Gazeteciyi sabahın köründe ailesinin önünde apar topar alıyorsunuz…
21 yaşındaki Rojin “intihar etmiştir” diye günlerce delil saklıyorsunuz!
Belediyelerin seçilmişlerini de çalışanlarını da sabahın köründe çoluk çocuklarının önünde apar topar alıyorsunuz…
Rojin’in bedeninde bulunan DNA’ları günlerce gizliyorsunuz!
Üniversiteli gençleri sabahın köründe evlerinden, yurtlarından apar topar alıyorsunuz…
Hayat ve tabiat hakkı savunucusu gazeteci Hakan Tosun’un kimliğini 27 saat boyunca açıklamıyor, ailesine haber vermiyorsunuz.
Bir eleştiri dile getirdiler diye sokaktaki vatandaşı sabahın köründe apar topar alıyorsunuz…
Hakan Tosun cinayetinin zanlılarını karakola lütfen davet edip kamera kayıtlarını bile almıyorsunuz.
Osman Kavala, Can Atalay ve diğerlerini yıllardır içeride tutuyorsunuz…
Sinan Ateş cinayetiyle bağlantılı avukatın onca ihbar ve takiple bile öldürülmesini engelleyemiyorsunuz.
Hastalığı ciddi olan insanları inatla cezaevlerinde tutmayı biliyorsunuz…
Her dört çocuğundan biri yoksul, her beşinden biri aç olan bir ülkede sizinle gurur duyulmasını istiyorsunuz.
Yolsuzlukla mücadele diye atıp tutuyorsunuz…
Bebek katliamı sorumlusu da, kara para zanlısı holding yöneticisi de, uyuşturucu kaçakçısı da sizlerle boy boy poz vermiş, utanmıyorsunuz.
Oy versinler diye kasabadan kasabaya, köyden köye koşuyorsunuz…
Kıyıları, ormanları, milli parkları kankanız madencilere, betonculara altın tepside sunuyorsunuz…
İyi bir şey olan “barış”ı bile kendi hesaplarınıza alet edip oraya buraya koşturuyorsunuz…
Onca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ı “kin-intikam rehinesi” olarak içeride tutuyorsunuz.
LGBTİ+ artı vatandaşlarınızı düşman ilan ediyorsunuz…
100 lira yemek günü parası ödeyemedi diye minik öğrencilerin arkadaşları önünde aç bırakılmasını sindiriyorsunuz.
Gazze Gazze diye yeri göğü inlettiğinizi sanıyorsunuz…
“İsrail verdiğimiz silahları çok iyi kullandı” diye binlerce insanı, çoluk çocuk yok eden, binlercesini yerinden yurdun eden Netanyahu’yu alkışlatan Trump’ın gölgesinde serinliyorsunuz.
Listeyi bir de kendiniz uzatın; içinizde insan, vicdan, adalet, hak, hakkaniyet, hukuka dair bir kırıntı varsa, ona bir sarılsanız…
Fakat kırıntının bile bayatlığı şuradan belli ki, “Rojin cinayetinin soruşturulması için verilen önerge”yi bile, iki iktidar ortağı olarak, zaten bu halkın acılarıyla ilgili her meseleyi reddettiğiniz gibi, milletin meclisinde reddediyorsunuz.
Bir bakanınız çıkıp sanki kendi cebinden veriyormuş gibi “emekliye para ödemekten” de, onların kiminin “uzun yaşayıp yıllarca maaş alması”ndan da yakınıyor pervasızca…
Rojin’in babasının kızını okutabilmek için sırtında taş taşımış olmasından, nice ana babanın bağrına taş basıp bu karanlıkta evlatlarına bir gelecek sunmaya çabalamasından bile etkilenmiyor o kara kuru kırıntılarınız!


