NATO’yu neden protesto ettik?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

NATO’yu neden protesto ettik?

Yeryüzünün en öldürücü silahlarını nasıl üretip pazarlayacaklarını konuştukları bir toplantıda hediye edilen korkunç bir silah ve bu hediyeye karşı gösterilen ikiyüzlü tepkiler... NATO’ya neden mi karşıyız?

NATO’yu neden protesto ettik?

NATO Zirvesi geride kaldı. Ankaralılar epey öncesinden başlayarak zirvenin kent hayatında yarattığı sıkıntıyı yaşadılar. İstanbul'un Beyoğlu semtinde yaşayan biri olarak, bu sıkıntıyı iyi bilirim. Millet Bahçesi yapmakla övünen iktidar bizim buraları da (C)Eza Bahçesi haline dönüştürdü. Artık ne kadar kullanılıyor bilmiyorum, eskiden kalemle not aldığımız ajandalar vardı, önemli tarihler yazardı içinde. Sanırım İstanbul valisinde de böyle bir ajanda var. Taksim'in kapatılacağı günler ajandası. Hafta sekiz, ay on dokuz bizim caddeler, metro durakları, İstiklale çıkan sokaklar falan kapatılıyor. Bu işin bekçiliğine tayin edilen polisler bile sıkılmış durumda, amirlerine çaktırmadan bu bu durumun saçmalığından yakınıyorlar. Saçmalığı bırakın yapılan düpedüz Anayasa'ya aykırı. Memlekette Anayasa mı kaldı ya, komik olma diyeceksiniz, haklısınız. Bir Cumhurbaşkanı zamanında Anayasa'yı bir kere çiğnemekle bir şey olmaz diyerek yolu açmıştı, bugünlerde Anayasa ana bir metin olmaktan çıkmış, kişilere, zümrelere, siyasi rakiplere, sınıflara göre uygulanıp uygulanmayacak maddelerden mürekkep bir metne dönüşmüş durumda.

NATO zirvesini İstanbul Tabip Odası olarak Türk Tabipleri Birliği, siyasi partiler, sendikalar ve TMMOB gibi başka demokratik kitle örgütleriyle beraber protesto ettik. Bu tavır alışı, bu duruşu gerçekçi bulmayan, sorgulayan, eleştirenler oldu. Dahası, bunun Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşması, yüzünü Rusya ve Çin’e dönmesi demek olduğunu, bu durumun Türkiye’nin daha fazla demokrasiden uzaklaşmasına, daha otoriterleşmesine yol açacağını savunanlar da oldu. 

Peki biz NATO’yu neden protesto ettik, NATO’ya neden karşıyız, NATO gerçekten bir savunma işbirliği örgütü müdür? Aslında bu sorulara yanıt olacak  iki sembolik gösterge var. Yalnızca onları yazmam bile yeterli olur, ancak demokratik bir kitle örgütünün başkanı olarak açık ve net olarak neden karşı olduğumuzu, neden protesto ettiğimizi  söyleyeceğim. Önce neden karşı olduğumuza dair sembolik göstergelerden biri. İster kabul edin ister etmeyin, NATO’nun esas sahibi Amerika Birleşik Devletleri'dir. NATO’nun kuruluşundan bugüne tarihine bakın, her satırında bunu görürsünüz. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump 5 Eylül 2025'de imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle Savunma Bakanlığı’nın (Department of Defence) adını Savaş Bakanlığı’na  (Department of War) çevirdi. Her ne kadar resmi olarak bu ismin kullanılması için kongrenin yasa çıkartması gerekse de fiili olarak bu isim kullanılıyor, eskinin Savunma Bakanı da , bir anda Savaş Bakanı oluverdi. Bundan beş ay sonra da durduk yerde İran’a savaş açtı.

NATO’nun tarihi karanlık sayfalarla doludur. Üye ve üye olmayan ülkelerde yüz binlerce insanın işkence görmesinden, ölümlerinden, rejim değişikliğinden sorumlu Gladyo, ülkeden ülkeye adı değişse de bir NATO birimidir. Operasyonları yerel güçlerce ifa edilse de, bu faaliyetlerin NATO içinde yer alan merkezi bir istihbarat ve koordinasyon içinde yürütüldüğünü biliyoruz. Gladyo operasyonlarının hesabı birkaçı hariç üye ülkelerin çoğunda hâlâ sorulmamıştır. Türkiye bu operasyonlardan en çok çeken ülkelerden biridir. Neredeyse birkaç kuşak ilerici, vatansever, solcu genç bu operasyonlarla yok edilmiş, işkencelerle zulmedilmiş, hapislerde hayatları karartılmış, sindirilmiştir. 1 Mayıs 1977, Bahçelievler Katliamı, Kahramanmaraş, Çorum katliamları, sayısız aydın, gazeteci, akademisyenin öldürülmesi yalnızca birkaç örnek. Bu operasyonların komutasında yer alan, tetik çeken, işkence yapanların bir kısmı hâlâ hayattadır, güllük gülistanlık yaşamlar sürmektedirler. İşte bunun için NATO’yu protesto ettik. Yapılanlar unutulmasın, tekrar edilmesin, hesap sorulsun diye.

NATO’nun gizli operasyonları yanında bilinen askeri operasyonlarında da belgelenmiş pek çok insan hakları ihlali söz konusudur. Muhtemelen belgelenemeyenler daha fazladır. NATO operasyonlarındaki insan hakları ihlalleriyle beraber sivil kayıplar, Human Rights Watch, Amnesty International, Birleşmiş Milletler tarafından kapsamlı bir biçimde belgelenmiştir. Peki bunların hesabı soruldu mu, ceza alan oldu mu, benim bildiğim , araştırdığım kadarıyla olmadı. İşte bunlar için de NATO’yu protesto ettik.

Ankara Zirvesi NATO’yu başka bir boyuta taşıdı. Ülkelerin silahlanmaya bütçeden daha fazla pay ayırması, daha fazla silahlanma, zirvenin neredeyse temel konusuydu. Yoksulluğun giderek arttığı, açlığın, sefaletin büyüdüğü, iklim krizinin, su sorununun ciddi boyutlara ulaştığı, doğal hayatın hatta topyekûn Gezegenin tehlike altında olduğu bir dünyada silahlanmaya daha fazla bütçe ayırmak, silah tacirleri ve ana silah tedarikçisi Amerika dışında kime yarar sağlayacak? İşte bu duruma karşı çıkmak için, bu durumun halkların ve bu dünyada birlikte yaşadığımız diğer canlıların yararına değil zararına olduğunu vurgulamak için sesimizi yükselttik, NATO’ya karşı çıktık.

Türkiye Dünyanın en stratejik bölgelerinden birinde, Ortadoğu, Kafkaslar  komşuları. Savaş coğrafyasının tam ortasında. NATO’ya karşı olmak gerçekçi değil argümanlarını duyuyorum. Reel politik perspektifinden bakıldığında bu tezleri savunanlara hak verenler olacaktır. Ama düşünce dünyamızı, hayallerimizi neden, üstelik de karşı olduğumuz bir reel politikle sınırlandırıyoruz ki. NATO Filistin'de soykırıma varan saldırılara karşı ne yapmış? Bugün Küba’yı acil hastalar dışında ameliyat yapılamaz hale getirenlere karşı NATO içinden bir ses duydunuz mu? Afrika'da açlıktan ölen çocuklar daha öldürücü silahlar üretmekten daha mı önemsiz?  Bir zamanlar Üçüncü Dünya ülkeleri vardı, bildiğim kadarıyla Bağlantısızlar Hareketi hâlâ varlığını koruyor, Küresel Güney tam olarak ortak bir ses olamasa da ortak bir şikayetin, Batı’nın kurduğu düzenin sömürgeci, ötekileştirici yapısına karşı çıkışın merkezi olarak güçleniyor. Neden kendimizi reel politik denen safsataya sıkıştırıp daha iyi bir dünya hayalinden vazgeçelim? Vazgeçmiyoruz ve bunun için bir savaş örgütü olan NATO’yu protesto ediyoruz.

NATO’ya karşı olmamızın iki sembolik göstergesi var demiştim. Bir diğeri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Zirve’ye katılan devlet ve hükümet başkanlarına verdiği hediye. Bir Magnum 357 tabanca. Ben silahtan anlamam ama internette araştırdığımda bu silahın mermisinin yalnızca girdiği bedeni delmediği, girdiği yeri parçalayan miktarı arttırılmış baruta eklenen nitrogliserinle zenginleştiğini de okudum. Hediyeyi alanların çoğu bu hediye karşısında şaşırmış, bazıları imha edileceğini söylemiş, NATO genel sekreteri ateşli bir silahı prensip olarak kabul edemeyeceğini ifade etmiş. Yeryüzünün en öldürücü silahlarını nasıl üretip pazarlayacaklarını konuştukları bir toplantıda hediye edilen korkunç bir silah ve bu hediyeye karşı gösterilen ikiyüzlü tepkiler... NATO’ya neden mi karşıyız?..

İlgili İçerikler