Omuz omuza!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Omuz omuza!

O mavi berelilerin yüzündeki nefreti nerede imal ettiniz Nihat Bey? Devletin, halkın jandarmasını nasıl kendi mülkünüz yapıp yoksul köylünün mülkünün gaspına özel güvenlik gücü tayin ettiniz?

Haklısınız, herkesin derdi başından aşkın…

Ama belki de bu yüzden öyle oluyor.

Yani omuz omuza olmamız gerekenleri ihmal ettiğimiz için, omuzlarımız dayanışmadan yoksun kalıp hayat yükünü, iktidar baskısını, her türlü adaletsizliği yalnızlık içinde yüklenmek zorunda kalıyor!

Bir evde oturuyorsunuz, belki mütevazı bir bahçeniz var.

Bir şirket oraya göz dikmiş. Devlet şirketin emrine jandarmayı, polisi veriyor.

Jandarma er ya da uzman çavuş, astsubay belki sizin memleketten, her hâlükârda, şirketin servet dünyasının değil, ya sıvasız hanelerin ya mütevazı evlerin çocuğu.

Ama copunu size kaldırıyor, gazını yüzünüze sıkıyor, kalkanıyla sizi ittiriyor. Bağırıyor, öfkeleniyor, sizi düşman görüyor.

Size ait bahçeyi şirket adına işgal eden bir devlet gücü var. Yoksul halk çocuklarını, milletin vergileriyle, özel bir şirketin, arsız patronların emrine vermişler.

Neyi koruduğunun, kime saldırdığının bile farkında değil o üniformayla.

Akbelen'de olan bu. Köylüye ait tapulu araziyi işgal edip şirketi koruma kollamayla görevli karakol haline getirmek üzere son direniş noktasına da saldırdılar.

O mavi berelilerin yüzündeki nefreti nerede imal ettiniz Nihat Bey? Devletin, halkın jandarmasını nasıl kendi mülkünüz yapıp yoksul köylünün mülkünün gaspına özel güvenlik gücü tayin ettiniz?

Devletin en tepesinden oradaki jandarmaya kadar, haktan, haklıdan, hakkaniyetten, adaletten, insanlıktan, tabiattan, ağaçtan, havadan, sudan nefret silsilesini nasıl kendi mülkünüz yaptınız?

Halkı pahalılık, işsizlik, gelecek endişesi, yoksulluk, sefalet, açlık karşısında korumayan devlet gücü, şirket adına bu ülkenin aklını, vicdanını işgale, sopalamaya, söküp atmaya memur edilmiş.

Şu ikisini birleştirin lütfen:

Akbelen'de ağaçlara saldıran, köylülere, direnenlere, suya, havaya, toprağa saldıran; arsız şirket menfaatleri için bu halkın yoksul çocuklarını emir komuta altında seferber eden hangi organizasyon ise

Maaşınızı, ücretinizi, emekliliğinizi, aşınızı, işinizi, evladınızın geleceğini kurutan, çürüten ve bu ülkenin geleceğini pazarlayıp yerli yabancı arsızlıklara sunan da aynıdır!

Yani Akbelen'de cop yiyen omuz ile hayat pahalılığında ezilen sizin omuz aslında kardeştir.

Şu ikisini birleştirin lütfen:

Akbelen'de ağaçlara saldıran, köylülere, direnenlere, suya, havaya, toprağa saldıran; arsız şirket menfaatleri için bu halkın yoksul çocuklarını emir komuta altında seferber eden hangi organizasyon ise…

Her gün ahlak üstüne fetva verip kadınları, annelerin dizlerini, küçücük kızları "cinsel nesne" olarak aşağılayanlar, LGBTİ+ nefreti saçanlar, fakirliği yüceltmek için sakalını sıvazlayanlar da aynıdır!

Yani Akbelen'de cop yiyen omuz ile bu despotik fetvacıların aşağıladığı hayatlar ve insanların omuzları aslında kardeştir!

Şu ikisini, hatta dördünü de birleştirin lütfen:

Maçlar boyunca milli voleybolcu Ebrar Karakurt'a saldırıp duranlar, onun nezdinde toplumsal cinsiyet eşitliğine küfredenler hangi organizasyon ise…

Kahramanmaraş'ta depremde 1400 kadar insana mezar olan Ebrar Sitesi'ni çürük çarık yapanlar, AFAD raporunu bile takmayanlar, depremdeki 1400 can kaybına değil, müteahhitlerin kendilerinden olup olmadığına bakanlar, "Doğru ve dürüst insan" manasına gelen Ebrar adı bir kadın voleybolcuda vücut bulmuşken; hile hurdalı, çürük çarık inşaatlarına sırf "İslami motifli" diye utanmadan o adı verebilenler ve katliam yapmış Ebrar'a değil, şampiyon Ebrar'a köpürenler de aynıdır!

Susurluklu Avrupa şampiyonu bir milli sporcunun adının bir sokağa verilmesini reddedenler hangi organizasyon ise…

Bir zamanların mafya ve derin devlet simgesi Susurluk vakasını aydınlatmak bir yana, o ekiplerle siyasi-ticari kanka olanlar da aynıdır!

Kirletilen bir ülkeniz var.

Bir de bir dolu yük binen omuzlarınız.

O omuzlar ya omuz omuza kardeş olacak ya tek tek çökecek!

Umur Talu kimdir?

Umur Talu, ilk, orta, liseyi Galatasaray Lisesi'nde yatılı okudu. 1980'de Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi'den mezun oldu.

Üniversite döneminde Demiryolu İşçileri Sendikası ve Marmara Boğazları Belediyeler Birliği'nde çalıştı. Günaydın gazetesinde başladığı gazeteciliği, Güneş, Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, tekrar Milliyet, Star, Sabah, Habertürk'te sürdürdü. Muhabirlik, ekonomi servisi yönetmenliği, yazı işleri müdürlüğü, genel yayın yönetmenliği, köşe yazarlığı, kısa süre Paris temsilciliği yaptı.

Medyakronik başta olmak üzere, çok sayıda web sitesi ile dergide makaleleri yer aldı.

Birkaç dönem Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu'na seçildi, başkan yardımcılığında bulundu.

İstanbul Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi İletişim fakültelerinde ders verdi.

Türkiye medyasında ilk "ombudsman"lik kurumunun kurulmasını gerçekleştirdi. 1998'de Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni hazırladı.

Çalışmaları Türkiye Basın Özgürlüğü Ödülü, iki kez Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Köşe Yazısı ÖdülüÇağdaş Gazeteciler Derneği Ödülü başta olmak üzere, çeşitli mesleki ödüllere değer görüldü. Aynı yıl, üç farklı gazetecilik örgütünden köşe yazarı ödülü aldı.

Bodrum: Yüzyıllık Yolculuk, Kadınımızın Hatıra Defteri gibi belgesellerde metin yazarlığını yaptı.

Sosyal Demokrasi, Fransa Bölümü (Turhan) Uçuran Bey Postanesi (Milliyet), Dipsiz Medya (İletişim), Bedelli Gazetecilik (Everest), Senin Adın Corona Olsun (Literatür) kitapları yayımlandı. Keynes'in (O. E. Moggridge, Afa Yay.) çevirisini yaptı.

 

 

İlgili İçerikler