16 Haziran 2021

Yürek yaralayan bir baba-oğul ilişkisi

Film gerçekten de son derece dokunaklı öyküsüyle kalplerimize sesleniyor. Fonda yeşillikleri, barları, sarhoşlukları, country'den rock'a giden müziği ve naiflikle karışık kötülükleriyle "derin Amerika" yatıyor. Ön planda çok az süren, ama acısını film boyu hissettiren bir baba-oğul dramı

DÜMENSİZ

X X X ½

(Rudderless)

Yönetmen: William H. Macy
Senaryo: Casey TwenterJeff Robison, William H. Macy
Görüntü: Eric Lin
Müzik: Eef Barzelay
Oyuncular: Billy CrudupAnton YelchinFelicity Huffman, Laurence Fishburne, William H. Macy, Miles Heizer, Aly Lovelace, Casey Twenter, David Flannery, Eric Starkey

Amerikan filmi, 2014

Digiturk'de yayınlanan bu film zamanında ülkemize uğramamış bir yapım. Ama beni son derece etkiledi ve sizlere tanıtma gereği duydum.

Film bize yakışıklı, kendinden emin iş adamı Sam'i tanıtıyor. Eşinden ayrılmış, genç oğlu Josh'la da onun beklediği ilişkiyi kuramamış yalnız bir adam... Tam kendini müziğe ve besteciliğe vermiş, ama bunu köşesinde gizli gizli yapan Josh'a ve onun sorunlarına eğilmek istediğinde ve tam da ona bir barda randevu verdiğinde... Josh gözükmüyor. Baba tam çıkmaya hazırlanırken açık TV ekranından korkunç haberler gelmeye başlıyor: Bir okulda kıyım yaşanmış ve kimi öğrenciler vurulmuştur. Ölenlerin arasında oğlu da vardır. Ama hiç ummadığınız bir rolü yüklenmiş olarak... Ki bunu açık etmiyorum.

Aradan iki yıl geçmiş ve her şey değişmiştir. Sam işini gücünü bırakmış, arabasını terk ketmiş, kıyıda bir küçük teknede uzayan sakalıyla yaşamakta ve evlerde boyacılık yapmaktadır. Artık hayatta hiçbir amacı da kalmamış gibidir. Habire içmenin dışında...

Ama bir gün eski eşi çıkar gelir. Ve ona oğlundan kalmış bir gitar ve birkaç kutu getirir. Sam öfkelenir, dokunmak bile istemez. Ama kadın onları yol kenarında bırakıp gider. Sam zoraki olarak eşyayı tekneye getirir. Ve ortaya Josh'un onca bestesi çıkar: Sözler defterlere yazılmış, müziği demolara kaydedilmiş bir gizli hazine...

Sam sürekli gittiği ve en çok amatörlere açık barda müzik insanı Quentin'le ve onun kanat gerdiği bir avuç genç müzisyenle tanışır. Ve bir akşam çıkıp oğlunun bir şarkısını söyler. Bu tam bir süksedir. Israr üzerine ardından başkaları gelir. Ve ortaya Sam'in yüreğini oluşturduğu bir gurup çıkar. Ama ilerisi o kadar aydınlık olmayacaktır.

Kendine özgü karakter oyuncusu, tam 140 film, dizi ve TV yapımında oynamış olan 1950 doğumlu Willam H. Macy'nin bu ilk yönetmenlik denemesi genelde çok beğenilmiş. Ama ardından gelen İstikamet Aşk ve de Krystal o kadar değil... Demek ki bunu istisnai bir başarı saymak gerekecek...

Film gerçekten de son derece dokunaklı öyküsüyle kalplerimize sesleniyor. Fonda yeşillikleri, barları, sarhoşlukları, country'den rock'a giden müziği ve naiflikle karışık kötülükleriyle "derin Amerika" yatıyor. Ön planda çok az süren, ama acısını film boyu hissettiren bir baba-oğul dramı.

Ve de müzik. Simon Steadman, Charlton Pettus ve Ben Limpic üçlüsünün şarkıları gerçekten insanı kavrayan cinsten... Dört kişilik gurubun ikisi de gerçek müzisyen: Ben Kweller ve Ryan Dean. Bunlara baş rolde, şarkılarını gerçekten söylediği bildirilen tanınmış oyuncu Billy Crudup'ı da katmalı: Ki filmin ilk yarısından ikincisine adeta kimlik değiştiren oyunculuğuyla gerçekten övgüyü hak ediyor. Keza oğul Josh'da çabucak kaybolsa da Miles Heizer anılmalı.

Ayrıca 'ultra-hip' bir müzik dükkanı sahibide usta siyahi oyuncu Laurence Fishburne, bar sahibinde William H. Macy, Sam'ın eşinde bir zamanların tanınmış ismi Felicity Huffman, Quentin'de Anton Yelchin de çok iyiler.


Not: Sevgili okurlarım. Hayli yorgun geçen bir bahardan sonra, dinlenmek için bir süreliğine sayfiyeye gidiyorum. İki ay kadar...Gittiğim yerde denize girme imkanı da olmayacak sanıyorum. Ama bol bol okumak, dinlenmek ve arada yine Digiturk ve Netflix filmlerine göz atmak...Yazı bunlar dolduracak gibi.

Bu arada İzmir'de Vecdi Sayar'ın yöneticiliğiyle düzenlenen ve birçok etkinlik içeren Sinema ve Müzik festivaline katılmak için 21 Haziran'dan sonra dört gün için doğduğum kentte olacağım. Bir söyleşi yapıp son kitabımı da imzalayacağım. Hemşerilerime duyurulur!... 

Tatil boyunca arada yazabilecek miyim, bilmiyorum. Yazamazsam kusura bakmayın. Yakında buluşmak üzere...

Yazarın Diğer Yazıları

İzmirli Dario’yu hatırlamanın tam zamanı

Erkan Özerman’a göre, Dario Moreno “Sanat hayatına Türkiye’de başlamış ve başarıya ulaştıktan sonra Avrupa’ya giderek dünyada popüler olmuş ilk Türk şarkıcısı”dır.

Derin Amerika'dan gerçek bir dram

Film gerçek bir hikayeden alınmış. Ama hele finale doğru öylesine dramatik ki, buna inanmak kolay olmuyor

İtalyan usülü mafyayla demokratik medyanın büyük çatışması

Film hemen her ülkenin tartıştığı ve çözümler aradığı temel bir sorunu ele alıyor; gazeteciliğin, daha geniş tabirle medyanın çağdaş demokrasiyle ilişkileri ve bunun o ülkedeki toplumsal ve gündelik yaşamına yansıması sorunu