Yeniden tanışma: Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmalarımız

gogol mektuplar

Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmalarımız

SERGEY AKSAKOV

Çeviri: Varol Tümer İletişim Yayınları

Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmalarımız, iki edebiyatçının birbirleri üzerindeki etkilerini gözlemleyebilmemiz açısından da son derece samimi bir kaynak. Gogol’ün Aksakov üzerindeki etkisinin yalnızca Aksakov’un kalemine değil, bütün yaşantısına yansıdığını görmek, okur için iki yazar arasındaki duygusal bağı kanıtlar nitelikte. Aynı zamanda Gogol’ün Ölü Canlar’ın yazım sürecinde nasıl şartlar altında bulunduğu, eserlerini nasıl bir ruh hâli ve iç disiplinle kaleme aldığı, bu süreçte Aksakov’un Gogol için nasıl fedakârlıklarda bulunduğunu görmek, kültür üretimindeki ikili ilişkilerin farklı bir örneğini gözlemlemek için sıradışı bir fırsata dönüşüyor.

BÜŞRA UYAR

Gogol, bugün bile nitelikli ya da yüzeysel bir edebiyat sohbetinde mutlaka ele alınan, “ideal” olarak gösterilen önemli bir yazar. Bu açıdan Rus edebiyatının birçok ikonik yazarı gibi, Gogol de etkileyiciliğinden bir şeyler kaybetmiş değil. Ancak onun kaleminin kesin bir şekilde idealleştirilmesi, çoğu edebiyatçıda olduğu gibi, onun da kişiliğini keşfetmemize yönelik bir engel teşkil ediyor. Oysa hâlâ etkisini koruyabilen edebiyatçıların kişiliğini, yazım süreçlerinin dönemin atmosferinde nasıl girift bir hâl aldığını anlayabilmek, gerek dönem edebiyatının gerek çağdaş edebiyatın zeminini oluşturabilmek için son derece mühim. Okura bu olanağı veren ve şahsiyeti tüm gerçekliğiyle yansıtan mektup türü ise belki en şeffaf ve naif zemin oluşturucu.

İletişim Yayınları’ndan çıkan Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmalarımız bu naif zeminin başarılı örneklerinden. Önemli Rus edebiyatçılardan Sergey Aksakov ile Gogol’ün mektuplaşmalarını kronolojik olarak okurla buluşturan kitap, ikilinin ilişkisi üzerinden şekilleniyor. Aksakov’un dilinden Gogol’ün aile yaşantısı, eser verme süreçleri, çalışmasının dinamiğini oluşturan Avrupa seyahatleri ve iki yazarın da sıcacık mizaçları, sade bir şekilde aktarılıyor.

Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmalarımız, iki edebiyatçının birbirleri üzerindeki etkilerini gözlemleyebilmemiz açısından da son derece samimi bir kaynak. Gogol’ün Aksakov üzerindeki etkisinin yalnızca Aksakov’un kalemine değil, bütün yaşantısına yansıdığını görmek, okur için iki yazar arasındaki duygusal bağı kanıtlar nitelikte. Aynı zamanda Gogol’ün Ölü Canlar’ın yazım sürecinde nasıl şartlar altında bulunduğu, eserlerini nasıl bir ruh hâli ve iç disiplinle kaleme aldığı, bu süreçte Aksakov’un Gogol için nasıl fedakârlıklarda bulunduğunu görmek, kültür üretimindeki ikili ilişkilerin farklı bir örneğini gözlemlemek için sıradışı bir fırsata dönüşüyor.

Aksakov ve Gogol’ün mektuplaşmaları dönemin Rusyası’na, edebiyat süzgecinden geçmiş bir bakış açısı kazandırıyor. Özellikle Ölü Canlar’ın yayımlanmasından sonra gelişen eleştiri ortamı, eleştiri türünün ve eleştiri kültürünün Rus topraklarında nasıl şekillendiğini idrak edebilmemiz için önemli. Okur kitlesinin nasıl tabakalara ayrıldığını, eserlerin toplumun gündelik hayatında nasıl yer bulduğunu ve yayıncılık hayatının nasıl aktığını mektuplar ve Aksakov’un anlatımıyla gözlemlemek, bugünün edebiyatçılarıyla dönem edebiyatçılarını aynı “dert” paydasında buluşturuyor. Gogol’ün Müfettiş gibi çeşitli türlerdeki eserlerinin gündelik hayatla nasıl buluştuğuna ve edebiyat camiasıyla olan ilişkisine şahit olmaksa, diğer sanat dallarının dönem içerisindeki var oluşuna dair ciddi ipuçları veriyor.

Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmalarımız özelinde Gogol’ü yalnızca “mizah yeteneği keskin bir yazar” olarak düşünmek haksızlık olur. Zira tüm edebiyatçıların ilginç olmayan ama bizi her seferinde hayrete düşüren bir “insanî” yanı vardır. Gogol için de bu geçerli: Güçlü bir kalem ama aynı zamanda absürd, komik ama aksi, düzen aşığı ama dinamik, dürüst ama küçük yalanlara hayati açıdan bağlı...

Tüm bu açılardan bakınca, Gogol’le Dostluğumuz ve Mektuplaşmalarımız yalnızca iki edebiyatçının dostluğunu anlatmıyor, 19. yüzyıl Rusyası’na edebî ve sosyolojik bir perspektiften bakmamızı sağlıyor ve mektuplar, Gogol ve Aksakov’la tekrar tanışmamıza vesile oluyor; bu sefer en yalın ve insancıl şekilde…