“İliştirilmiş” Arap ülkeleri ve göç dalgası
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

“İliştirilmiş” Arap ülkeleri ve göç dalgası

Bugün karşımızda çok başka “iliştirilmiş” bir durum var. Savaşı sadece İsrail açısından gören ülkeler var. Hayır, Batı ülkelerini kastetmiyorum, onlar zaten malum. Ama, Arap ülkeleri?

Orta Doğu’daki Arap Devletlerine, orada hüküm süren krallar, prensler, cumhurbaşkanları ve devlet başkanlarına bakın!..

İsrail Gazze’yi vuruyor da vuruyor.

Arap Devletlerini yönetenlerden ses çıkıyor mu? Çıksa bile, birkaç cılız itiraz.

Oysa, sabahtan akşama kadar, başta Amerika, Batı ülkelerindeki cumhurbaşkanları ve hükümet başkanları İsrail’e destek vermek için sıraya giriyor.

Nerede bu Arap ülkeleri?..

Aynı kaderi paylaştıkları insanlar öldürülüyor, onlar sanki yer yarılmış içine girmiş, ara ki, bulasın!..

Ne sesleri duyuluyor ne nefesleri.

Utanç verici

“İliştirilmiş...”

Özellikle savaşı izleyen gazeteciler için kullanılan bir deyim, “iliştirilmiş gazeteciler”; bizde de İngilizcesi yaygın kullanılıyor, “embedded journalists.”

Ne demek?

Savaşlarda, sıcak çatışma alanlarında çatışmanın sadece bir tarafındaki askerlerle birlikte hareket eden, savaşı sadece onların açısından anlatan gazeteciler için kullanılan, yüz kızartıcı bir deyim.

Bugün ise karşımızda çok başka “iliştirilmiş” bir durum var.

Savaşı sadece İsrail açısından gören ülkeler var.

Hayır, Batı ülkelerini kastetmiyorum, onlar zaten malum.

Ama, Arap ülkeleri?

Arap ülkelerindeki yönetimler Amerika’ya iliştirilmiş, utanç resmi geçidi halinde.

Amerika sanki hepsini teslim almış ve susturmuş, İsrail’in önünü açıyor.

Şaşırtıcı olan, devletlerinden bağımsız, şu ana kadar Arap Halkları da sessiz.

Mahmud Abbas

O suskunluk içinde Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a benzer bir sayfa açmak gerekiyor.

Evet, Mahmut Abbas Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile görüşüyor, İsrail’in saldırılarının durdurulmasını istiyor.

Evet, Filistin Halkı’nın korunmasını, Filistin’e insani ve tıbbi yardım ulaştırılmasını talep ediyor.

Evet, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Türkiye kral, prens ve cumhurbaşkanlarıyla görüşüyor.

Sonra?..

Sonra hiç.

Ne Arap ülkeleri Mahmud Abbas’a yardımcı oluyor, ne de Mahmud Abbas daha aktif bir politika izleyebiliyor.

Vurulan kendi halkı, kendi ülkesi ama, klasik diplomatik temaslarının ötesinde, bir haykırışını duyan yok.

“Değerli kent” yerle bir

Kaç gündür, sabah akşam...

Gazze... Gazze...

Ne anlama geliyor Gazze?

Arapça ve İbranice “güçlü” anlamını taşıyor. İngilizce ve Fransızcaya “güçlü kale” olarak geçiyor.

Antik Mısır’da ise, buraya “Ghazzat” adı veriliyor, “değerli kent” anlamında.  

Değeri nereden geliyor?

Yaklaşık 10 kilometre genişliğinde, 41 kilometre uzunluğunda Akdeniz kıyısındaki Gazze, elverişli topraklara sahip. Akdeniz kıyısında uzanması Arap Yarımadası’na ayrı bir değer katıyor.

Gazze’nin nüfusu bugün 2 milyondan biraz fazla.

Kilometrekare başına yaklaşık 5 bin 500 kişi düşüyor, nüfus yoğunluğu açısından dünyada ilk sırada. İnsanlar dar bir alana sıkışmış, üst üste yaşıyor.

Gazze, 1967 yılında Altı Gün Savaşı sonucu İsrail tarafından ele geçiriliyor. Oslo Anlaşması’yla 1993’te Filistin Ulusal Yönetimi’ne geçiyor.

2007’de Hamas seçimleri kazanarak, Gazze’yi Filistin Ulusal Yönetimi’nden teslim alıyor. O tarihten bugüne kadar kenti Hamas yönetiyor.

Böylece Filistin Halkı parçalanıyor.

Filistin Halkı’nın bir bölümü Gazze’de Hamas tarafından, diğer bölümü Batı Şeria’da Mahmud Abbas’ın Başkan olduğu Filistin Devleti tarafından yönetiliyor.

Trajik bir gerçek, parçalanmış bir halk.

İsrail’in işgaline doğru

Hamas’ın amacı “Filistin İslam Devleti” kurmak. 1980’lerin ikinci yarısında bu amaçla kuruluyor ve bugüne kadar aynı çizgiyi sürdürüyor.

Gerek bölgedeki, gerekse dünyadaki Müslüman ülkelerin bazıları Hamas’ı destekliyor, bazıları “terörist” gördükleri nedeniyle, karşı. Arasının en iyi olduğu ülke İran. Türkiye ile de 2006 yılından bu yana iyi ilişkiler içinde.

Savaşla birlikte, İsrail amacını duyurmaktan çekinmiyor.

Fırsat bu fırsat, Gazze’yi işgal etmeyi hedefliyor.

Hamas karşısında askeri ve teknik donanımda kıyaslanmaz üstünlüğü, ayrıca dünyanın verdiği büyük siyasal destek sonucu İsrail’in Gazze’yi ele geçirmesi zor değil. Bir daha da oradan kolay kolay çıkması uzak ihtimal.

Çok büyük sorun

İsrail işgal eder ve Filistin biraz daha küçülür.

Sayısız ekonomik ve sosyal sorunun yanı sıra, savaşın getirdiği yine sayısız insani sorunlarla beraber, çok büyük bir başka konu burada.

Türkiye dahil, bütün bölge ülkeleri için çok büyük sorun.

İşgal sonucu, Gazze’de yaşayan 2 milyon aşkın insan nereye gidecek? Nereye göç edecek?

Ne kadarı Gazze’de yaşamaya devam edebilir, bilinmez.

Ancak, belli bir nüfusun oradan göç etmek zorunda kalacağı ortada.

Bu da yeni bir göç dalgasına işaret ediyor.

Şu anda suskunluğunu koruyan “iliştirilmiş Arap ülkelerini” ben o zaman görürüm.

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almanca'dan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

İlgili İçerikler