Süreç kritik bir eşikte mi?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Süreç kritik bir eşikte mi?

Kulislerde uzunca bir süredir devam eden sessizliğin sebebinin yasal düzenlemeleri ekime sarkıtmak arzusu olduğu iddia ediliyor, ancak partilerin taslağın temmuz sonuna yetişmesi için mutabakata varmaya çalıştıklarını da biliyoruz. İmralı Heyeti’nin, Devlet Bahçeli ile bir araya gelmesi, bu yöndeki en somut gelişme oldu. Umalım ki sonuç getirsin

Süreç kritik bir eşikte mi?
MHP lideri Devlet Bahçeli ve İmralı hyetei

Çözüm sürecinin bir türlü yeterince toplumsallaşmadığını, ne Türk ne de Kürt halkının bu çözümün gerçekleşeceğine ikna olmadığını yazıp duruyoruz.
Bunun da en büyük nedeni olarak; elbette masanın kural koyucusu, karar vericisi ve yasa yapıcısı olan iktidarı ve ortağını gösteriyoruz. Süreci başlatmakla birlikte iktidar cephesinde görüntü bu.

Meselenin topluma inememesi, toplum tarafından benimsenememesi; bu insanlara ilişkin olarak geçmiş tecrübelerden önce, söyledikleri iddialı sözlerin, yaptıkları koca koca tanımların, “Sözümüzün arkasındayız” vurgularının altını aradan geçen sürede doldurmamış olmalarıdır şüphesiz.


Nedir bu koca koca sözler? Birkaç örnek verelim:

Süreci salt bir silah bırakma meselesi değil, Türkiye’nin siyasal/sosyal yapısını değiştirecek tarihî bir eşik olarak tanımladılar.
Tüm siyasi riskleri alarak bu süreci nihayete erdirmekte kararlı olduklarını söylediler.
Öcalan gelsin, Meclis’te konuşsun” dediler.
Demirtaş çıkacak” mesajı verdiler.
Ahmet’ler göreve” diyerek “Belediye başkanları göreve dönecek” dediler.
Umut hakkı” dediler.
Barış yasası” dediler.
Öcalan’ın statüsü, barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü olsun” dediler.

Hiçbirini yapmadıkları gibi açıklamaları, sözleri duyulmaz oldu.

Siyasette çok da alışık olmadığımız bir sessizlikle konunun muhatabı konumundaki heyeti oyalayıp durdular.
Son ana kadar kesinleşmeyen, ama gece yarıları aniden gerçekleşen görüşmeler yaptılar.
Verdikleri sözleri de, tahminî süreleri de aştılar.

Şimdi de kulislerde bu sessizliğin, bu tuhaf buluşma tarzlarının sebebinin yasayı ekime sarkıtmak istemeleri olduğu iddia ediliyor, ancak partilerin taslağın temmuz sonuna yetişmesi için karşılıklı mutabakata varmaya çalıştıklarını da biliyoruz. İmralı Heyeti’nin, sürpriz çıkışıyla çözüm sürecini başlatan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile dün bir araya gelmesi, bu yöndeki en somut gelişme oldu. Umalım ki sonuç getirsin.

Diğer yandan, kulislerde dile getirilen yasal düzenlemeleri Ekim ayına bırakma iddiası doğrulanırsa, bu yaklaşım süreci her türlü provokasyona daha açık hâle getirmek anlamı da taşır. Ve sadece provokasyon değil inanç kaybının da sürece verebileceği zararı göz önünde tutmak gerekir.

Önümüzde iki riskli konu var aslında.

Birincisi; oyalama hâlinin devamı, yasal düzenlemeleri tümden ekime bırakma ihtimalinin Kürtler üzerinde nasıl etkileri olabileceği. Çokça yazdık, tekrarlayalım; Kürtler, özellikle de genç kesim, yükselen bir milliyetçi dalganın eşiğinde. Bu nesil, son barış isteyen nesil olabilir” tespitinin altını çizenler boş konuşmuyor elbette. Özellikle Kürt toplumu açısından bu belirsizlik hâlinin uzamasının, zaten pamuk ipliğine bağlı bir aidiyet duygusunun; çok zayıf olan güveni ilkel bir milliyetçiliğin örgütlenmesine yönlendiriyor olma olasılığını göz ardı etmemek lazım. Bu fraksiyon -ilkel milliyetçi- günden güne büyüyor, palazlanıyor ve en önemlisi de örgütleniyor. Özetle bu son fırsatın da heba edilmesi büyük felaketlere yol açabilir.

İkinci risk faktörü ise yasal düzenleme işinin ekime, yani yeni yasama yılına  bırakılmasının yaratabileceği başlıca sakıncalar.

Misal yeni Ceylanpınarlar…
Yeni provakasyonlar…

İnsan bu noktada;
yoğun bir çatışma, çok fazla kayıp, ölüm, acı barındıran ve Cumhuriyet’le yaşıt bir sorununu çözmekten başka Meclis’in daha önemli ne işi olabilir, diye sorarken buluyor kendisini.

Bir felaket daha yaşama ihtimalini göze almak yerine bu yaz tatil yapmayın, yasal düzenlemeleri bir taslak olarak Meclis’e getirin. Ve tamam, gerekirse tartışması, müzakeresi ekime kadar sürsün. Ama artık ekimde bu yasa çıkacak hâle gelmiş olsun.
Bu sessiz sürüklenişlerle süreci kritik aşamalara taşımayın. Oy için, siyasal hesaplar  için bu topluma bu kötülüğü yapmayın.

Şunu unutmayalım: Evet, çatışma olmayan, kan akmayan her saniye büyük bir kazanımdır.

Fakat zamana yaydığınızda yaşanabilecekleri ne tahmin edebilir ne de önünü alabilirsiniz. Bunun da sonucu yeniden savaş olacaksa, kaybedeni de şüphesiz ki yine sen, ben, biz, çocuklarımız olacaktır; lütfen kendimize bu gerçekliği hep hatırlatalım.
O yüzden tüm gündemleri bir kenara bırakıp sürecin sağlıklı ilerlemesinde rol oynamak, işin yasal düzenlemeler kısmını adım adım, incelikle takip etmek gelecek nesillere en büyük borcumuzdur, diyorum.

 


T24’ÜN ARKASINDA HİÇBİR GÜÇ YOK; TEK GÜÇ SİZ OLUN, REKLAMSIZ T24’E ABONE OLUN

İlgili İçerikler