Dikkat! Bu kitapta Gündüz Vassaf var!

"Adam Yayınevi 1981’de kurulmuştu. Mehmet Nâzım’ın Nâzım Hikmet’in öz oğlu olduğu ise 1977’de tescil edilmişti. Nâzım’ın yapıtları vârislerinin temsilcisi rahmetli Avukat Necla Fertan’la sözleşme yapılarak ve telif ücretleri düzenli ödenerek 28 cilt halinde yayımlandı."

28 Ekim 2021 00:22

Geçen Eylül sonunda K24’te “Gündüz Vassaf: ‘Memet Fuat’ın Nâzım Hikmet benden sorulur tavrı ahlaken üzücü’” başlıklı tadımlık yazıyı okuyunca, “Kim bu ahlaktan söz eden Gündüz Vassaf denen adam?” diye sormaktan kendimi alamadım. Acaba kendisini ahlaken üzen, 1950’den beri Tuna Baltacıoğlu ve Oktay Verel’le Memleketimizde ve Dünyada Kitaplar dergisini yayımlayan, lisede öğrenciyken okuyup ödev hazırladığım Yaşadığımız romanını yazan, ’60’lı yılların başında tek perdelik oyunlarla yayın hayatına başlayan De Yayınevi’nin kurucusu olarak kendisiyle tanıştığım ve 2002’deki ölümüne kadar bir dost, bir ağabey ve De Yayınevi’nde çevirilerimi yayımlayan, Adam Yayınevi’nde çeviri kitapların sorumluluğunu yüklendiğimde iş arkadaşım olarak sevdiğim ve saydığım, Türkçenin en değerli şairlerinden Nâzım Hikmet’in toplu yapıtlarını en doğru, en eksiksiz biçimde yayına hazırlayan Memet Fuat mıydı?

Evet, onu diline dolamıştı mağdurların hamisi rolünü oynayan bu yüce gönüllü Gündüz Vassaf. Hem de okuması yazması olduğu halde, bu konuda ya hiçbir şey okumamış ya da okuduğunu anlamamış bir edayla daha neler neler uyduruyordu Memet Fuat’la ilgili. Adam Yayınevi 1981’de kurulmuştu. Mehmet Nâzım’ın Nâzım Hikmet’in öz oğlu olduğu ise 1977’de tescil edilmişti. Nâzım’ın yapıtlarını vârislerinin temsilcisi rahmetli Avukat Necla Fertan’la sözleşme yaparak ve telif ücretlerini düzenli ödeyerek 28 cilt halinde yayımlamasını, sanki böyle bir gerçek yokmuş gibi çarpıtarak Adam Yayınevi’ne de çamur atıyordu. Hızını alamıyor, Memet Fuat’ı Nâzım Hikmet’in öz oğlu olmadığını açıklamamakla suçluyor, asıl adının Mehmet Fuat Engin Bengü olduğunu, şiirdeki Mehmet olduğu sanılsın diye belki de Memet Fuat adını aldığını söylüyordu.

Mehmet Nâzım konusunda aşırı duygulu ve merhametli olan Sibel Hanım da bu dahiyane kaynaktan yararlanarak, “Türkiye’nin 1950’lerden günümüze entelektüel panoramasının kırık hikâyesini” bize bu “yabancı uzman”ın engin bilgisine dayanarak anlatıyordu. Kitapta Jak Şalom’unki de dahil, temelsiz daha başka birçok iddia ve suçlamaları sayıp dökmeyi öfkem ve sabrım elvermediği için bu tadımlık yazıyla ilgili başkaları ne diyecek diye kısa bir süre bekledim. Çok geçmeden Memet Fuat’ı yakından tanıyan, onunla editör olarak çalışmış olan Turgay Fişekçi ve Semih Gümüş gereken yanlışları düzelten uyarıları yaptılar. Memet Fuat’ın oğlu Kenan Bengü de kibar bir üslupla yazdığı mektupta, böyle bir yöntemle, bu kitapta olduğu gibi, gelecekteki kitaplarında da inandırıcı olamayacağı konusunda Sibel Hanım’ı uyardı. Ayrıca Memet Fuat’ı yazar, yayıncı ve voleybol antrenörü olarak yakından bilen Sayın Birol Özalp da Gündüz Vassaf’a gönderdiği gazete kupürüyle Memet Fuat’ın Nâzım’ın öz oğlu olmadığı konusundaki açıklamasını hatırlatarak o saçma iddiayı çürüttü. Görebildiğim kadar Cumhuriyet’in Kitap ekinde Ataol Behramoğlu, Duvar gazetesinde Zeki Coşkun gereken tatlı-sert tepkileri gösterdiler. Ama beklediğim asıl öfkeli ve eğlenceli tepki, De Yayınevi’nden başlayarak yayın dünyasındaki birçok olayı birlikte izlediğimiz, Adam Yayınevi’nin kurucusu Nazar Büyüm’den geldi. Onun geçen hafta K24’te yayımlanan uzun yazısında bu acıklı hikâyeyi bütün ayrıntılarıyla okuyabilirsiniz. Ayrıca hikâyenin kahramanlarını daha iyi tanıyan Ressam Utku Varlık’ın bloguna ulaşabilirseniz, bu konuyla ilgili daha dramatik insan manzaralarıyla da karşılaşabilirsiniz...

 

GİRİŞ RESMİ:

Utku Varlık, Zekeriya Sertel, Mehmet Nâzım