bir şey "hareket" ediyor

Anlaşılmıştır. Yükselen sesler ve ses yükseltenler katlanarak artmakta, tırmanmakta. Einstein haklı: Bir şey hareket ediyor…

Evrenin sırları üstüne kafa patlatan, biz fanilerin aklının ermeyeceği sorulara cevap arayan, bulan; pek çok sırrı sır olmaktan çıkaran Albert Einstein'e "evren üstüne ulaştığı sonucu" sormuşlar.

Cevap pek yalın:

- Bir şey hareket ediyor…

Farkında değil misiniz ? Hemen her gün karş…

* * *

Tam da okumakta olduğunuz bu Tırmık'a başlamıştım. Başlığı koymuş, yukarıda okuduğunuz birkaç satırı yazmıştım ki telefon çaldı.

Eski, epey yakın bir arkadaş. Yazıya zorunlu bir ara verdim. Artık ilişkilerimiz "telefon teması"na indirgendi ya, sohbet için aradığını, mavra yapacağını sandım Yanılmışım. Pattadanak sordu:

- Yav Aydın, nereye gidiyoruz, n'olcak bu memleketin hali?

Ne cevap verirdiniz?

Ekranda birkaç satırı yazılmış Tırmık bana bakıyor. Einstein'ın cümlesi ile kısa ve yalın bir cevap verdim:

- Bir şey hareket ediyor…

Önce sustu. Sonra itiraf etti:

- Anlamadım.

Artık yazıya kaldığım yerden devam edebilirim.

* * *

Farkında değil misiniz? Hemen her gün karşımıza çıkıyor…

Ermenek'te, Soma'da, Gebze'de, tek sütunluk haberlere indirgenmiş birçok fabrika önünde işçiler ayakta. Kiminde Süleyman Soylu'nun jandarmaları, kiminde polisleri, cop sallıyor, tekmeliyor, yumrukluyor ama nafile.

Ülkede bir şey hareket ediyor…

Fatsa'da altın madeni için doğa yok edilirken, Kaz dağlarında doğaya karşı inatla cinayet işlenirken, biogaz tesisinin yok edeceği tarlalarına sahip çıkan Salihli'nin Çapaklı köyünde, kadınlar ve erkekler ayakta. Düne kadar "Devlettir. Vardır bir bildiği, elden ne gelir" diyenler bugün ayakta, hesap sormakta, sesleri gür çıkmakta. Doğu Karadeniz'de "Derelerin Kardeşliği" hareketinde buluşan erkekler ve ille de kadınlar tetikte. Kürt illerinde kayyımlananlar suçlayan parmaklarını kayyımlara değil kayyımlayanlara uzatıyor.

Ülkede bir şey hareket ediyor…

Sokak röportajları artık "siyasal magazin"le oyalanmaktan gitgide uzaklaşıyor. Yağmaya, çapula, vurguna, soyguna, eş, dost, akraba, yandaş furyasına açık açık cevap veriliyor. Sıradan kadınlar ve erkekler artık TV karşısında seyretmekle yetinmiyor, TV'lere karşı konuşuyor. Yarın besbelli TV'lerde gözümüzün içine baka baka yalan söyleyenlere karşı konuşmaya hazırlanmaktalar.

Ülkede bir şey hareket ediyor…

Anlaşılmıştır. Yükselen sesler ve ses yükseltenler katlanarak artmakta, tırmanmakta.

Einstein haklı: Bir şey hareket ediyor…

Çorum'daki Ekmekçioğulları metal işçilerinin sendikalaşma kararının ardından işten çıkarılmaların başlaması üzerine işçiler işçiler eyleme geçti (9 Aralık)

* * *

Peki eksik olan bir şey var mı?

Var.

Bu tek tek dereleri, bu tek tek çoban ateşlerini bir büyük hareketin içinde buluşturacak bir adım gerek ve işte o eksik.

Bunu Meclis'te iktidara, onun büyük ve küçük Reis'lerine lâf yetiştirmeyi muhalefet sanan partilerden bekleyip seyirci olmayı seçmek yurttaşa yakışmıyor.

Bir demokrasi cephesi örecek, partilere ne istendiğini ve ne yapmaları beklendiğini karşı konulmaz bir açıklıkla ve kararlılıkla anlatacak; bütün ülkenin muhalefet güçlerinin, bütün çoban ateşlerini, bütün direnen kadın ve erkeklerin ortak sesi olacak bir büyük hareket gerek.

Galiba…

Ne "galiba"sı be!

O adım da ağır ağır hazırlanıyor...

Dedim a…

Ülkede bir şey hareket ediyor…

Yazarın Diğer Yazıları

Bitirilmeyen bir Tırmık ve bir kişisel not

Hiç günü kurtarmak için yazmadım. Bundan sonra da yazmam

Reis boşa koysa dolmaz, doluya koysa almaz

Reis'in derdi büyük. Eğer "Seçim zamanında yapılacak" sözünü ve iddiasını yalayıp yutmayacaksa Anayasa'yı değiştirmek zorunda. Anayasayı değiştirmeye ise Meclis'teki AKP ve MHP milletvekillerinin sayısı yetmiyor. O zaman geriye tek seçenek kalıyor. Erken seçim

Bir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden

MHP Başbuğu partisinin Kızılcahamam kampının kapanışında konuştu. Valla kampa katılan MHP yiğitleri ne düşündüler bilemem. Zaten düşündükleri olumsuzsa dile getirmek MHP çatısı altında pek mümkün değildir. Parti disiplini değil, Başbuğ disiplini olsa gerek. Ama ben elbette her türüyle milliyetçiliğe, dolayısıyla MHP’ye de, onun Başbuğ’una da çok ama pek çok uzağım, öyleyse Başbuğ’un sözleri üstüne düşündüklerimi dile getirebilirim