1 - 2 Nisan tarihlerinde beklenmeyen bir çıkış yakalayan Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin oyları bir ay içinde hızla eriyor.
Her seçimde en doğru tahminde bulunan Konda'ya göre, geçen ayın başında yüzde 10 oranını yakalayan İnce 6 - 7 Mayıs'ta yüzde 2.2'lere kadar düşüyor.
Yine 1 - 2 Nisan tarihlerinde yüzde 2 ile başlayan diğer aday Sinan Oğan ise, bir hafta önce yüzde 4.8'e ulaşıyor.
İnce'deki erimenin ötesinde...
Aday olduğundan bu yana, Türkiye'nin büyük çoğunluğu İnce'yi amansızca eleştiriyor. O eleştiri zincirine ben de katılıyorum.
Çünkü, İnce'nin adaylığı Kılıçdaroğlu'nun önünü kesiyor.
Gerçeği gördü
Kılıçdaroğlu'nu engellediğini görmemesi için kör olması gerek.
Eleştirinin çok ötesinde ahlaksızca, adice, utanmazcasına İnce ile bağlantılı kaset furyası ortalığa dökülüyor.
Ve dün büyük bir sürpriz kararla, İnce Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildiğini ilan ediyor.
Onu bu karara iten üç etken var:
1-Oyları iyice eriyor.
2-Erdoğan karşısında Kılıçdaroğlu dört, beş puan önde iken, seçimin ikinci tura kalmasının sorumluluğunu üzerine almak istemiyor.
3-Yoğun eleştiri bombardımanına daha fazla dayanamıyor.
Kılıçdaroğlu'nun şansı
Sonunda adaylıktan çekiliyor.
Bu elbette Kılıçdaroğlu'nun şansını ciddi ölçüde arttırmış bulunuyor.
Kılıçdaroğlu sık sık "Cumhurbaşkanı seçildiğimde Çankaya Köşkü'ne taşınacağım" diyor.
Çankaya Köşkü Tayyip Erdoğan'a kadar gelmiş geçmiş bütün Cumhurbaşkanlarının makamı ve oturdukları yer. Erdoğan kendi yaptırdığı Saray'da oturuyor. Halktan olağanüstü uzaklaşma pahasına ve büyük bir kibirle.
İnce'nin çekilmesiyle birlikte, Kılıçdaroğlu'nun seçilme ihtimalinin yükselmesi üzerine şu söylenebilir:
Sanki Çankaya göründü!..
Meydan - anket çelişkisi
Bu aşamada, bir süredir dikkat çeken bir olgu var:
Meydanlar ve anketler...
İki taze örnek var.
İngiltere ve Macaristan...
Bu iki ülkedeki son seçimler.
İngiltere ile Macaristan seçimleri bilim adamları tarafından inceleniyor. Anketler ile seçim sonuçları karşılaştırılıyor.
Her iki ülkede de, anketler yanılıyor.
Anketlerde İngiltere'de İşçi Partisinin zaferi beklenirken, muhafazakârlar başarı kazanıyor, benzer biçimde Macaristan'da muhalefetin zaferi beklenirken, iktidar başarıya ulaşıyor.
Bu iki ciddi sonuç karşısında tartışma başlıyor.
Anketler ne ölçüde güven verici?..
Anketler ile seçim sonuçları arasında zaman zaman ortaya çıkan farkın çeşitli nedenleri olabilir.
Mahalle baskısı
Anketleri inceleyen siyasal bilim profesörlerinden, değerli bilim adamı İlter Turan'ın bir süre önce Politikyol'da kaleme aldığı bir makale var.
llter Turan'a göre:
"İngiltere'de herkesin İşçi Partisi'ne oy verdiği bir mahallede bir kısım seçmen, İşçi Partisi'ne oy vermeyeceğini açıklamaktan kaçınmış, dolayısıyla Muhafazakar Parti'ye oy vereceğini ifade etmekten kaçınmıştı. Orada ‘utangaç seçmen' önerisi çıktı, bizde ‘mahalle baskısı' diye çevrilebilir".
Türkiye'de geçerli bir gerekçe. Çoğunluğun aynı partiye oy verdiği bir yerde, farklı bir tercihte bulunacağını söylemek cesaret istiyor.
Kaldı ki, bu sadece "mahalle baskısı" değil. Özellikle AKP'ye oy verenler şimdi eğer vermeyecekse, bunu söyleyemiyor, çünkü ya kendilerinin ya yakınlarının bundan zarar göreceğini düşünüyor. İşinden gücünden olabilir, yardım alıyorsa, yardım kesilebilir kaygısıyla.
Anketlerin etkisi
Bu durumda:
Anketler yanıltıcı olabilir. Seçmen anketlerde gerçek tercihini açıklamadığı için seçim sonucu anketlerden farklı olabilir. Bu her parti için geçerli.
Şunu da unutmamak gerekir.
Anketler seçmeni etkiliyor. Bir parti önde görünüyorsa, o partiye yönelen tercihler artıyor.
Bilimsel olarak saptanan gerçek böyle.
Kalabalık meydanlar
Anketlere bakıyoruz.
Kılıçdaroğlu kıl payı önde görünüyor.
Parti olarak bakıldığında, bu kez AKP önde görünüyor. Toplamında Cumhur İttifakı Millet İttifakı'nın önünde.
Buna karşılık...
Sivas, Kocaeli, Sakarya, Trabzon, Konya, Rize, Van, Kars, Kayseri gibi, AKP'nin güçlü olduğu kentlerde Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Millet İttifakı'nın diğer liderlerinin yaptıkları mitingler büyük kalabalıklara sahne oluyor.
Öyle ki...
Anketlere bakınca, Cumhurbaşkanlığı seçimi bıçak sırtında, meydanlara bakınca, bu iş ilk turda Kılıçdaroğlu lehine bitiyor izlenimi ağır basıyor.
Şimdi Muharrem İnce'nin adaylıktan çekilmesi her türlü hesabı değiştiriyor, kartların yeniden dağıtılmasına yol açıyor.
Zafer şimdi Kılıçdaroğlu'na çok daha yakın.
|
Yalçın Doğan kimdir? Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi. Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı. 1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor. Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı. Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almanca'dan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir. |


