Yiyecek yetiştirme, oyun oynama, dinlenme yeri, kısaca konutun arkasındaki arazi. Türk Dil Kurumu’na göre “arka bahçenin” tanımı böyle.
Yok, bu değil.
Başlıktaki “arka bahçe”,o “arka bahçe” değil.
Başlıktaki “arka bahçe” siyasetteki “arka bahçe”. Değişik toplumsal gruplardan oluşan, bir partiyi destekleyenlere “huzur ve güven veren” bir yer.
En büyük arka bahçe
Seçmen kitlesine ek, en büyük “arka bahçe” AKP’yi fiilen ve zihniyet olarak destekleyenlerin toplandığı “AKP’nin arka bahçesi."
İki büyük güç, yargı ve üniversiteleri bir yana bırakırsak, yargı zaten siyasallaşmış, üniversiteleri çoğunlukla zaten hizaya getirmiş...
AKP’nin “arka bahçesi” dört ana gruptan toplanabilir:
-MÜSİAD, Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği.
14 bin üyesi, yurt içi ve dışı 168 şubesi ile sanayi sektörünün her alanında faaliyet gösteriyor, siyasi açıdan AKP ile aynı inanca sahip.
-HAK - İŞ ve TÜRK - İŞ.
TÜRK - İŞ Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonu, bir milyon 313 bin üyesiyle bütün sanayi dallarında örgütlü. Zihniyet olarak karışık, AKP destekçisi.
HAK - İŞ yaklaşık 900 bin üyesiyle ikinci büyük işçi konfederasyonu. AKP döneminde gelişiyor, AKP ile aynı siyasal inançta.
-Medya.
TV ve yazılı medyanın yüzde doksanı AKP’nin denetiminde. O kanallarda ve gazetelerde muhalefetin sesi hiç çıkmıyor.
-Ev kadınları.
Ev kadınlarının ezici çoğunluğu oyunu AKP’ye veriyor. AKP toplam oyunun yüzde 20’sini ev kadınlarından alıyor.
“Arka bahçe” insanlara “huzur veriyor” ya...
“AKP’nin arka bahçesinde” yer alanlar son aylarda ne kadar “huzurlu?..”
Türk malı ithalatı
Türkiye’nin önemli tekstilcilerinden Abdullah Kiğılı 2021 Şubat’ında döktürüyor:
“Erdoğan ile Türkiye elli yıl ileriye gitti”.
Aynı Kiğılı şimdi feryat figan halinde:
“Altı ay sonra üretim duruyor, Anadolu’da fabrikalar kapanıyor, bizi bekleyen büyük bir felaket var”.
Tekstilde son altı ayda 3 bin 298 firma kapanıyor, 55 bin kişi işsiz kalıyor, bazıları Mısır’a taşınıyor.
Mısır’dan tekstil ithalatı 2020’de 97 milyon dolar iken, 2024’te 289 milyon dolara yükseliyor. Ortaya garip bir denklem çıkıyor:
Türkiye Mısır’dan Türk malı tekstil ürünleri ithal ediyor!..
“Sesimiz daha çok çıkacak”
Ekonomik kriz uzun sürüyor, bitmek bilmiyor.
Son dört yılda fiyatlar toplam yüzde 505 artıyor. Kiralardaki artış ise korkunç, yüzde 896.
Türkiye’nin en büyük 500 firmasının bulunduğu ISO 500 içindeki on bir reel sektör firmasında üretim duruyor, o firmalar konkordato ilan ediyor.
MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir:
“Türkiye ekonomisi büyüdü ama, büyüme tabana yayılmadı. Yüksek gelirli ülkeler ligine girerken, emek yoğun sektörlerde rekabet zorlaşıyor. Şimdi iyi sınav veremiyoruz, sadece ekonomide değil, toplumsal zihniyette de reformlar şart. Bundan sonra sesimiz daha çok çıkacak”.
“Arka bahçeden” bir siren sesi yükseliyor.
Asgari ücret komisyonu
2025 başında 22 bin 105 lira olarak belirlenen asgari ücret Eylül’de reel olarak 16 bin 483 liraya geriliyor. Dokuz aylık toplam kayıp 64 bin 652 lira.
58 yıldır Asgari Ücret Komisyon üyesi TÜRK - İŞ “artık katılmayacağını, hükümetin asgari ücreti iş verenle belirlediğini, işçi önerilerini dikkate almadığını” açıklıyor.
HAK - İŞ Başkanı Mahmut Aslan da bayrağı açıyor:
“TÜRK - İŞ’in kararını yerinde buluyoruz. Bu Asgari Ücret Tesbit Komisyonu ile devam edemeyiz. Hükümet sadece iş verenlerle oturup, asgari ücreti belirlerse, endüstri ilişkileri tarihi yara alır, bunu telafi etmek çok zorlaşır. Biz, TÜRK - İŞ ve DİSK farklı düşünebiliriz ancak, bu konuda ortak bakışa sahibiz”.
“Arka bahçeden” bir siren sesi daha yükseliyor.
Ev kadınlarının yarısı
“Geçim sıkıntım var, çocuklarım iyi eğitim alamıyor."
Toplumun yaklaşık üçte birini oluşturan ev kadınlarının önemli bölümü yıllardır AKP’yi destekliyor. Ekonomik krizle birlikte...
Ev kadınlarında AKP’ye oy verme oranı yarı yarıya düşüyor.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü verilerine göre...
Ev kadınlarında AKP’ye oy verme nedeni yaşam tarzıyla ilgili. Erdoğan kaybederse, kızlarının liseye, üniversiteye alınmayacağından, devlet memuru olmalarının engelleneceğinden kaygı duyuyorlar, bu nedenle yıllardır AKP’yi destekliyorlar.
Ama, yoksulluk artık öyle vuruyor ki, siyasi tercihleri değişiyor.
“Arka bahçeden” bir siren sesi daha yükseliyor.
Medya sesini bastırıyor
“Arka bahçedeki” diğer elemanlar seslerini açık açık yükseltirken, yandaş medya kendi derdinde.
Yandaş kanallar sık sık el değiştiriyor, hangi kanala kimin sahip olduğunu orada çalışanlar bile bilmiyor.
Yazılı medya ise ekonomik sıkıntı karşısında çareyi matbaa kapatmakta, gazetecileri işten çıkartmakta buluyor.
“Arka bahçede” bir siren sesi daha yükseliyor.
Siren seslerini Ankara’da kimler duyuyor, bilinmiyor.
Ancak, çoğunluğun kulakları patlıyor!..


