Kadınadam: Kasırganın kalbi

Kadınadam

Kadınadam

CEYLAN YAYLA

Norgunk Yayıncılık Şubat 2022 85 s.

Kadınadam, Ceylan Yayla’nın ilk romanı olarak Norgunk Yayıncılık tarafından Şubat 2022’de yayımlandı. Ceylan Yayla, ilk romanıyla yetkin bir anlatım ortaya koyarken dilsel sınırları da bir şair gibi zorluyor.

EMRAH YOLCU

Yeryüzünde asla olamayacak bir mezarı
kazıyorum evet, içini hiçbir zaman dolu
göremeyeceğim bir mezarı.
Kadınadam

Benlikler, anlatıcının benlikleri tek kişiden müteşekkil şahıs kadrosunu oluştururken olay örgüsü bir fırtınanın kalbinde cereyan eder. Sindirmesi kolay olmayan bir metin olan Kadınadam, ontolojik bir çatışmayı serimlerken bunu salt yazınsal bir etkinlik olarak gerçekleştirmez. Dilsel çatışmalarıyla gerilimi büyütürken bedenin tahakkümüne de karşı çıkar. Dokuz bölümden oluşan Kadınadam, sahip olduğu isimle bir benlik arayışının peşinde olduğunu göstermekle kalmaz, bölümlere verilen isimlerle yolculuğun aşamalarını da sıralı biçimde gözler önüne serer: Karşılaşma, Sığınma, Can Çekişme, Dönüş, Öfke, Mesafe/Mesafesizlik, Sevişme, Kadınadam’la Konuşmalar, Kopuş/Birleşim. Arayışın ilk adımlarını, başlangıcı es geçen bu isimler yüz yüze gelmeyi, kabulü ve içkin olmayı, orada kendiliğin yitirilmesiyle kavuşulan benliğe dönüşmeyi, oradan ilk hale doğru gerisingeri dönmeyi, oluşan içerik farklılığı nedeniyle ilk hale duyulan nefreti, nefretin yerini bıraktığı açıklık idraki, et ve bilinçle hemhal olarak iç içe geçmeyi, son olarak da oluşan bu üçüncü halle (içeriksiz ilk kendilik, yolculuğun sonunda içerik edinen yeni benlik ve son olarak da çatışma sonucu oluşan yeni biçim) söyleşiyi ortaya koyar. Kendiliğin bu dönüşümünü ve farklılığını “bu yazının başındaki Ben ile sonundaki Ben aynı Ben olmayacak” sözüyle de anlatıcının kendisi romanın ilk sayfalarında dile getirir.

C. G. Jung’un anima ve animus kavramlarıyla koşut biçimde okunabilecek Kadınadam, erkeğin içindeki animanın ve kadının içindeki animusun, daha doğru bir ifadeyle kolektif bilinçdışının eril ve dişil tamamlayıcı unsurlarının bir haznede eritilerek Ben haline getirilmesi olarak yorumlanabilir. Kişinin içe dönük yönlerini de ifade eden Jung’un bu arketipleri öznenin sahip olduğu cinsiyetin yansımalarını benliğinde sergileyerek görünür kılmasını, bu şekilde de ilkel ve içgüdüsel itkiyi tanımlayan persona gölgeyi yani Kadınadam’ın ilk benliğini bastırmasını, sonda da kendi özgürlüğüne doğru yanılgılarla dolu bir yolculuğa gölge arketipinin ışık tutmasıyla çıkmasını ifade eder. Yani karanlık taraf ona çıkışın verileceği taraftır. Bataklıktan geçmek zorundadır.

Bence önemli noktalardan biri de şu: Benliğin tamamlayıcı öteki öğesinin “adamkadın” değil de “kadınadam” şeklinde adlandırılması. Bu öncelik bize anima ya da animusu vermesi açısından kayda değer bir nokta. Yazarının kimliğinden azade metin-beninin, yani anlatıcı-benin neliği buradan belirlenebilir. Kadınadam, kadından adam ya da tersi değil, idealist bir antitez formudur; tamam da neyin? Etin olasılıklarının elbette; varoluşu kadın-oluşu üzerinden tecrübe eden bir varlığın kendi antitezi. Platoncu anlamda değil, belki daha çok Artaud’ya yakın idealist bir et antitezi. Kendiliğin elde edilebileceği bir yolculuk. Dairenin açıldığı nokta kadın formundaki ettir, bittiği nokta animus. Kendisini deneyimleyen bir bedenin zıddına dönüşe tevessül etmesi. Sonuç, toplam ve eksiltili bir arazi. İçerik edinmiş benliğin son durumda da kaçınılmaz biçimde içeriksiz oluşu. Gelin görün ki iki boşluk aynı değildir. İlk boşluk içerik edinirken kendi benliğini başka doluluklarla ikame etmeye çabalar. Bu ödünç benlikler nihayetinde boşluğu ortadan kaldırmaz. Kanlı duvarı boyayla, duvar kâğıdıyla örter. Ama zaman geçer. Hegelyen bir benlik yorumuyla boşluk her durumda boşluktur. İkamelerle kendisini aldatmaya çalışsa da başarılı olamaz. Sürecin kendisi bile beyhudedir.

Yazarak varoluşuna şahsi bir suret vermek istiyor Ceylan Yayla. Kadınadam, varoluşsal bir zorunluluk olarak, ihmal edilemez bir olasılık olarak cebren gerçekleşir. Herkesin kendi kadınadamı ya da adamkadını. Benim kendi animam, kadınadamım/adamkadınım, cinsiyetimden ve uzvumdan azade, sırlanmış neliğimle, ancak ve ancak yazmakla, kendi yazısıyla açığa çıkabilir. Onun için yolları temizlemeli, bu hizmet nedeniyle başıma geleceklere rıza göstermeliyim. Bu sürecin mimarı ve hammaddesi benim. Kendisi için bu zorunluluğu dayatır. Ben, şeffaf cismaniliğinin ötesine bu şeffaflığını varlık-dışı varoluşu olan Kadınadam’ıyla sırlayarak ulaşır. Boşluktan bir benlik keseği alabilmek için şiirsel bir keşif. Orada hiç yokken birdenbire varolmuştur. Kazanılan ya da kaybedilen ne? İlk hal olan benliğin bütün davası da bunun için vuku bulur. Varlığın dışındaki, varoluştakinin zorlamasıyla çağrılır, onun spekülasyonuyla buraya çekilir. Ama bozgun, hiç şüphesiz çağıranın akıbetidir. Kadınadam’la temsil edilen öznenin negatif yüzünü vurgulayan bu varlık-dışı varlık hali yazı-savaşla, benlik-cengiyle müdahale edilebilir konumdadır. Varolmayanda varlık biçiminde süzülen, bulutsu hiçlikte bir kıymık gibi batan parça varlıktakinin çağrısıyla oradan çekilip alınabilir.

Kadınadam, öznenin kendisine yönelik ideolojik, teolojik, sosyolojik ve şizoid tasavvur ve görünümlerinin toplamıdır. Ancak benin bu yekûndan eksilmesiyle varlığa gelebilir. Bu âna dek benlik-cengi sürecektir.

Kadınadam’da metin açıkça benlik-inşasına dönüşüyor. Yazı-kazıyla benlik inşasına: Tekstgoni: Metindoğum: Metnin kendisini ve öznesini doğurumu. Benlik boşluğunun içerik edinmesi. Boşluğunu sağaltabilir mi? Ne yazık ki…

Kadın-oluş ya da erkek-oluş hallerinin hem tartışıldığı hem de yazınsal örneklerinin –daha çok kadın-oluş üzerinden– arttığı bu dönemde Kadınadam en özgün, en ayrıksı, en kuşatıcı ve dışlayıcı sapaklardan birini temsil ediyor. Tekil, kendi varlığının çıkardığı rüzgârı arkasına alabilen gerçek bir metin. Sen kendinin kimisin? Gerçekten de benlik, bumerangın içerikle, fırladığı ilk noktaya dönüşüyle boşluğunu yitirmiş olacak mı?

•