AB'nin SAFE Programı ve Türkiye’nin yeri...
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

AB'nin SAFE Programı ve Türkiye’nin yeri...

SAFE, Avrupa’nın savunma alanında daha bağımsız ve güçlü olması için atılan bir adım. Türkiye için bu programa katılım, hem fırsatlar hem de siyasi riskler barındırıyor. Ancak uzun vadede, ortak güvenlik mimarilerinde yer almak, Türkiye’nin stratejik çıkarlarıyla örtüşebilir

AB'nin SAFE Programı ve Türkiye’nin yeri...

Avrupa Birliği’nin SAFE Programı, kıtanın savunma sanayisini güçlendirmeyi, stratejik özerkliğini artırmayı ve ortak savunma kapasitesini geliştirmeyi hedefliyor. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası şekillenen bu girişim, sadece bir silahlanma hamlesi değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik bir dayanışma projesi. Türkiye’nin katılımı ise teknik olarak mümkün, ancak siyasi engellerle karşı karşıya. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, son Avrupa seyahatinde Türkiye'nin bu programına katılma konusunda destek verdi. Son durum nedir? 
Yedi soru ve yedi yanıtla...

1 - SAFE Programı nedir?

SAFE, yani “Security Action for Europe”, Avrupa Birliği’nin 2030’a kadar savunma alanında daha bütünleşik ve güçlü bir yapıya ulaşmak için başlattığı kapsamlı bir program. Programın temel hedefleri şunlar:
 
- Avrupa Savunma Teknolojisi ve Endüstriyel Üssü’nü (EDTIB) güçlendirmek
- Üye ülkeler arasında ortak savunma alımlarını teşvik etmek
- Hava savunması, topçu sistemleri ve İHA gibi alanlardaki açıkları kapatmak
- Ukrayna’ya yapılan yardımlar nedeniyle azalan askeri stokları yenilemek
- Savunma sanayisine 150 milyar avroya kadar uygun koşullu kredi sağlamak
 
Bu program, Avrupa’nın sadece NATO’ya bağımlı kalmadan kendi savunma kapasitesini artırma çabasının bir parçası olarak görülüyor.

2 - Yapılanma nasıl olacak?

SAFE, “ReArm Europe” ve “Readiness 2030” gibi daha önceki AB savunma planlarının devamı niteliğinde. Program, Avrupa Komisyonu’nun koordinasyonunda yürütülecek ve üye ülkelerin savunma sanayilerine doğrudan finansman sağlayacak. Özel sektörle iş birliği, ortak üretim ve teknoloji transferi gibi mekanizmalar da devreye girecek.
 
Programın uygulanmasında üç temel yapı öne çıkıyor:
 
1. Finansal Destek Mekanizması: Ortak projelere düşük faizli kredi ve hibe desteği.
2. Ortak Tedarik Platformları: En az iki ülkenin birlikte savunma alımı yapması teşvik ediliyor.
3. Stratejik Planlama: Kritik alanlarda (örneğin hava savunması) Avrupa çapında kapasite planlaması.

3 - Hangi ülkeler ne katkı sağlayacak?

SAFE, tüm AB ülkelerini kapsıyor ancak katkılar ülke ekonomisine ve savunma sanayisinin gücüne göre değişiyor:
 
- Almanya ve Fransa, programın finansal ve teknolojik omurgasını oluşturuyor.
- Polonya ve Baltık ülkeleri, Rusya tehdidine karşı ön cephede yer alıyor ve kara savunması yatırımlarına odaklanıyor.
- İtalya ve İspanya, deniz gücü ve lojistik destek alanlarında katkı sağlıyor.
 
AB dışı ülkelerden Norveç, Güney Kore ve Türkiye gibi stratejik ortakların da programa dahil edilmesi tartışılıyor.

4- Kime karşı güvenlik?

SAFE’in doğrudan hedef aldığı bir ülke ismen belirtilmese de, programın doğuş nedeni açık: Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı. Bu savaş, Avrupa’nın savunma kapasitesinin yetersizliğini ve NATO dışı bağımsız bir güvenlik mimarisine duyulan ihtiyacı gözler önüne serdi.
 
Ayrıca, ABD’nin küresel stratejisindeki belirsizlikler ve Çin’in yükselişi de Avrupa’yı daha özerk bir savunma politikası geliştirmeye itiyor.

5 - Bu bir silahlanma yarışı mı?

SAFE, klasik anlamda bir silahlanma yarışı değil. Aksine, koordineli ve verimli bir savunma yapılanması hedefleniyor. Amaç, her ülkenin ayrı ayrı harcama yapmasındansa, ortak üretim ve tedarik yoluyla maliyetleri düşürmek ve etkiyi artırmak.
 
Ancak bu durum, Avrupa’nın askeri kapasitesinin ciddi biçimde artacağı anlamına geliyor. Bu da bazı çevrelerce “örtük silahlanma” olarak yorumlanıyor.

6 - Türkiye bu programa katılmalı mı?

Teknik olarak evet. Türkiye’nin güçlü savunma sanayisi, NATO üyeliği ve coğrafi konumu SAFE için değerli. Özellikle İHA teknolojisi, kara sistemleri ve mühimmat üretimi alanlarında Türkiye önemli katkılar sunabilir.
 
Ancak siyasi engeller var. Yunanistan, Türkiye’nin katılımını veto etme tehdidinde bulunuyor. Yunanistqn'ın Türkiye ile kara sularını 12 mile çıkartmak istemesi, Türkiye açısından “casus belli” (savaş nedeni) olarak görüyor. Yunanistan bu söylemin sona ermesini istiyor. Bu da Türkiye’nin katılımını zorlaştırıyor.
 
Yine de, Türkiye’nin AB ile savunma alanında iş birliği arayışını sürdürmesi, hem stratejik hem ekonomik açıdan faydalı olabilir.

7- Program hangi aşamada?

SAFE Programı 2025 itibarıyla uygulama aşamasına geçmiş durumda. İlk finansman paketleri hazırlanıyor, pilot projeler başlatıldı. Ancak siyasi uzlaşmazlıklar ve bütçe tartışmaları süreci yavaşlatıyor.
 
Türkiye’nin katılımı ise henüz resmiyet kazanmadı. Ancak teknik görüşmelerin sürdüğü ve bazı AB ülkelerinin Türkiye’nin katılımını desteklediği, Yunanistan ve GKRY gibi ülkelerin ise her zaman Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde olduğu gibi veto tehditleri olduğu biliniyor. 
 
Sonuç: SAFE, Avrupa’nın savunma alanında daha bağımsız ve güçlü olması için atılan bir adım. Türkiye için bu programa katılım, hem fırsatlar hem de siyasi riskler barındırıyor. Ancak uzun vadede, ortak güvenlik mimarilerinde yer almak, Türkiye’nin stratejik çıkarlarıyla örtüşebilir.

İlgili İçerikler