Kirli savaşın romanı

şafakta ayrılık

Şafakta Ayrılık

GLORIA LISÉ

Çeviri: Sevda Deniz Karali Ayrıntı Yayınları

Gloria Lisé, ülkesinin geçirdiği ve yedi yıl süren hastalıklı cunta dönemini, sevgilisi darbeden bir gün önce Tucumán’da katledilen Berta’nın gözünden anlatırken, büyük bir kaçış hikâyesiyle birlikte hemen her köşe başında ölümün, işkencenin ve devlet görevlisi olarak işe alınma umuduyla eşini dostunu ihbar edenlerin kol gezişini betimliyor...

Ali BULUNMAZ

“Kurşunlu yıllar” ve “kayıp yıllar” diye adlandırılan 1976-1983 arası, Arjantin’de kendisine muhalif olanları ve muhalif gördüğü herkesi öldürmeye, fişlemeye, kaybetmeye ve sürgüne yollamaya ant içen ve bunu gerçekleştiren Jorge Rafael Videla öncülüğündeki cunta, “ülke sokaklarını huzura kavuşturma” amacıyla göreve geldiğini açıklamış ve demokrasiyi rafa kaldırmıştı.

Çok kısa sürede tüm devlet kurumlarını, mahkemeleri ve basını ele geçiren cunta, “yolsuzlukla mücadele” ve “siyasî istikrar” adı altında binlerce kişiyi işkenceden geçirdi, tutuklattı, gözaltında kaybetti ve öldürttü. Bu döneme dair belgeseller hazırlandı, insan hakları örgütlerinin araştırmaları dünyayla paylaşıldı, incelemeler ve romanlar kaleme alındı.

Darbe gerçekleştiğinde 15 yaşında olan avukat, müzisyen ve yazar Gloria Lisé’nin romanı Şafakta Ayrılık, Arjantin’deki bu karanlık dönemden bir kesit sunuyor.  

Derin sevginin ve acının belgesi

Lisé, kitabına bir alt başlık vermiş: “Arjantin’in Kirli Savaşı’na Dair Bir Roman.” Yazar, hem tanık olduklarından hem de dinlediklerinden hareketle o dönemi yaşayan pek çok kişinin hayatta kalmanın ağırlığını ve hatta suçluluğunu hissettiğini öğrenmiş.

Romanın başkarakteri, Lisé’ye benzer şekilde işkenceden ve ölümden kaçan genç bir kadın. Kitabın başlangıç noktası ise cuntanın lideri Videla’nın bir zamanlar valilik yaptığı ve kendi deyişiyle “sol hareketten temizlemek için gece gündüz çalıştığı” Tucumán. Bu kent, kendisine “vatansever” diyenlerin ve 1976’da Videla’nın yanında yer alanların devlet terörüne hayat vermesiyle kötü bir şöhrete sahip olacaktı yıllar sonra.

Bununla beraber, Videla cuntasına bilgi vermemek, herhangi bir şekilde cunta aleyhine konuşmak, sol hareketlere dâhil olmak ya da “suç” ilan edilen bir eylemde bulunmak tutuklanıp sorgulanmak, işkenceden geçirilip kaybedilmek ve öldürülmek için yeterliydi.

Lisé’nin, bu dönemin kurbanları için yaşananları anlatarak bir şeyler yapma gayretinin ürünü Şafakta Ayrılık. Şöyle diyor yazar: “Okuyacağınız bu roman, ne kadar çok sevdiğimi ancak yazmaya başlayınca anladığım ülkem için duyduğum giderilememiş hasretin ve derin acının belgesidir.”

Lisé, ülkesinin geçirdiği ve yedi yıl süren hastalıklı cunta dönemini, sevgilisi darbeden bir gün önce Tucumán’da katledilen Berta’nın gözünden anlatırken, büyük bir kaçış hikâyesiyle birlikte hemen her köşe başında ölümün, işkencenin ve devlet görevlisi olarak işe alınma umuduyla eşini dostunu ihbar edenlerin kol gezişini betimliyor.

Berta’nın kaçışı, aynı zamanda bir tanıklık; darbenin adım adım yaklaşması, gerçekleşmesi ve Arjantin’de şiddetin bulaşmadığı yer bırakmayışını onunla beraber izliyoruz. Berta’nın darbeyi yaşayışı ve darbe sonrası devlet şiddetinin yayılışı; bir başka deyişle, kişisel olan ve ülkenin başına gelen buluşuyor romanda.

Lisé, bir yanıyla roman diğer yanıyla tarihî dönemlerin yansıması bir kitaba imza atmış; şiddeti kanıksayan, askerî darbelere alışan ve yozlaşan bir ülkenin anlatımı bu.

Kaçışa hazırlanan Berta’nın yanı başındaki yolcuları (bunların içinde darbeye coşkuyla destek verenler de var) resmediyor Lisé: “Yolculardan bazılarının yüzü endişelerini ele verirken diğerlerininki mutlulukla, hatta abartılı bir coşkuyla parlıyordu. Gördüklerinden memnun olan bu insanlar, seslerinde en ufak bir korku kırıntısı bile olmadan Arjantin’e düzenin ve ahlakın döneceğinden bahsediyor, köpeğin öldüğünü ve o kuduz saldırılarının sona erdiğini söylüyordu. Diyorlardı ki halk, ‘yozlaşmış ve yalancı siyasetçilere’ teslim edip de yitirdiği huzura kavuşacaktı yeniden.”

Berta’nın hikâyesinde ailesi, onların ülkeye bakışları, yaşamları, savruluşları ve başkaldırıları da yer alırken, son günlerini epey zor geçiren babasını anlatışı giriyor araya: “Kötü bir adam değildi babam, sadece ülkesini kendinden yüce tutan bir Peroncuydu. Onun için sonra ‘devrim’ geliyordu, ardından arkadaşları, eşi ve erkek oldukları için dört kardeşim. Son olarak da ben.” Bu kısa cümle bile Arjantin tarihinden bir kesit sunuyor bize.

Kişisel hikâye ile ülkenin tarihi                

Siyasetçilerin bozduğu söylenen düzeni askerlerin hâl yoluna koyuşuna alışmış çoğunluğun alkışlarıyla gelen darbenin, Arjantin’de eşi benzerine rastlanmayan bir yıkıma yol açışını gözleyen Berta’nın zaman zaman geri dönüşlerle bazen duygularını açığa vuruşuyla ve mekân-insan ilişkilerini tasviriyle genişletiyor romanı Lisé. İnsanların komşularıyla bile konuşmaya çekindiği 1976-1983 arasına hâkim olan tedirginlikle Berta’nın sevdiği insan ve yerlerden kaçışını bir arada işliyor yazar.

Berta’nın yıllarca kendi bildiği şekilde, bir tıp öğrencisinin en iyi yapabileceği biçimde insan bedenine inanarak dünyayı güzelleştirebileceğine olan inancı darbeyle sekteye uğrayınca, hayatta kalmak ve cuntanın yaydığı kötülüğe yakalanmamak için kaçmaktan başka bir seçenek bulamıyor. Aslında bu ikilem de Arjantin’in yakın geçmişini özetlerken, Berta’nın kaçışı, bir öze dönüşü veya geriye bakışı (ailesiyle daha yakından ilgilenişini) da simgeliyor.

Lisé, romanda Berta’nın ve Arjantin’in yaşadıklarını birlikte verirken, kişisel hikâye ile ülkenin tarihini birleştiriyor. Berta belki cuntadan kaçmayı başarıyor ama Videla ve emrindekilerin insanlara yaptıklarıyla sarılıyor dört bir yanı. İspanya sürgünlüğü Berta için güvenli bir liman anlamına gelse de geride bıraktığı memleketi, yakası açılmadık kötülüklerle boğuşmaya devam ediyor.

Lisé’nin Şafakta Ayrılık’ta anlattığı, yalnızca kurmaca ve gerçek Berta’nın değil, 1976-1983 arası benzer acılar yaşamış tüm Arjantinlilerin hikâyesi.