Sanayi Devrimi ve Rönesans'ı ıskalayınca...  
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Sanayi Devrimi ve Rönesans'ı ıskalayınca...  

1961 Anayasası’nın yol açtığı çığırla, Türkiye demokrasinin tadını çıkarırken, bugünlere uzanan bir tıkanıklıktan kendini kurtaramıyor

“Bütün fertlerini kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bütün halinde milli şuur ve ülküler etrafında toplayan (...) bu Anayasayı (...) hürriyete, adalete ve fazilete aşık evlatlarının uyanık bekçiliğine emanet eder”.

Bu 1961 Anayasası’nın başlangıcında yer alan ifadelerden bir bölüm.

1961 Anayasası en özgürlükçü anayasalardan biri olarak dünya anayasa tarihine geçiyor. Doğrusu, Türkiye de bunun hakkını veriyor.

1960’lar... Türkiye’nin en özgür, insan haklarına en saygılı, ADALETE güven ve inancın en yüksek aşamaya ulaştığı yıllar.

O 1961 Anayasası ki...

“-Üniversiteleri özerk kılıyor.

-TRT’yi, her türlü siyasal baskıdan arındırmak amacıyla, özerk kılıyor.

-Devlet Planlama Teşkilatı gibi hem uygulamada hem teoride bir ekonomik okul gibi insan yetiştiren, siyasal iktidarlara bilimsel yol gösteren bir kurumu armağan ediyor.

-Sosyal devlet kavramını getiriyor.

-Yargı, yürütme ve yasama arasında güçler ayrılığını tartışmasız biçimde sağlıyor.

-Anayasa Mahkemesi’ni kuruyor.

-İşçilere sendika kurma ve grev hakkı sağlıyor.”

Türkiye yaşamadığı bir özgürlük ortamına kavuşuyor.

İki temel eksik

1960’lar...

1961 Anayasası’nın yol açtığı çığırla, Türkiye demokrasinin tadını çıkarırken, bugünlere uzanan bir tıkanıklıktan kendini kurtaramıyor:

1-Sanayi Devrimini gerçekleştiremiyor.

2-Kültür ve felsefede çok ciddi aşamalara, en geniş demokratik tartışma ortamına rağmen, Batı anlamında Aydınlanma (Rönesans) Çağına ulaşamıyor.

Yine de kendi tarihi içinde 1960’lar Türkiye’nin kendi Rönesansına, bir daha görmediği kadar en çok yaklaştığı yıllar.

Kişi başına düşen gelir 1960’ta bin 836 lira iken, 1970’te 4 bin 148 liraya yükseliyor. (Devlet İstatistik Enstitüsü, Türkiye Milili Geliri 1938 - 1970)

Neden o özgürlük ortamı?..

Çünkü... 1961 Anayasası’nın başlangıç ifadesindeki gibi...

“Anayasa hürriyete, adalete ve fazilete aşık evlatlarının uyanık bekçiliğine emanet.”

Rüyanın sonu

60’lı yılların rüyası 12 Mart 1971 askeri darbesiyle kabusa dönüşüyor.

Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, darbeden sonra askerlerin atadığı ilk Başbakan, üstelik hukuk profesörü Nihat Erim, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç’a göre:

“1961 Anayasası bize bol geldi!..”

Askeri darbeyle birlikte, “hürriyete, adalete, fazilete aşık evlatlar” kitleler halinde hapse atılıyor, işkenceden geçiyor.

“Bol” gelen anayasadan eser kalmıyor.

Üç kavram

1961 Anayasası’nı bugün neden anımsıyoruz?..

Bugünkü anayasanın uygulanması açısından geldiğimiz durumu daha iyi anlamak için.

1971’de o günkü anayasa “bol” geliyor ve rafa kalkıyor.

12 Eylül 1980’de yine askeri darbe var. O darbe sonucunda 1982 Anayasası geliyor.

Bugün pek çok maddesi zaten değiştirilmiş, değişmeyen maddelerinin bazıları da uygulanmayan 1982 Anayasası yerine “sivil anayasa yapmak gerekir” laflarından geçilmiyor.

2023 yılında en çok hangi kavramları kullanmışız?.. Bir araştırmaya göre:

“-Enflasyon,

-Seçim,

-Anayasa.”

2023 yılında en çok konuştuğumuz bu üç kavramı, belli ki bu yıl da, yine en çok konuşmaya devam edeceğiz.

Ama, çarpıcı bir tespit var:

“En çok konuştuğumuz üç temel kavram, üstünde en çok tepinilen üç kavram haline geliyor.”

Enflasyonu her gün konuşuyoruz, enflasyon düşmek bir yana, her gün biraz daha artıyor.

Aylarca seçimi konuşuyoruz, seçim hukukuna aykırı olmadık işler yaşıyoruz.

Her hafta, bazen her gün anayasa konuşuyoruz, anayasanın uygulanmadığı örnekler ortada.

Örneğin, Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmadığı gibi, Anayasa Mahkemesi bir diğer yüksek yargı organı Yargıtay tarafından aklın alamayacağı biçimde ağır eleştirilere uğruyor.

Üstelik, geçen gün Taha Akyol’un vurguladığı gibi:

“Kararına uymayacağını ilan ettiği Anayasa Mahkemesi ile ilgili Yargıtay 4 Nisan 2023 tarih ve 2023/966 sayılı kararında...

Anayasa Mahkemesi kararları Yargıtay’ı da bağlar” diyor.”

Ama, Yargıtay şimdi o kararını unutuyor.

Enflasyon, seçim, anayasa...

En çok konuştular, hep birlikte en çok konuştuk ama, en çok konuştuklarının üstünde en çok onlar tepindi.

Ya “hürriyete, adalete ve fazilete aşık evlatlar?..”

Onların da seslerini kısmak için her gün ellerinden geleni yapıyorlar.

Bugüne böyle geliyoruz.

Sanayi Devrimini atlayarak, Rönesans'ı ıskalayarak...

İlgili İçerikler