29 Mayıs 2013

İstanbul Ticaret Odası'nda 3. AKP devri başlıyor...

İstanbul Ticaret Odası’nda (İTO) bugün bayrak devri var. 2005’ten beri başkan olan Murat Yalçıntaş, koltuğu İbrahim Çağlar’a bırakıyor...

Dünyanın en büyük beşinci, Avrupa’nın ise en büyük ticaret odası ünvanına sahip İstanbul Ticaret Odası, bugün yeni yönetimini belirleyecek. Meclis Başkanı İbrahim Çağlar’ın başkanlık görevini Murat Yalçıntaş’tan devralmasına kesin gözüyle bakılıyor. Hatta geçen haftaki Meslek Komitesi seçimlerinin ardından Çağlar’ın tebrikleri kabul etmeye başladığını belirtelim.

Türkiye ekonomisinin kalbi durumundaki İstanbul’un ticari hayatına yön veren kurumlardan 350 bin üyeli İTO’daki bu bayrak devri, ülkenin siyasi ikliminin ekonomi dünyasına yansıması açısından ilginç bir hikayeyi de içinde barındırıyor. Çünkü 2005 yılından beri başkanlığı yürüten Murat Yalçıntaş da, bugün başkanlık koltuğuna oturacak olan İbrahim Çağlar da AK Parti’nin kurucuları arasında.

Herşey Mart 2005’teki seçimlerde, AK Parti’nin mevcut başkan Mehmet Yıldırım’ın karşısına İbrahim Çağlar’ı çıkarmasıyla başladı. 1960 İstanbul doğumlu İbrahim Çağlar başta tekstil sektörü olmak üzere inşaat, finans ve sağlık alanında faaliyet gösterirken, AK Parti’nin kurucuları arasına girerek siyasete de adım atan genç bir işadamı.

O dönemde aynı zamanda faal bir MÜSİAD üyesi olan Çağlar, İTO bünyesinde özellikle sağ muhafazakar işadamlarının ortak görüşü ile emin adımlarla başkanlığa yürüyordu ki, hiç beklenmedik birşey oldu. Çağlar, seçime saatler kala yapılan Meslek Komiteleri seçiminde kendi işkolu olan İplik Komitesi’nden çıkamadı. Bunu üzerine kendini hızla Personel Taşımacılığı Komitesi’ne kaydırıp oradan seçilse de, asli işkolundan seçilmemiş olmak Çağlar’a puan kaybettirdi. Bu şekilde başkan olmak İTO teamüllerine aykırıydı. 

Bu sürpriz 10 yıllık başkan Mehmet Yıldırım ve destekçilerini sevindirdi ama kimsenin hesaplamadığı birşey vardı: AK Parti, İstanbul için kritik öneme sahip  İTO’da işini şansa bırakamazdı...

Ve bir anda kulislerde hükümetin ddesteklediği yeni bir isim dolaşmaya başladı: Madeni Eşya Meslek Komitesi’nden Meclis Üyesi seçilen Murat Yalçıntaş...

Yani muhafazakar kesimin en saygın isimlerinden Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın oğlu, AK Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Murat Yalçıntaş...

Yani tıpkı İTO’ya başkan olması beklenen İbrahim Çağlar gibi 64 AK Parti kurucusundan biri olan Murat Yalçıntaş...

İşte seçime saatler kala ortaya çıkan bu isim, İTO’da 10 yıllık Mehmet Yıldırım yönetimine son verdi. Çağlar, Yalçıntaş lehine yarıştan çekildiğini açıkladı. Sonuçta Yalçıntaş, 228 oyun 120’sini alarak İTO’da başkanlık koltuğuna oturmuş oldu. Peki İbrahim Çağlar’a ne oldu?

 Çağlar kaderin bir cilvesi sonucunda aslında kendisi için hazırlanmış İTO Başkanlığı koltuğunun yanında, İTO Yönetim Kurulu Üyesi olarak yerini aldı. Meclis Başkanlığı görevi ise uzlaşmacı bir akil isme devredildi: Muharrem Keçeli.

Mehmet Yıldırım ise 106 oy alarak hükümete İTO’da “sağlam muhalefete hazır olun”  mesajını vermiş oldu. Yalçıntaş’ın 2005-2009 yıllarını kapsayan ilk başkanlık döneminde Yıldırım ve destekçileri birçok Meclis Toplantısı’nı bloke edecek kadar sert bir muhalefete girişti. Formula 1 projesinden yurtdışı gezilere kadar birçok konuda tartşma yarattılar. Hatta 132 yıllık İTO’da yumrukların konuştuğuna bile şahit olundu bu dönemde.

 

Geçelim İTO’daki 2. Yalçıntaş dönemine...

 

Murat Yalçıntaş 2005-2009 arasında nazik kişiliği, mütevazılığı ve entellektüel birikimi ile Türkiye iş dünyasının en önemli figürlerinden biri haline geldi.  Frankofon bir eğitimden geçen, Yalçıntaş,  İngilizce, Fransızca, Almanca ve Arapça’ya hakimiyeti ile yurtdışında katıldığı organizasyonlarla da göz doldurdu. Tüm bu artıları Murat Yalçıntaş’ın İTO’da 2. Dönem başkanlığı da kazanacağı görüşünü kuvvetlendirdi. Ancak bu, o kadar kolay olmayacaktı.

2005 seçimlerinde hayalkırıklığına uğrayan İbrahim Çağlar, 2009 seçimlerinde “başkanlık benim hakkım” diyerek başkan vekili olduğu Yalçıntaş’a bayrak açtı. Bu hamle o dönemde basına “İTO’da AKP meydan savaşı” başlıklarıyla yansıdı.

Sonuç: Çağlar’ın 110 oyuna karşılık Yalçıntaş 133 oy alarak “başkanlığa devam” dedi.

2009 seçiminin dikkat çekici bir diğer sonucu ise MÜSİAD’dan yönetime 7 ismin girmiş olmasıydı. Ayrıca TUSKON ve TÜMSİAD’dan birer üye ile ASKON’dan 2 üye de yeni yönetimde yerini aldı. Seçim sonucunda Mehmet Yıldırım ve ekibi tamamen tasfiye edilmişti. İbrahim Çağlar ise bu kez Meclis Başkanlığı görevine seçildi.

Artık İTO yönetimi,  tabir-i caiz ise bir “AK Parti koalisyonu” olarak yola devam edecekti. Ama Çağlar’ın başkanlık hayali, yine bir başka bahara kalmıştı.

Buna rağmen İbrahim Çağlar, Meclis Başkanlığı boyunca zaman zaman Murat Yalçıntaş yönetimi ile ufak çaplı krizler yaşasa da, genel olarak yönetimle çok uyumlu bir fotoğraf verdi.

Murat Yalçıntaş’ın ikinci başkanlık dönemi iyi başladı. 2007’den beri Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (ASCAME) başkanlığını yürüten Yalçıntaş, adını her geçen gün daha çok duyurmaya başladı. 2009 TOBB seçimlerinde başkan yardımcılığı görevini de üstlenen Murat Yalçıntaş, artık neredeyse iki günde bir ekonomi sayfalarını süsler olmuştu. Adı artık TOBB Başkanlığı ya da Ekonomi Bakanlığı için geçiyordu. Bu arada AK Parti de 2007 seçimlerinden yüzde 47’lik oy oranı ile çıkarak Türkiye siyasetindeki yerini sağlamlaştırmayı başarmıştı. 

Ancak Mayıs 2010’da Türkiye’den çok uzakta, Brezilya’da gerçekleşen bir olay Yalçıntaş ile hükümet arasındaki ipleri bir anda gerdi. Sao Paulo kentinde İTO tarafından düzenlenen “1. Brezilya Türk Ürünleri Fuarı”na katılan Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Yaalçıntaş’ın Brezilya’ya gelmediğini öğrenince yanındaki yönetim kurulu üyelerine “Gelmemesi ayıp” dedi. Bu söz basına yansıdı ve sonrasında olanlar oldu. Yalçıntaş, hemen akabinde “mazaretim var” dese de o sırada Güney Amerika turunda olan Başbakan Erdoğan’dan da nasibini aldı. Erdoğan’ın “İTO’ya kızgınım” demesi üzerine, “Acaba hükümet Yalçıntaş’ı istemiyor mu?” değerlendirmeleri basında sıkça yapılır oldu. Çağlayan ile Yalçıntaş arasındaki gerginliğin Dış Ticaret Müsteşarlığı ile İTO arasındaki yetki krizinden çıktığı yazılıp çizilse de bu gerilime neyin sebep olduğu tam olarak bilinemedi.

 Bu olaydan birkaç ay sonra Ekim 2010’da, çok sevdiğimiz bir tabirle, gündeme bomba gibi bir haber düştü:

 İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, yargıda rüşvet operasyonu kapsamında gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alındıktan 2 gün sonra tutuklanan Yalçıntaş için artık cezaevi günleri başlamıştı. Herkes, birbirine “nasıl olur?” diye şaşkın şaşkın sorarken, Yalçıntaş’ın Yeşilköy’deki İstanbul Dünya Ticaret Merkezi fuar alanları ile ilgili bir rüşvet ağına takıldığına ilişkin iddialar basına yansıdı. Bir ucu iş dünyasına bir ucu yüksek yargıya uzanan soruşturma kapsamında onlarca kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. Bu isimlerden biri de eski Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanı Hasan Erdoğan’dı.

İTO Başkanı Yalçıntaş, 36 gün hapis yattıktan sonra 2 Aralık 2010’da Sincan Cezaevi’nden tahliye edildi. Yalçıntaş cezaevi  çıkışında gazetecilere yaptığı ilk açıklamada, “Ben yanlış birşey yapmadım. Kaderimde bu da varmış, yaşadım” dedi. 2 yıl sonra, 18 Aralık 2012’de Yüce Divan’da yargılanan Yalçıntaş ve Hasan Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 15 sanık beraat etti. Beraat kararının gerekçesi, davanın hukuka aykırı delille açılmasına dayandırıldı.

Yalçıntaş hukuk önünde suçsuzluğunu ispat etmişti. Ancak bundan sonra ne İTO ne de TOBB’da üst düzey görev almasına kimse ihtimal vermiyordu.

Gelelim bugüne...

2005 yılından beri İTO Başkanlığı görevini yürüten Murat Yalçıntaş, aylar önce açıkladığı gibi İTO’da koltuğunu devrediyor. Son dönemlerde yalnızca konuşmalarından ve seyahat notlarından oluşan kitapları ile gündeme gelen Murat Yalçıntaş, başkanlık görevini  2005’ten beri o koltuğa oturmayı bekleyen İbrahim Çağlar’a devrediyor. 

İbrahim Çağlar, hem Yalçıntaş hem de TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun desteği ile rakipsiz çıkacağı ringte zaferini ilan edecek.

Böylelikle, bir çember kapanmış oluyor...

 İstanbul Ticaret Odası’nda 3. AK Parti dönemi başlıyor...

İzlemeye devam edeceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları

Bir yaranın içinde olmak

"Biz adalet istedik, biz barış istedik, onlar bizi kurşunladılar..."

Dört Ayaklı Minare'yim ben, hiçbir şeyi unutmam, hiçbir şeyi...

Oğlum Tahir'in gül bedeni... Harcımdaki barışın namusu için düştü ayaklarımın dibine...

Ankara katliamı ve bir ‘toplum müsveddesi’ olarak Türkiye

“Ama abi, onlar da...” diye söze başlayan insanlık fakiri zihniyet son bulmadıkça, kimse bu ülkede bir ‘toplum’ olduğunu söylemesin!